Rum itiraflarından ders almayı bilmemek...

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Rumlar zaman zaman itirafta bulunur ve biz Kıbrıs Türklerine karşı yürüttükleri aşağılık siyasetlerini açıklarlar. Açıklamalarıyla Kıbrıs Türklerine yaptıkları zulmü, saldırıları ve yanlışları anlatırlar. Adeta günah çıkarırlar. Yüce Tanrımız bilir ama yine de Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ta işledikleri insanlık dışı suçların affedileceğini pek sanmıyorum. Üç günlük bebeklerden, seksenlik ninelerimize kadar masum insanlarımıza kıyanlar affedilebilinir mi?
Yerleşim bölgelerimize saldırarak evimizi barkımızı, kutsal mabetlerimizi yakıp yıkanlar unutulabilinir mi? 1963-74 yılları arasında adanın yüzde üçünde insanlık dışı şartlarda biz Kıbrıs Türklerini yaşamaya zorlayanları unutmamız mümkün müdür? Rum, bugün bile Kıbrıs Türküne hayat tanımamakta ve adayı Yunan yapmaya çalışmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde Rumlardan bir dizi itiraf ve önemli açıklama geldi. Eski GKRY Başkanı Glafkos Klerides, Eski Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis ve AKEL Genel Sekreteri Andros Kyprianu ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla Rum siyasetinin çirkin yüzünü bir kez daha ortaya koydular. Bu yazıda Klerides’in yaptığı son itirafına yer vermek istiyorum.
Klerides, Rum Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte, geçmişten bugüne Kıbrıs sorununda meydana gelen gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eski Rum lider Klerides, iki toplum arasında çatışmaların yaşandığı 1963-1968 arasında hiçbir şey yapmadıklarını belirterek, Kıbrıslı Türkleri kantonlarda tecrit ederek boyun eğeceklerine inanmalarının çok büyük hata olduğunu bildirdi.  “Kıbrıs Cumhuriyeti için en tehlikeli olan an, Kıbrıslı Türklerin boyun eğmesiydi, çünkü o zaman Türkiye müdahalede bulunacaktı”  ifadesini kullanan Klerides, 1963 olaylarının ardından 1968’de Kıbrıs sorununu görüşmeye başladıklarını, Türk tarafının o zamanlar iki devleti değil 1960 Anayasasında değişiklik yapılmasını tartıştığını kaydetti.
Kıbrıs Türklerinin devlet talebinin 10 yıl sonra gündeme geldiğini belirten Klerides, 1974 öncesi 10 yıllık zamanı soruna çözüm için değerlendirmediklerine dikkati çekti.  “1972 yılında bir çözüm bulduklarını, Zürih ve Londra Antlaşmaları’nda değişiklikler yapıldığını, fakat bu sefer de antlaşmayı ilk ve ikinci kimin imzalayacağına dair bir sorun ortaya çıktığını”  ifade eden Klerides, özetle şunları kaydetti:  “Makarios, Enosis’i ve taksimi engelleyecekleri taahhüdüyle Yunanistan ile Türkiye’nin imzalamaları gerektiğini söyledi. Makarios, Kıbrıs Hellenizminin hedefinden ödün verdiği gerekçesiyle yargılanmamak amacıyla daha sonra imzalamak istedi.”  Klerides,  “Bu şekilde, 1960 Anayasasını kendi lehlerine olacak şekilde düzeltecek ilk istikrarlı adımları atma fırsatını kaybettiklerini”  belirtti.
Türklerin Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) dağılmasını da istediklerini ancak bunu Makarios’un kabul etmediğini anlatan Klerides, Yunan hükümetinin tümenin geri çekilmesini ve EOKA liderlerinden Grivas’ın adadan uzaklaştırılmasını ise kabul ettiğini belirtti.  “Tümenin geri çekilmesinin Kıbrıs (Rum tarafı) için anlamının”  sorulması üzerine ise Klerides,  “Yunanistan’ın Kıbrıs uğruna Türkiye ile savaşa girme riskini göze alacağı konusunda kararlı olmadığının ortaya çıktığını”  bildirdi.
Cennet ada Kıbrıs’ı Yunan yapma uğruna cehenneme çeviren, adada olayları başlatan, adayı kan gölüne çeviren, binlerce Kıbrıslı’nın ölümüne neden olan trajedinin müsebbibi Rum tarafı bugün hâlâ daha Megali İdea ve Enosis peşindedir. Adada cereyan eden olaylardan ders almasını öğrenmemiştir. Kıbrıs Hellenizminin  adaya hakim olması için kan dökmek dahil her şeyi göze almıştır. Bizi katillerimizle birleştirmek isteyenler umarım bu itiraflardan gereken dersleri artık çıkarırlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları