Sanat mâbedi...

Ahmet SEVGİ

1915 Nobel edebiyat ödülü sahibi Fransız yazar Romain Rolland (1866-1944) sanatla ilgili olarak şunları söyler:  “Sanat mâbedi kelimelerden örülmüştür. Resim, heykel, müzik o mâbedin pencereleridir.” Dikkat edilirse bu ifadede üzerinde durulması gereken üç husus var:
1- Sanat mâbedi.
2- Sanat mâbedinin pencereleri.
3- Sanat mâbedinin tuğlaları.
Şimdi bunları sırayla gözden geçirelim:

 


Sanat mâbedi
Öncelikle şunu belirtelim ki sanatla mâbet arasında ilgi kurulması tesadüfî değildir. Şöyle etrafınıza bir bakın; asırlara meydan okurcasına günümüze ulaşan sanat eserlerinin başında kilise ve camiler gelmiyor mu? En güzel resimler kilise duvarlarına çizilmemiş midir? Sadece insanların değil, kuşların ve vahşî hayvanların da büyük bir vecit içinde dinlediği “mezâmir”i Hz. Davut mâbetlerde okumadı mı? En güzel heykeller/putlar mâbetlerde teşhir edilmedi mi? Câmileri birbirinden güzel hat ve tezhipler süslemiyor mu? Ve nihayet mümin gönülleri fetheden mevlit ve ilâhiler câmilerde okunmuyor mu?.. Elbette bütün bunlar sanatla mâbedi birbirine yakınlaştırmış, mezcetmiştir.

 


Sanat mâbedinin pencereleri
“Şiir/edebiyat, mûsikî, mîmârî, heykel ve resim” den oluşan beş sütunlu sanat mâbedinin dışa açılan pencereleri yani bütün insanları doğrudan ilgilendiren cephesi “resim, heykel ve müzik”tir. Bir şiir yahut mîmârî bir eser her insanda güzellik hissi uyandırmayabilir. Fakat bir türkü/şarkı, bir heykel veya bir resim karşısında hemen herkesin gönlünde bir şeylerin kıpırdayacağı muhakkak... Bu yüzden, Rolland’ın “resim, heykel ve müzik”i sanat mâbedinin dışa açılan pencereleri olarak nitelemesi yerinde bir tespittir.

 


Sanat mâbedinin tuğlaları
İnsanlar kelimelerle görür, kelimelerle düşünür, kelimelerle duyar ve hisseder. Bu sebeple, güzel sanatlar -ister kulağa hitap etsin ister göze- bir mâbet olarak tasavvur edildiğinde tuğlaları elbette  “kelimeler” olacaktır. Hatta bu noktada -ana malzemesi kelime olduğu için- güzel sanatları bütün olarak kucaklayan “edebiyat”tır (şiir) da diyebiliriz. Zira sanat, netice itibarıyla insan ruhunda bedîî bir haz uyandırmaya yönelik bir aktivitedir. Ve bu duygu ve hazlar da şu veya bu şekilde lafız (kelime) elbisesine bürünerek ancak işlevini yerine getirebilir. Dolayısıyla, sanatın temelinde “kelime” vardır demek sanırım yanlış bir ifade olmayacaktır.
Görülüyor ki sanat; kelimelerle örülmüş, beş sütun ve üç pencereden müteşekkil ulu bir mâbettir. Ve bu mâbedin kapısı, sanatı behîmî arzulara âlet edenler yahut çeşitli ideolojilere peşkeş çekenler dışında herkese açıktır. Sanat mâbedinde buluşmak üzere...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş