Rum’un tutumu BM’nin misyonunu bitirmiştir

Hüseyin Macit YUSUF

Yabancı diplomatik misyonların yurt dışı görevlendirmelerinde en çok tercih ettikleri ülkelerden biri de bana göre Kıbrıs’tır. Her ne kadar da 50 yıla yakın sürdürülmekte olan Kıbrıs sorunu, Kıbrıs’ta görev almaya aday yabancı diplomatik misyon için bir yük ve baş ağrısı olarak görülse de, çözüm bulma gayretlerinin hemen hemen yarım yüzyıla yakın olması, üzerlerindeki baskı, sorumluluk ve suçlanma ihtimalinin getireceği olumsuzlukları asgariye düşürmektedir. Uluslararası kamuoyunun gözü ve kulağı genelde Kıbrıs’ta görev yapan Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Amerika ve Rusya gibi ülkelerin temsilcileri üzerindedir. Garantör Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yi bu listenin dışında tutuyorum, çünkü söz konusu ülkeler Kıbrıs’ta anlaşmalardan doğan haklarıyla direkt olarak taraftırlar ve mercekler sürekli bu ülkelerin temsilcilerine yöneliktir.

Kıbrıs anlaşmazlığının çözümlenmesinde en etkin rol alan kurum Birleşmiş Milletler olmuştur. Uluslararası sorunları çözmedeki karnesi oldukça zayıf olan BM, bana göre Kıbrıs’ta da sınıfta kalmıştır.
Kıbrıs sorunu Yunanistan’ın Enosis talebini gündeme getirdiği 1948 yılından beri Birleşmiş Milletler’de tartışılmaktadır. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından, Makarios’un 1963-64 olaylarını çıkarması neticesinde Kıbrıs konusu BM gündemine iyice yerleşmiştir. BM Güvenlik Konseyi, 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı kararı ile adada Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün oluşturulmasına karar vermiştir. İki halk arasındaki çatışmaların tekrarlanmasını önleme, düzenin ve hukukun sağlanması ve korunmasına katkıda bulunma ve normal düzene dönme görevini üstlenen BM Barış Gücü bu görevini doğru dürüst yerine getirmemiştir. BM Barış Gücü’nde görev alanlar bana göre güneşi, doğası, denizi, muhteşem olan Kıbrıs’ta tatil yapmaktan öteye bir faaliyet içerisinde olamamıştır. 1964-74 arasındaki EOKA terör olaylarının önlenmesinde BM’nin hiçbir katkısı olmamıştır. BM terör olaylarını, yüzlerce Kıbrıs Türkünün katledilmesini ve binlercesinin evlerini barklarını terk etmek zorunda kalmalarını, izlemiş ve New York’taki merkezine sadece rapor etmiştir
 BM’nin önceleri “arabulucu” olarak başlattığı girişimler doğrultusunda yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması neticesinde BM, iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözümü için  “iyi niyet” misyonu çerçevesinde çaba göstermiştir. BM Genel Sekreterleri, varılacak bir anlaşmayı teşvik etmek üzere birçok diplomatı Özel Temsilci olarak görevlendirmiştir.
BM gözetimi altında dünyanın birçok merkezinde sayısız görüşme ve toplantılar yapılmış, yine de sonuç alınamamıştır. BM Genel Sekreterleri Kurt Waldheim, Butros Gali, Perez de Cuellar, Kofi Annan’ın kendi adlarını taşıyan belge ve planlarla ne yazık ki çözüme ulaşmak mümkün olamamıştır.
BM misyonunun sonuç alamamasındaki en büyük etken, BM Güvenlik Konseyi’nde alınmış bir dizi tek taraflı Rum yanlısı kararlardır. Bu kararlar, zaten anlaşmaya niyeti olmayan Rum tarafının, anlaşmama konusunda elini oldukça güçlendirmiştir. 
KKTC makamları BM yetkili birimleri ile her safhada iş birliği içerisinde olmuş ve çözüm arayışlarında birçok BM öneri ve planına olumlu yaklaşmıştır. En son BM Genel Sekreteri Annan’ın adını taşıyan Annan Planı’na Türk tarafı “evet” oyu kullanmıştır. Annan’ın referandum sonrası hazırladığı ve “Rum tarafının çözümü istemeyen ve engelleyen taraf” olduğuna vurgu yapan raporu BM Güvenlik Konseyi’nin tozlu raflarında unutulmuştur!  BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun ve atadığı özel temsilciler de Rum tarafının malum tutumu nedeniyle başarısız olmuştur. Özel temsilci Downer, Rumların olumsuz tavrından bunalarak apar topar bu görevinden ayrılmıştır.
Yeni temsilci Eide’nin çözüm bulma adına umutları ve projeleri, geçtiğimiz hafta Rum tarafının görüşmelere katılmama kararı ardından, büyük ihtimalle, sonuç almak adına, sıkıntılı bir sürece girmiştir. BM temsilcisi Eide’nin üzerinde çalıştığı yeni “Güven Artırıcı Önlemler” ve son icadı “Köprü Kurucu Önlemler” çalışmaları bana göre başarısızlığa mahkumdur.
Eide’nin Kıbrıs tatili erken bitmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin, Rum tarafını adanın tek egemen meşru devleti olarak gören, Garantör Anavatan Türkiye’yi işgalcilikle suçlayan ve KKTC’nin kuruluşunu tanımayan, tanınmasını yasaklayan ve ada gerçeklerini göz ardı eden kararları geri alınmadıkça Rum tarafının anlaşmaya ihtiyacı yoktur. Bu şartlarda Kıbrıs anlaşmazlığına çözüm bulunması mümkün değildir ve şartlar değişmedikçe BM misyonunun devamına da gerek yoktur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş