Rus uçağı irademiz dışında...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

ABD'nin "yeşil kuşak" projesini özetleyip, Irak'ın işgalini yazdıktan sonra Suriye'deki gelişmeleri mercek altına alan Mehmet Ali Güller'in "Suriye'nin Sevr'i... Amerikan Koridoru" adlı eserini geçtiğimiz ay bir gecede okumuştum. Güller'e kendi camiasından yapılan haksızlıklara girmek istemiyorum. Aydınlık'ta tek okuduğum yazar o... Orta Doğu'daki gelişmeleri kronolojik olarak konuşur gibi yazıp, parçaları yerli yerine öylesine yerleştirmiş ki harita kabak gibi ortaya çıkıveriyor.

İstanbul'da öğrencilik yıllarından beri tanıdığım değerli dostum Dr. Hasan Oktay'a da dikkat çekmek isterim. Türk Milliyetçiliği hareketinin son yıllarda yetiştirdiği az sayıdaki "ziyalı"mızdır. KAFKASAM (Kafkas Stratejik Araştırma Merkezi) Başkanı. Öyle arkasında büyük holdingler falan yok. Tek kuruşluk devlet yardımı da almıyor. Bildiği, analiz ettiği dalları başta Azerbaycan olmak üzere, Kafkas ve Türk Cumhuriyetleri ile paylaşıyor. Raporları Rus medyasında yayınlanıyor. Yandaş ve merkez medyasının görmezden geldiği Dr. Hasan Oktay, bazı televizyonlara konuk olsa da takipçilerinin çoğunluğu sosyal medyadan. Duymayanlar bu ismi bir kenara not etsin. Zira strateji uzmanı diye cilalanan tipler Oktay'ın bildiklerinin zekatını dahi ödeyemez. "İltifat marifete tabidir" derler. Hasan Hoca bir ay önce TRT'de "bir Rus uçağı hava sahası ihlali sebebiyle düşürülebilir" dedikten sonra da gerekçelerini ve sonuçlarını da yazdı. "Suriye'de kriz çıkardılar, Türkiye'nin kucağına bıraktılar" yorumunu yapan Oktay, Rus uçağının düşürülmesinde Türkiye'nin iradesinin olmadığını vurguladı. Vurulunca zafer kazanılmış pozlarına bürünenlerin hemen akabinde vaziyeti kotarmak için "sağduyu" çağrıları haber manşetlerine yansıyan tarafı. Bir de satır aralarına gizlenen yanı var ki "uçağın menşei bilinmiyordu" deniyor. Bir nevi "Rus uçağının olduğunu bilsek vurmazdık" ile "pardon" çekiliyor. Bu arada 17-25 Aralık sürecinde AKP hükümetini darbeyle görevden uzaklaştırmakla itham edilen paralelcilerin bazı yazarları Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetine Rus uçağını vurduğu için destek veriyor. Bu iz bize biraz da bu operasyonun  bir NATO tezgahı olduğu çağrışımı yaptırıyor. Ne günlere kaldık demeyin sakın. Tarih tekerrürden ibarettir...

101 yıl öncesine gidelim. 1914 yılı... İki Alman zırhlısı Boğazlardan geçer "Yavuz" ve "Midilli" adları verilir. Alman personele Osmanlı Bahriyesi'nin üniformaları giydirilir. Ne de olsa Osmanlı Genelkurmayının başında Liman Von Sanders vardır. Ve Karadeniz'de Sivastopol vurulur. Hani bir dönem bizim gençlik kuşağımızın da ağzından düşürmediği "Sivastopol önünde yatar gemiler... Topçu dağları deler yer gök iniler..." marşı işte oradan doğmuştur. Ülkeyi savaşa sokacak bu karardan devrin Sadrazamı Sait Halim Paşa'nın haberi yoktur. Savaşa girmeyi doğru bulmaz. Derhal "Biz tarafsızız, bir kaza olmuştur. Zarar-ziyan komisyonu kurulsun. Tazminatı ödeyelim, özür dileyelim" der. Lakin Osmanlı masa başında bölünmüştür bile.

Gelelim günümüze... Mustafa Kemal'in dehası ile yapılan "Montrö Boğazlar Sözleşmesi" yüzünden "kara delik" saydıkları Karadeniz'e giremeyen ABD, bu yüzden Balyoz ve Poyrazköy, Askeri Casusluk gibi kumpaslarla Türk Deniz Kuvvetleri'ni hedef aldı. Ukrayna ve Gürcistan'a ulaşamadı. Enerji koridorunu kontrol edemiyor ve Rusya'nın hâkimiyetini sindiremiyor. Bir taş ile birden fazla kuş. Diğer yandan BOP  için Türkiye'yi taşeron olarak kullanıyor. Filler tepişirken olan çimlere olurmuş derler... Rus uçağının düşürülmesi Türkiye'yi belki Üçüncü Dünya Savaşı'na sokmayabilir. Ama Rusya'dan bir şekilde diplomatik lisan ile örtülü özür için yarın öbür gün, F-16 pilotları ile Hava Kuvvetleri'nin 3-5 generali görevden alınırsa hiç şaşırmayın

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları