Saldırının tek suçlusu Cemal Enginyurt mu?

İsrafil K.KUMBASAR

MHP Ordu eski Milletvekili Cemal Enginyurt, siyaseti bir ‘tiyatro’ haline getirenlerin insanları nasıl harcadıkları hususunda, bütün ‘milliyetçilerin/ülkücülerin’ ders alması gereken ‘çok ibretlik’ bir örnektir.
19 Nisan 1999 seçimlerinde Türkiye’nin en genç milletvekili sıfatı ile Meclis’e adımını atan Cemal Enginyurt, 25 Nisan 2000 tarihinde Dr. Devlet Bahçeli ile görüştükten sonra MHP’den ‘Cumhurbaşkanı’ adayı olmak üzere TBMM Başkanlığı’na dilekçe vermeye giden Devlet eski Bakanı Sadi Somuncuoğlu’na karşı düzenlenen menfur saldırıya alet olanlar arasında yer aldı.
“Siyasi hürriyeti tahdit”, “Görevli memurlara cebir ve şiddet, tehdit ve mukavemet” ve “Kamu malına ızrar” suçlarından dolayı Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan Enginyurt, tam 20 ay hapis cezasına mahkum oldu.
Enginyurt, yurdışından Türkiye’ye dönüşünde havaalanında yakalanarak gözaltına alındı.
Kalecik Cezaevi’ne konulan Enginyurt, sonradan pişman olduğu bir hareketin cezasını, belki de ömür boyu çekmeye devam edecek.
Peki Enginyurt, bu saldırıyı kendi iradesi ile mi gerçekleştirdi?
Onu bu suça teşvik eden birileri yok muydu?

* * *

Sadi Somuncuoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yönelik saldırıda başrol oynayan dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, aynen şöyle diyordu:
- “Töreyi çiğneyen kişinin MHP üniformasını taşıma hakkı yoktur. Üniformasını soyunacaktır. Hem MHP’den hem de hükümetten derhal istifa etmesini bekliyoruz.”
Çetin, Enginyurt’a bir ceza verilip verilmeyeceğine ilişkin bir soruya ise şu karşılığı veriyordu:
- “Niçin ceza verilecek? Cemal arkadaşımız, ülkücü tavrını koymuştur.”
Ne kadar ‘isabetli’ kararlar verdiği A. Necdet Sezer’den sonra Abdullah Gül’ün önünü açmasıyla belli olan Dr. Devlet Bahçeli ise 2 Mayıs 2000 tarihinde aynen şu ifadeleri kullanıyordu:
- “Uzlaşma ve hoşgörüyü bir siyaset yöntemi olarak hakim kılma mücadelemizle çelişen davranışları, hangi gerekçelere dayanırsa dayansın tasvip etmek mümkün değildir.”
Somuncuoğlu, aradan çok geçmeden Dr. Devlet Bahçeli’nin ısrarı üzerine 8 Mayıs 2000 tarihinde bakanlıktan azledildi.

* * *


Sadi Somuncuoğlu, mahkemeye sunduğu yazılı ifadede, olayın arka planına ışık tutabilecek çok önemli bir ayrıntıya şöyle işaret ediyordu:
- “Meclis’te milletvekilleri ile durum değerlendirmesi yaparken yanıma gelen Cemal Enginyurt, kendi üslubuna uygun şekilde ve bütün kulis salonunda duyulacak bir ses tonuyla, ‘Şimdi Genel Başkan ile görüşmeden geliyorum. Her partiden aday olacak ama MHP’den olmayacakmış. Kafam bozuldu. Aday ol ağabey desteklemezsem şerefsizim’ dedi ve oradan ayrıldı.
Ancak, adaylık başvurusu için TBMM Başkanlığı’na giderken aynı Enginyurt’un adeta naralar atarak, makam aracımı yumrukladığını ve tekmelediğini gördüm.”
Ve şu ilaveyi yapıyordu:
- “Önceden planlanan, kaba kuvvetin ve tedhişin adına ’töre’ diyenlerin sebep oldukları bu komplo ve çirkin saldırı, şahsımdan önce partime yöneliktir. Bu provokasyonun, parti boyutunu aşan yönlerinin de olabileceği düşünülmelidir. Devlet Bahçeli ve Şefkat Çetin’in olaylarla ilgili talimat verip vermedikleri sorulmalıdır.”

* * *


‘Lider-Teşkilat-Doktrin’ felsefesini yanlış yorumlayan Cemal Enginyurt, şimdi cezaevinde.
Peki onu Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili kapalı kapılar arkasında yaptıkları ‘karanlık pazarlıklara’ kurban eden ‘ilahlar’ nerede?
“Bu adamı durdurun” diye işaret buyurduğu iddia edilen ‘Bilge’ zatların ve kızaktaki yol arkadaşlarının hiç mi kabahati olmadı?
TCK’nın temel unsurlarından biri olan ‘azmettiricilik’ müessesi, sadece sıradan vatandaşlar için mi geçerlidir?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş