Sanıklar ayağa kalkın!

A+A-
Altemur KILIÇ

12 Eylül askeri müdahalesini yapanlardan hayatta kalanlar, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmaları binlerce kişinin izlediği bir şova; eski Roma’da arenada gladyatörlerin aç aslanların önüne atılmasına benzedi...
Seyirciler, baş locada oturan “İmparator”un başparmağına bakıyorlar. İşaret şimdiden “malum”, sanıklar “ağırlaştırılmış müebbet hapse” mahkum edilecekler. “Müebbet” daha nasıl ağırlaştırılabilirse! Ve sanıklar, daha önce ecellerinden değil, bu yaşlarında çektiklerinden ve kahırlarından ölmezlerse!..

***


Bazı “müdahiller” Evren ve Şahinkaya’nın mahkemeye zorla getirilip, kafese konulmalarını istemişler. Bu ne hınç travmasıdır böyle! Sanıklar için ne züldür. Fakat bu isteğin altında yatan asıl maksat, “Türk Ordusu”nu aşağılamaktır. Zaten şimdi bu arenada “Türk Ordusu” yargılanıyor. Mahkum edilirse “laikliğe karşı eylemlerin odağı” olanların
önleri açılacak.
Güngör Mengi, doğrusunu yazmış; “Bu davada asıl müdahil olması gereken ‘Türk Ordusu’dur” ...
Adalete bu açık müdahaleye “müdahil”  olmak isteyenler, başta AKP iktidarı olmak üzere o kadar kalabalıklar ki salonlar almıyor!
Ama asıl sanıklar nerede? Ayağa kalksınlar diyeceğim ama çoğu, herhalde ilahi adaletin huzurundalar. Allah taksiratlarını affetsin. Arkalarından konuşmak
caiz değil...
Ama gene de kayıtlara geçsin diye soracağım; Dev Genç’liler, ülkeyi kan gölüne çevirenler, masum insanları öldüren, haraç kesen, çocukları kaçıran teröristler, Mahir Çayanlar vb.. neredeler. Bazıları bugün medyada ahkam kesiyor. Mahir Çayan’ın silah arkadaşı(!) Kızıldere’deki çatışmadan nasıl olup da kurtulduğu sır olarak kalan eski terörist Ertuğrul Kürkçü, şimdi BDP milletvekili ve davada “müdahil”!
Evet, “ayağa kalkmaları” gereken sanıklar ve onların kurbanları çok... Mesela rahmetli Nihat Erim’i ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan’ı katledenler nerede? Eğer adalet dengesi kurulmak isteniyorsa, bunları da düşünmeli...

***


Dengeden söz ettim. Bence 12 Eylül müdahalesini yapanların asıl suçları, denge olsun diye terör suçlularının yanında milliyetçi gençleri de onlarla aynı şartlarda yargılamak ve tutuklamaktı.
Dün; ölüm yıldönümünde andığımız rahmetli Alparslan Türkeş de denge kurbanlarından biriydi. Ama yakından tanıdığım Türkeş bugün sağ olsaydı ordusuna saygı ve sevgisinden bağrına taş basar, asla bu kepazeliklere müdahil olmazdı.
Tıpkı Süleyman Demirel gibi onlarla, bugün meydanı boş bulup ortada kahramanlar gibi dolaşanlar arasındaki fark bu. Türkeş’i ve bu badirelerde kaybettiğimiz ülkücü ve milliyetçileri rahmetle anıyorum.
Bu arada bir şey unutuldu. O fırtınalı yıllarda, komutanlar bu gidişatı durdurmak için 12 Mart 1971’de bir muhtıra vermişlerdi ve bu sayede nispeten olaysız birkaç yıl yaşandı ama sonra,  “demokrasiyle” gene başlangıca, terör yıllarına dönüldü ve müdahale zorunlu oldu. Asıl yargılanması gerekenler bu “restorasyonun”  sorumlularıdır.
Neydi o günler? Emin Çölaşan’ın kaleminden hatırlayalım. Ben de hatırlatayım; fidan gibi Deniz Gezmiş, Ortadoğu Üniversitesi’nin tünellerini karargah yapmıştı ve atış talimleri yapıyordu. 12 Eylül işte bu koşullarda gerçekleşti.
Acaba şimdi “arena” da bunlar hatırlatılacak mı?

***


Eğer 12 Eylül’den, bu davadan ders alınacaksa, bu ders; bu tür müdahaleleri gerektirecek aynı şartlara meydan vermemektir. Ve bunun için de sadece Evren ve Şahinkaya değil, alelderecat bütün sanıklar ayağa kaldırılmalı ve gıyaplarında da olsa yargılanmalıdır. Ama tek kafese sığmazlar.
O kayıp ve fırtınalı yılların vebali ve günahı da iki kişinin sırtına yüklenemez!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları