Salim Taşçı gerçeği...

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Onu anlatmak o kadar zor ki... Değil bir köşe; gazetenin tüm sayfalarını kullansak bile onu tam olarak anlatamayız. Ulu Tanrı kimi insanları, erdem mayalı çok üstün yeteneklerle donatıyor.  İşte Salim Taşçı da o güzel insanlardan birisi!
Salim Taşçı kim mi?
O bir gazeteci; 16 kitabı yayımlanan bir yazar ve şair. O, ormanların babası bir doğa dostu... O, futbol ve boks dalında bir sporcu... O 44 yıllık birikimiyle, bir Tarih uzmanı... O, eski bir Belediye Başkanı... O, ticarette örnek, dürüstlük abidesi bir Emlâk müşaviri... O, Tüsiav Emlak Sektörü Kurul Başkanı... O, Uluslar Arası Emlak Uzmanları 2. Başkanı... O, Atatürk’ün yolunda; gerektiğinde Türk’ün, bilenmiş bir öfkesi... O, mütedeyyin (dini ’kullanmayan’) gerçek bir dindar; Yunus Emre gibi düşünen; “Hoca, gerekse var bin Hacca, hepisinden eyüce, bir gönüle girmektür” diyen; ama Hac farzını da yerine getiren ulu bir gönül eri... 
Ve o, benim hemşerim, okul arkadaşım Salim Taşçı! 
Tüm arkadaşlarımı saygıyla anıyorum; ama Salim çok farklı... Salim’in yaşam sürecini bilenlerdenim. Onun hak ve hukuka uygun yaşantısına hayranım. Onu size kısa cümlelerle biraz daha anlatmalıyım:
İkimiz de Yozgat- Sorgun’da doğduk. Salim, daha sonra ailesiyle Ankara’ya taşındı. 1962’de Ankara’da gazeteciliğe başladı. Çok başarılıydı. Özellikle 1966’da Güneydoğu’daki kader kurbanı -Hamido ve Ömer Bezek gibi- eşkıyalarla yaptığı röportajlar, Türkiye’de büyük ilgi gördü. O yıllarda dokuz öyküsü -Hakan Kıral adıyla- sinemaya aktarıldı.
1980’li yıllarda Ayvalık Sarımsaklı’da Belediye Başkanı oldu. Bu kente kendi parasıyla “Atatürk Meydanı” yaptırdı... Kendisini yemeğe davet eden inşaat sahiplerine “Bana yemekte harcayacağınız parayı (listeden adını verdiği) şu yoksula ulaştırın” diyordu. Belediye Başkanlığı’ndan ayrılıp, ailesiyle Ankara’ya dönerken, yol üzerindeki lokantalarda yemek yiyecek parası yoktu! 
Ankara’da Emlâk Müşavirliği’ne başladı. Bir banka satışıyla adı daha çok ünlendi. Bu arada kitap yazımını da sürdürdü. Özellikle “Bankayı Portakal Gibi Sattım” ve “Satılık Dünya” eserleri uzun süre ‘çok satanlar’da liste başı oldu... 
Ormanlar kurdu... Doğduğumuz ilçe Sorgun Üç Tepeler’de kurduğu “Sorgun Gazeteciler Hatıra Ormanı”nda; 4750 sedir ağacıyla sınırları çizili ve ortasında 42 bin Sarıçam ile donanmış, 6 bin 500 m2’lik Türk Bayrağı var... Yine Sorgun Çomak Dağı’nda kurduğu ormanda, dünyanın en büyük ’yer bayrağı’olan Ay ve Yıldız’ın çapı 23 bin 500 m2... Yozgat’ta ise “Kuvayı Millîye Hatıra Ormanı’nı kurdu... Ankara Mamak Gökçeyurt’ta; kurduğu 26 ormanın bazılarının -yine ‘Hatıra’sözcüklü- adları şunlar: “Atatürk Ormanı”, “Cumhuriyet Ormanı”, “Yozgat Ormanı”, “Yıldırım Bayazıt Ormanı”, “Erenler Ormanı”,  “Yunus Emre Ormanı”, “Ahmet Yesevî Ormanı”, “Mevlâna Ormanı”, “Pir Sultan Abdal Ormanı”, “Hacı Bayram Velî Ormanı”, “İzzet Begoviç Ormanı”, “Namık Sevük Ormanı”, “Uğur Mumcu Ormanı”, “Ahmet Taner Kışlalı Ormanı”, “Abdi İpekçi Ormanı”, “Ali Dinçer Ormanı”, “Kurthan Fişek Ormanı”... Ayrıca, halen yaşayan gazeteciler adına kurduğu orman adlarını yazmıyorum.
O, topluma hizmette harcadığı paraları vergisinden düşmeyen; okuduğu lisedeki 25 öğrenciye 20 yıldır maddi destek sağlayan bir güzel kişi... O, yeri geldiğinde gözünü daldan-budaktan esirgemeyen bir vatansever! O, değerli dostum -durağı uçmak olsun- Necip Haplemitoğlu, ’yabancı uşakları’hainlerce öldürüldüğünde; Çankaya’daki Konrad Adenauer Caddesi’nin tabelasını defalarca indirip, yerine “Kuvâyı Millîye” yazılı tabelayı ısrarla asan bir gözü kara yiğit!
Salim Taşçı, öyle bir köşe yazısına sığamaz... Onun bir sözüyle yazıyı bitirmek istiyorum: “Allah bizi; namerde de, merde de muhtaç etmesin!” 
Esen kalın efendim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları