Sakın Trump'a güvenmeyin

Amerika'nın Şairat Hava Üssü'nü vurmasına şaşırmadım. Bunu bekliyordum. Hatta yatarken televizyonumu açık bıraktım. Önemli haberi kokladığım zamanlarda bunu hep yaparım. Tanıklarımdan biri İsmail Küçükkaya'dır. Ben bu alışkanlığımı söylediğim zaman sormuştu; "Peki hangi kanalı?". Cevabım NTV olmuştu. Bu durum yıllar sonra da değişmedi. Sebebi belli. CNNTÜRK'ü tercih etmememin nedeni "saat başı haberciliği" fazla ihmal etmesi. Nitekim bu kez de beklentim uzun sürmedi. ABD'nin 6. Filosu'ndan ateşlenen 59 Tomahawk füzesi Şairat Üssü'nü tahrip etti. Rusya'ya haber verildi, verilmedi polemiği ise devam edecek. Moskova'dan kendi zaiyatları konusunda açıklama yok. Demek ki önceden haber alıp kendi personelini tahliye ettiler.

Kıyaslama

Rusya "Uluslararası hukuk ihlal edildi" diye bağıradursun Hazar Denizi'ndeki gemilerinden yapılan füze saldırılarını unuttuk mu? O zaman açıklama yaparken Putin kasıla kasıla dolaşıyordu. Bizim Phantom'u düşürdüklerini de unutmadık.

Pentagon'un açıklamasına dikkat; "Harekat bir defalıktı". Humus Valisine inanacak olursak operasyon zaten fiyasko; "6 ölü, 7 yaralı". Tam 59 Tomahawk'la bu sonucu alıyorsa vay Amerika'nın haline. Bir tek canlı bombanın ulaştığı sayıya bile yaklaşamadılar. Garip bir durum. Atını seven kovboy John Wayne dahi 'Altı Patlar'ıyla barda canlı bırakmazdı.

Trump'ın gerekçeleri

ABD'nin üç aylık başkanı ne anayasa ne babayasa tanıyor. Kongre kararı almadan Beyaz Saray'daki "Karar Odası"nda ekibini topluyor. Sonra da ateş emri. Buna aslında "hangi gerekçelerle" demek lazım. Başkan yargıç bile atayamıyor. Hazırladığı sağlık yasasını sunamıyor. Çünkü reddedilmesi kesin. Vize yasağını iptal eden yargıçları değiştiremiyor. Kovdukları sadece kendi ekibinden. Ekonomide ise durum felaket. Her şey tepetaklak. Çok sıkıştı ve dikkatleri dışarıya çevirmeye uğraşıyor. Esad'ın kimyasal silah kullanması, kurtuluş malzemesi oldu.

ABD Başkanı bu arada bir kaç ülkeye daha mesaj yollamış oldu. En başta Rusya'ya. İran tehdit ettiklerinden. Kuzey Kore'yi de listeye dahil edebiliriz. Bir taşla birkaç kuş avlar hali var.

Türkiye atlamamalı

Ankara yine "Acul Sadi" -Merhum Konyalı Başbakan Sadi Irmak- pozisyonuna soyundu. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş oltaya ilk atlayandı; "Harekatı destekliyoruz". Bu ne acele? Biraz bekleyin. Amerikan kamuoyu bile tepki vermekte acele etmiyor. Bizimkilere ne oluyor? Kaldı ki peşine takılmaya kalktığımız adama kendi parlamentosu güvenmiyor. Hatta partisinin senatörleri. Türkiye her zamankinden daha fazla temkinli olmak zorunda. Görünen o ki Esad'ın gidişi hızlanacak. Ancak Suriye'nin durumu net değil. Kaç parçaya ayrılacağı sonradan belli olacak.

Petrol fiyatları anında hareketlendi. Ucu yine bize dokunuyor. Bu ortamda hiç bir tarafa angaje olmamalıyız. Böylece tek başımıza kalmaktan kurtuluruz. Hele ABD, PYD-YPG ile kanki konumundayken. Amerika'nın Birinci Dünya Savaşı'na girişinin 100. yılının Şairat'ın vurulmasıyla aynı tarihe gelmesini önemsemeyin. Bu tip işler bize özgü. 27 Mayıs'a veya 28 Şubat'a karar duruşmaları koymak bize özel!

***

CUMHURİYET GAZETESİ'yle ilgili iddianame gündeme oturdu. Oğuz Haksever'in yönettiği Basın Odası'nda Mehmet Tezkan'ın tavrı beklediğim gibiydi. Eski çalışma arkadaşımın çizgisinde hiçbir zaman kırık olmadı. Ağzımı açık bırakan Nagehan Alçı'ydı. Onunla da aynı gazetede çalıştık. Çok güzel laflar etti. "Suçlamalar her tarafa çekilecek nitelikte" dedi. Sonra ilave etti; "Hiç birinin tutuklanmaması gerekirdi". Kişisel görüşümü bir zanlıyla örnekleyebilirim. Yılların karikatüristi Musa Kart'ın neden hapse atıldığını hâlâ anlayamıyorum. Kart'ın kişiliği de bambaşkadır. Hani derler ya "İstanbul Beyefendisi". Bu konuda güzel bir tespiti de Star Gazetesinin Ankara Temsilcisi yaptı. MUSTAFA KARTOĞLU'na göre "Yargı, gazetelere nasıl müdahale edeceğini bilmiyor. Dün de bilmiyordu, bugün de bilmiyor. Yarın da bilmeyecek".

Yazarın Diğer Yazıları