Saldırganlık, özgürlük ve normalleşme

Özcan YENİÇERİ

Günümüzde olanla olması lazım gelen, sanalla gerçek, gerçekle görüntü iç içe girmiştir. İnsanların zihinleri toz-duman bir gündem içerisinde kurgulanmakta, saptırılmakta ve yönlendirilmektedir. Türkiye zalimi alim, eğriyi doğru, adiyi soylu gösterme yeteneğine sahip insanlar cennetidir. Bu ülkede ambalajı ve kamuflajı iyi yapmak kaydıyla geniş kitlelerce benimsenmeyecek yoz ve yabancı hiçbir tavır yoktur. Kavramlar tepetaklak edilmiş, şeytanın şuuru ufku sarmış, şerefin, faziletin ve onurun ise mahşeri yaşanmaktadır. Bu yüzden bu ülkede terörist katillerin tavırları bile yüceltilmektedir!

Normalleşme yeteneğini kaybetmiş hastalar!

Sakin başlayan bir toplantıyı bir anda döküp/kırmaya, saldırıp/parçalamaya çalışan terörist bir grubun tutumunu düşünün. Onlar bütün kötülüklerin ve adaletsizliğin anası olarak başkalarını görürler. Şartlandırıldıkları düşüncelerin esiridirler. İtiraz ettikleri ve yok olmasını istedikleri düzenin payandalarıdır. Aslında kendi kendisini lanetleyerek, başkalarına saldıran bu insanları zehirleyen odaklar yabancı emellerin yerli iş birlikçileridir.

Ancak bu tavırları sergileyenlerin bir de psikoanalitik yöntemle incelenmesi şarttır. Bunalım içinde olan insanlar genellikle kendi kendilerinden sıkılan insanlardır. Bu tür kişiler yoğun bir biçimde "başka bir insan olma" arzusunu taşırlar. Bu karakterde insanlar "özgürlük isteriz" diye en yüksek sesle bağırırlar. Ancak bunların hür bir toplum içinde mutlu olma ihtimali yoktur ya da en azdır. Hayal kırıklığına uğramış yeteneksiz kimseler başarısızlıklarının kabahatini mevcut hürriyetsizliğe yüklerler. Gerçekte onların istedikleri, herkese açık olan hürriyetin son bulmasıdır.

Görüntüye özgürlük havarisi gibi girenler; gerçekte özgürlüklerin en büyük düşmanıdırlar. Bunlar kendi taptıkları puta tapmayanları, ya da saptıkları çıkmaz sokağa girmeyenleri yani bütün normalleri ihanetle ve cehaletle suçlarlar. Bu aslında militanların iç dünyalarındaki oturmamışlığın, kendisi olamamışlığın, deneyim kıtlığının ve nörolojik sıkıntıların dışa vurmasından başka bir şey değildir.

Saldırganlar genelde ruhlarını bedenlerinden ayırarak normal insan olma yeteneklerini kaybetmiş hastalardır. Kendisi olması engellenmiş bu türden bir eylemcinin normal insanlara karşı kin, nefret, hırs ve intikam ile dolu olması anlaşılamaz bir şey değildir.

Kendi kurduğu tuzaktan kendisini sakınanlar!

Hayatını kılıktan kılığa girerek geçirenlerin normalleşmesi hiç de sanıldığı gibi kolay değildir. Lao Tzu şöyle diyor; "Akıllılık, aptal gibi görünebilmektir." Aptallığa alışanların eski akıllarına dönüş yapmaları zordur. Bir şiirde "Gerçekten akıllı olan biri, kendini sümsüğün teki olarak gösterir" diyor. Sümsükleşmeye alışmış olanların normal insana dönüşmesi imkânsız gibi bir şeydir.

Dunkerler'in dini söylem konusunda tuttukları kutsal bir ilke vardır. Onların bu ilkesi şöyledir: "Her fırsatta kendi kurduğun tuzağa düşmeyesin diye, ilkelerini yazıya dökmeyecek, hele basılmasına hiç izin vermeyeceksin." Günümüzde ilkeleri saklamak bir yana yazıyla, sözle ve eylemle alenen ortalığa serpiştirilmektedir. Görüntüsünü iyi vermek kaydıyla; "reklam reklamdır" iyisi, kötüsü olmaz edasıyla her türden namahrem edepsizce pazara sürülebilmektedir.

Niyetini maskesinin arkasına saklayan teröristin, copunu çiçeklerin içinde unutan güvenlik görevlisinin ya da siyasetini efendisine endekslemiş siyasetçinin durumu birbirine benzer. İnsanlığından kopan hiçbir kişi gerçek anlamda mutlu olmaz. Zira kökünden kopan, zihinsel koordinatlarını kaybeden, rotası şaşan bir bireyin eski haline dönerek normalleşmesi çok zordur.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş