Saddam’ın parasıyla iktidara yürüyenler ve...

A+A-
Arslan BULUT

Kerkük Türkleri onu “Kerkük Türkmenlerinin Sönmez Ateşi” olarak bilir. Geçen hafta kaybettiğimiz İzzettin Kerkük, 1949 yılında liseden mezun olup üniversite tahsili için Türkiye’ye geldiğinde, Türkiye Türklerinin Irak Türkmenlerinden habersiz olduğunu görerek o andan itibaren ömrü boyunca Kerkük davasını Türk halkına anlatmaya çalışan bir kişiydi. Öyle ki yıllar önce Irak Türkmenleri ile ilgili yazılarımdan sonra evine davet ederek Kuzey Irak konusunda Türkiye’de uzmanların hazırladığı ve devlet yetkililerine sunduğu çok özel bir raporu benimle paylaşmıştı. 

***

Son yazılarından birinde, İstanbul’a ilk geldiği günlerdeki hüznünü şöyle ifade etmişti. 
“Saatlerce değil, günlerce kendimizi anlattıktan sonra bize ‘siz İranlı mısınız?’ diyorlardı. Türk kamuoyunun Irak Türklerinin varlığından hiç mi hiç haberi yoktu. Halbuki 1920’li yılların başında Musul Meselesi Lozan’da görüşülürken, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ateşîn nutuklar söylenmiş ve bazı milletvekilleri heyecandan hüngür hüngür ağlamışlardı. Sokaklarda ‘Musul Bizimdir’ sloganının atıldığı mitingler yapılmış ve Musul için marşlar söylenmişti. Berlin’de bile Musul için büyük bir miting düzenlenmişti. Fakat sonraları ne oldu ise oldu Irak Türkleri davası unutuldu. Bu müddet zarfında yalnız bir zat vardı ki durmadan, yılmadan Irak Türklerinin davasını gazetelerde heyecanla savunmuş ve hayatının sonuna kadar adeta ‘Tek Kişilik Bir Ordu’ gibi mücadeleyi sürdürmüştür. Bu cesur kişi Haşim Nahit Erbil’den başkası değildi. Kendisi gerçek manada bir kahramandı. Fakat ne yazık ki kimse ona sahip çıkmamış ve Ankara’da öldüğünde Cebeci Mezarlığı’ndaki ‘Kimsesizler’ bölümüne gömülmüştür. 1949 yılı son aylarında Millî Türk Talebe Birliği, Kıbrıs için büyük bir miting düzenlemişti. Biz de Kıbrıslı Türk kardeşlerimizi candan desteklediğimizi ve Kızıl Papazların oyunlarını kınadığımızı belirten büyük bir pankartla katılmıştık. Bu olay bizim organize bir grup olarak Irak Türkleri adına yaptığımız ilk eylemdi. İstiklal Savaşı kahramanı merhum Mareşal Fevzi Çakmak’ı Nişantaşı’ndaki evinde ziyarete gitmiştik. Yaptığımız her faaliyet Kerkük’te izlenir ve yolumuza devam etmek için bize cesaret veren mesajlar alırdık.” 

***

19 Ocak 2013 tarihinde “16 Ocak 1980 Katliamından Günümüze Irak Türkmenlerinin Durumu ve Geleceği”  panelinde konuşmacıydım. Toplantı başlarken, Türkmen büyüğü olarak söz verilen İzzettin Kerkük, iktidarın Irak Türkmenleri ile ilgilenmemesinden çok rahatsız idi. Doğrudan Başbakan’a hitap ederek  “Sayın Tayyip Erdoğan, sık sık ’Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü’ diyorsunuz. Bizi niye sevmiyorsunuz Sayın Erdoğan? Biz Irak Türkmenlerini de Allah yarattı. Biz de Müslüman’ız, bizi niye sevmiyorsunuz?” demişti. 
Ben de konuşmamı bu söz üzerine bina etmiştim:
“Tayyip Erdoğan sizi niye sevsin? Bırakın Irak Türkmenlerini bir kenara, Türkiye’nin Anayasası’ndan Türk lafzını çıkarmaya çalışmıyor mu? Türkiye’de Türk egemenliğini ortadan kaldırmaya yönelik bir bakış açısına sahip kişinin, Irak Türkmenleri ile yahut Irak dışındaki Türk toplulukları ile yürekten ilgilenmesi mümkün müdür? Bugünkü iktidarın temelleri, dönemin ‘Milli Görüş’ liderine, Kerkük Türkmen davasına karşı çıkması şartıyla Saddam’ın verdiği iki bavul para ile atılmıştır. Bugün burada katledilmelerinin yıldönümünde andığımız Türkmen liderleri, o kişi tarafından terörist olarak gösterilmiştir. Bu para yüzünden Milli Görüş ikiye bölünmüş, fakat ana grup, bu para ile ekonomik örgütlenmeye başlamış, Avrupa’ya yayılmış ve oradan da toplanan paralar ile büyük bir siyasi güç haline gelmiştir. AKP de o gücün içinden doğmuştur. Saddam’ın parası ile örgütlenenler, sizi sevebilir mi?”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları