‘Rüzgarı’ eken ırkçı, fırtınaya katlanmalı

İsrafil K.KUMBASAR

Sözde ‘müzakere sürecini’ anlatmak üzere Karadeniz turuna çıkan bölücü terör örgütünün Meclis’teki uzantıları, bölge halkının ‘kendini savunma’ refleksi ile karşı karşıya gelince, ne yapacaklarını şaşırıp gerisin geri kaçmak zorunda kaldılar.
‘Tahrik’ amaçlı gösteriler yaparak ‘halkın hassasiyetlerini’ test etmeye kalkışan uzantılar, halktan ‘hak ettikleri dilden’ cevabı alınca, hemen savunmaya geçiyorlar:
- “Bu ırkçı, faşist bir saldırıdır. Türk-Kürt halkını karşı karşıya getirmeye çalışan bir provokasyon eylemidir. Gerginlik diğer kentlere de sıçrarsa üzüntü verici bir durum oluşur. Sonu nereye gider, düşünmek lazım.” 
Güdümlü yezitler, yedikleri naneye bakmıyor, üstelik bir de suçlayıcı dil kullanıyorlar.
‘Dine’ küfreden bari ‘Müselman’ olsa.
Önce gerdikçe geriyorlar, sonra da hiçbir şey yapmamışlarcasına, ‘zeytinyağı’ gibi üste çıkmaya çalışıyorlar.
Yıllardan beri  “Biz Kürdüz, ayrı bir devlet kurmak istiyoruz” diye etnik ırkçılığın daniskasını yapanlar, şimdi kalkmışlar ihanetlerine karşı tavır alan duyarlı vatandaşları ‘şovenistlik’ ile, ‘faşistlik’ ile suçluyorlar.
Bölücülük yapanlar ‘hümanist’, bölücülüğe karşı çıkanlar ise ‘faşist’, öyle mi?
Ne günlere kaldık Yarabbi?

 

***

 

Kendilerine gelince, nihai hedefe ulaşabilmek için ‘her yolu mübah’ görmek, ‘her türlü melanete’ başvurmak hak.
Dağlara kalleşçe ‘pusu’ kurup, yollara kahpece ‘mayın’ döşeyen bölücü terör örgütüne destek verip, vatani görevini yapan Mehmetçiğe kurşun sıkabilirler.
Yasadışı eylemlerde ‘kadın’ ve ‘çocukları’ ön plana sürüp, asayişi korumaya çalışan polislerin üzerine ‘taş’, ‘sopa’, ‘molotofkokteyli’ yağdırabilirler.
Sokakları ‘savaş alanına’ çevirip suçsuz günahsız insanların üzerine saldırabilir, araçları havaya uçurup yolcuları ‘diri diri’ yakabilirler.
Yaptıklarını onaylamayan, ‘ihanetlerine’ karşı çıkan halkı sindirebilmek için köy-mezra basıp, ‘kundaktaki bebelere’ kadar herkesi katledebilirler.
Kendileri ile aynı amaca hizmet edenler dışındaki siyasi partilere, “Sıkıysa bölgeye gelin” mealinde üstü kapalı tehditler savurabilirler.
Ama, ‘kendi yaptıklarına’ benzer dilden bir cevap ile karşı karşıya kalınca, birden bire kuyruklarını bacaklarının arasına kıstırıp ‘barışın’, ‘kardeşliğin’, ‘hukukun’, ‘demokrasinin’, ‘insan haklarının’ arkasına sığınıveriyorlar.

 

***

 

Sınır kapılarında ‘devlet töreni’ ile karşılanıp ‘mobil mahkemeler’ tarafından serbest bırakılan ‘savaş’ üniformalı sözde ‘barış’ gönüllülerini, ‘davul zurnalar’ ve ‘havai fişekler’ eşliğinde omuzlara almak, ‘parti araçlarına’ doldurup il-il, ilçe-ilçe dolaştırmak, stadyumlarda ‘şeref tribünlerinde’ ağırlamak yetmiyor.
‘Tahammül’ sınırlarını iyice zorlayıp ‘provokasyona’ davetiye çıkarmak için ‘milli hassasiyetleri yüksek’ kentlerin sokaklarında, örgüte ait paçavralar ve bebek katili posterleri ile ‘zafer işaretleri’ yapıp ‘tahrik turları’ atıyorlar.
Bütün amaçları, ‘sırf ekmek parası’ kazanmak amacıyla bölgeye gelen vatandaşlar ile ‘hiçbir ayrımcılık’ gözetmeden onlara ‘kapılarını açan’, ‘evlerinde misafir eden’ bölge halkını karşı karşıya getirmek.
Bu hain provokasyonların, ‘sabır taşı’ iyice çatlamaya başlayan halkın nezdinde elbette bir karşılığı olmalıydı, değil mi?
Ama her ne yaparlarsa yapsınlar, Türk milletinin evlatlarını, ‘bölücü terör örgütünün baskılarından’kaçarak başka kentlere sığınmak zorunda kalan ‘masum’ vatandaşlar ile asla ‘karşı karşıya’ getiremeyecekler.
Bunu asla başaramayacaklar.

 

***

 

Tabiatın kanunlarından biridir bu:
‘Rüzgar’ ekenler ‘fırtına’ biçerler.
Yemesinler, içmesinler de, topyekun ‘denize dökülmedikleri’ için kutsal tanrıları ‘Melek Tavus’a dua etsinler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş