Şair Sezai Karakoç’un Köşk’e koyduğu tavır!

İsrafil K.KUMBASAR

Kimileri hasta yatağından kalkıp, sırf onu görebilmek için Köşk’e gitmiş.
Onun malum davete icabet etmeyeceği daha kararın açıklandığı gün biliniyordu. Belli ki safa yatıp, “Bu sefere gelebilir” diye umutlanmışlar.
Sonuç sukutu hayal.
Cumhurun başı, “Benim şahsiyetimin oluşmasında en büyük pay sahiplerinden biridir” sözleriyle iltifatlar yağdırmış.
Aynı muhitte yıllarca beraber kalem oynattıkları pek çok şahsiyet de o akşam oradaymış. Gözler kapıda, umut içinde bekleşip durmuşlar.
Ama Sanat ve Kültür Büyük Ödülü’ne layık görülen isimlerden biri olan Şair Sezai Karakoç, Çankaya’nın ödül gecesi törenine mazeret bildirip sarf-ı nazar etmiş.
Rivayet o ki, bir dönem kendisini ‘beytülmalden’ hacca götürmeyi de teklif etmişler, “Bize farz değil” mealinde karşılık vermiş.
“İşlemleri kolaylaştırsak, vizenizi falan alsak” diyecek olmuşlar, “Bizim olan topraklara vizeyle gitmeyiz” diye nezaketle geri çevirmiş.
Sakın ola, kimse Karakoç’u burnu Kafdağı’nda bir kendini beğenmiş şair sanmaya. Zira kimi gün Fındıkzade’de tramvay beklerken, kimi gün Cağaloğlu’nda kendi halinde yürürken denk gelebilirsiniz ona.

***


İhtimal ki, Abdullah Gül’ün şahsiyetinin oluşmasında büyük payı olanlardan biri de Necip Fazıl Kısakürek.
Hani “Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum” diyordu ya Necip Fazıl.
İşte Sezai Karakoç, tam da bu dizedeki tanıma denk düşen şahsiyetlerden biridir.
‘Şatafata’, ‘saltanata’ yüz vermeyen, sürekli kendi milletinin değerlerinden beslenen bir isimdir.
Üstad, ‘kendisinden etkilendiğini’söyleyenlere bakıp da, “Biz nerede yanlış yaptık” diye mi düşünüyordur acaba?
Olabilir. Güçlü bir ihtimal.
Bakınız, aynı ödüle layık görülen bir diğer isim Semavi Eyice Köşk’e çıkıyor, fakat yumuşak bir sesle de olsa birtakım şeylerin ’yanlış’gittiğine dikkat çekiyor.
“İstanbul’u silüetini bozacak imar sefaletinden kurtaralım” diyor mesela.
Bugünkü iktidar sahiplerinin kişiliklerinin şekillenmesinde küçümsenmeyecek katkıları olan Karakoç ile Eyice’nin söz ve tavırları, aslında AKP zihniyetinin 10 yılına, bizzat hocaları tarafından verilmiş karnenin notlarını yansıtıyor:
- “Hâl ve gidiş: Sıfır.”

***


Yanaşma kalemlerden öğreniyoruz ki, ödül gecesinin yegâne sevindirici yanı, ’liboş’takımının Cumhurun başı ve saygıdeğer eşlerine hayli ilgi göstermeleri ve etraflarında pervane olmalarıdır.
Bakınız buna bir itirazımız olmaz.
Zaten yıllardır anlatmak istediğimiz de bu tablonun tescili için değil mi?
Muhakkak ki ülkede bir ‘değişim’, bir ‘gelişim’(!) hüküm sürüyor, İstanbul yükseliyor. Gökdelenler, minareleri ‘gölgede’bırakıyor.
‘Cüzdanlar’ şişkinleşiyor, ‘banka hesapları’ kabarıyor. Kenar mahallelerdeki apartman daireleri yerini korular içindeki ‘tripleks’ villalara bırakıyor.
Olup bitenleri sokaktaki vatandaş da, Sezai Karakoç da, Semavi Eyice de
görüyor.
Sonra hazretler kalkıp bu baş döndüren kalkınma hamlesi içinde, kendilerini iktidara taşıyan manevi dinamiklerin, ’kültür kodlarının’izlerini aramaya başlıyor.
Güya ‘düne vefa’ borcunu ödeme adına, kişiliklerini oluşturan fikir çilekeşlerine, kanaat önderlerine sahip çıkma çabasına giriyorlar.
Geçmişler ola.

***


’Borç’silip, ‘ihale’ verip, ‘koltuğa’ oturtup, ‘sırtını’sıvazlayıp, kişilikleri henüz oturmamış olanları, yanlışlar karşısında ’dilsiz şeytana’çevirmek mümkün.
Fakat ‘dünyalıklar’ ile işi olmayanlar, burada değilse bile öte tarafta başınızı çok ağırtacak efendiler.
En iyisi mi siz bu yaptıklarınızı ‘kamufle etmeye’ dönük bu vefa gösterilerine bir an önce son verin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş