Sahi, Özal’ı kim öldürdü?

Hulki CEVİZOĞLU

Gündemde türlü türlü ölümler, öldürme yöntemleri ve bunları diplomatik-siyasi kılıflara uydurma var.
Konu, Suriye.
İsrail ve ABD Suriye’yi yıkmaya çalışıyor; Libya, Tunus, Fas, Irak ve Mısır’dan sonra. (Pazartesi, durum netleşiyor.)
Bizim Başbakan ise, Türk seçmeninden oy alabilmek için sözde İsrail’e “One minute” diyor: “Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz!!”
Ama, İsrail’in uluslararası ve bölgesel her adımını destekliyor. (Üstelik, İsrail Mavi Marmara Gemisinde katliam yapıyor, bunun hesabını bile soramıyor...)
O kesimde “İsrail düşmanı GİBİ GÖRÜNMEK” prim yapıyor, oy getiriyor. Milletimizin bir kesimi nasıl da buna inanarak oy veriyor, anlamak mümkün değil. Uygulamada, İsrail’in işine yarayacak her eylemi yapan AKP İktidarını göre göre..
Bu nasıl bir dünya?
Esad öldürürse kötü; NATO, BM veya ABD-İngiltere-Fransa üçlüsü öldürürse iyi! Öyle mi?
Yahut, PKK askerimizi şehit ederse, üstü örtülsün, açılım adına, öyle mi?
Her türlü ölümün önüne geçmek gerekmez mi, ben bombalarsam iyidir, demek yerine?

 


*

 


Şimdi uzun süredir yazamadığım başka bir ölüm konusuna gelmek istiyorum: Özal’ın ölümüne.
AKP iç politikada sıkışınca kendisine soluk aldıracak yöntemlere başvuruyor. Özal öldürüldü kampanyası da böyleydi.
Vatanseverleri baskı altına almak için bu yöntemler sıkça denendi. (Aslında, bu yöntemlerin AKP’nin kendi ekibini kontrol altında tutmak, dağılmasını ve başkaldırmasını önlemek için de uygulandığını düşünüyorum.)
Merak ediyorum, ne oldu bu soruşturmanın sonu?
Özal’ı kim öldürdü!!!
Kampanya yapanlar nerede, ne düşünüyor? Atatürkçü kamuoyunu -dönemsel de olsa- sindirmek işlevi tamamlandı mı?

 

 

Geçen Ramazan’da TV’lerde her türlü safsatayı izledik.
Bunlardan birinde şöyle bir soru soruldu: “Günde bin kere İhlas duası okuyanın cesedi mezarda çürümezmiş, doğru mu?”
Özal’ın cesedinin belden yukarısının çürümediği açıklandığı için bu soru dikkat çekiciydi.
Oğul Ahmet Özal bu durumu mistik ve ilahi güçlere vehmetmişti. (Bu kampanyayı yürüttüğü için, Barzani’nin bölgesindeki villa yatırımları ne oldu acaba, insan merak ediyor!)

 


*

 


Bunca safsatanın arasında, dikkatimi çeken ve not aldığım (ama bu kez bilimsel) bir açıklama ise şöyleydi.
CNN Türk’te “Suç ve Delil” programında Prof. Dr. Mehmet Tokdemir şunları söylüyordu:
 “Asitli, killi toprak cesedi çürütmüyor.
Ya sabunlaşıyor, ya mumyalaşıyor. Mezarlıklar yumuşak ve gübreli topraklar olmalı.”
Yani, her topraktan mezar olmaz, demek istiyor biliminsanı.
Oysa, rahmetli Turgut Özal, sırf Menderes’in anıtmezarının yanı diye, toprağına bakılmaksızın oraya defnedildi. (Galiba, kendi arzusu da buydu.)

 


*

 


Hani, AKP’liler sıkışınca ne diyor: “Filanca konu üzerinden siyaset yapmayalım!..”
Ama, kendileri bir cenaze üzerinden çokça siyaset yaptılar.

 


*

 


Türkiye’nin siyasi zemininin de asitli olduğunu, birçok siyasetçi ve yandaşlarının ise sabunlaşıp, mumyalaştığını görüyoruz.
Yazık.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş