Sanal düşmanımız artık İsrail mi oldu?

İsrafil K.KUMBASAR

Büyük milletlerin ‘hedefleri’ büyük olur.
Hedefleri büyük olan büyük milletlerin tabii ki ‘düşmanları’ da aynı ölçüde büyük olur.
Milletleri ‘büyük’ yapan, ‘büyük hedefler’ peşinde koşan, ‘liyakat’, ‘ehliyet’ ve ‘milli şuur’ sahibi idarecileridir.
Türk milleti, ‘kendisinden’ olan idareciler sayesinde, asırlar boyunca aynı anda ‘üç kıtada’ birden at koşturup ‘tarihi’ yeniden şekillendirdi.
Dizlilere diz çöktürdü, başlılara baş eğdirdi.
Gün geldi, varlığını muhafaza edebilmek için ‘yedi cephede’ birden, ‘yedi düvele’ karşı amansız bir mücadele verdi.
Ama ne zaman ki, başındaki idareciler ‘ecnebilerin’ dümen suyuna girip ‘milli’niteliklerini kaybetti, işte o zaman hedefleri ‘küçülmeye’ başladı.
Hedefleri oranında, ne yazık ki ‘düşmanları’ da küçülmeye yüz tuttu.
Düşman önce Yunanistan oldu.
En nihayet PKK’ya kadar indi.

***


Bugüne kadar birçok iktidar, Yunanistan’a âdeta ‘can simidi’ olarak sarıldı.
Kalkıp da Amerika, Rusya ve İngiltere’ye kafa tutacak halleri yoktu herhalde.
Düşman, dışarıda ‘ciddi bir şekilde’ savaşılabilecek bir ülke olmamalı, ama her fırsatta içeriye karşı kullanılabilecek bir ‘şamar oğlanı’ olmalıydı.
Her ne zaman içeride iktidarları ‘tehlikeye’ girmeye başlasa, hemen bir ‘bahane’ bulup Yunanistan ile sürtüşmeye
başladılar.
Ortaya çıkan ‘sanal gerginlik’ üzerinden ‘millî/dinî’ duyguları okşayıp, ‘çapsızlıklarının’, ‘beceriksizliklerinin’ üzerini kapatıverdiler.
Kimler, toplam nüfusu İstanbul’un nüfusundan daha az olan Yunanistan’a karşı ‘savunma’ adına ‘modası geçmiş’ silahlar satın aldırıp, ‘komisyonları’ cebe indirdiler.
12 Eylül darbesini gerçekleştiren cunta bile, Yunanistan’ı içeride ‘malzeme’ olarak kullanırken, dışarıda NATO’nun askeri kanadına dönmesine “Evet” diyordu.

***


Yiğidi öldürün, ama hakkını teslim edin.
İktidar sahipleri, ‘oynak merkezli’ dış politika çerçevesinde ortaya koydukları “Komşular ile sıfır sorun” hedefinde çok önemli bir aşama kaydettiler.
Yunanistan ile kalıcı barışı sağlamak için KKTC’nin geleceğini AB’ye ipotek ettiler.
Rusya’ya zeytin dalı uzatmak için kurtuluş mücadelesi veren Çeçenistan’ı sattılar.
Ermenistan ile diyalog kurmak için bin yıllık Türk toprağı olan Karabağ’ı feda etmeyi göze aldılar.
İran ile ilişkileri normalleştirmek için Güney Azerbaycan’ı kendi kaderine terk ettiler.
Irak ile ticareti gelişmek için Türkmenlerin kellesini verip, ‘kukla’ oluşumu tanıdılar. “Ver kurtul” politikaları sayesinde artık Türkiye’nin etrafında ‘düşman’ kalmadı.
Türkiye ile ilgili artık yapacakları bir iş kalmayınca, Tanzanya ile Mozambik arasında ‘arabuluculuğa’ soyundular.

***


Bir ülke asla ‘düşmansız’ yönetilemez.
Ortada bir ‘düşman’ olmayınca, iktidarların dayanacakları bir ‘gerginlik’ de kalmaz.
AKP’nin iktidarını sürdürebilmesi için mutlaka yeni bir ‘düşman’ icat etmek gerekiyor.
Ama bu düşman, öyle Amerika, Rusya, İngiltere gibi dişli bir ülke olmamalı, uzaktan ‘lâf salatası’ ile vaziyeti kurtarabilecekleri, bir ‘şamar oğlanı’ olmalı.
Düşündüler taşındılar, Yunanistan’ın yerine İsrail’i ikame etmeye karar verdiler.
Dışarıda “Aman bizi deliğe süpürmeyin, kullanın” diye İsrail’in arkasındaki güçlerin ellerini eteklerini öp.
Ama içeride her ne zamanki ‘başın sıkışmaya’ başladı, her ne zamanki kamuoyu yoklamalarında ‘dibe vurmaya’ başladın, giydir İsrail’e, puanları topla.
Zavallı vatandaş nasıl olsa, “Yarına nasıl çıkabilirim” telaşı içerisinde.
‘Neler olup bittiğini’ anlamaz bile.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş