Sarkosy ve 300 dakikalık ziyaret

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkosy’nin 25 Şubat 2011 tarihindeki beş saatlik ziyaretini Fransa’nın dünyaca ünlü gazetesi Le Monde 300 dakikalık ziyaret olarak başlık atmıştır. Fransız basını genelde Sarkosy’nin beş saatlik Türkiye ziyaretini eleştirmiştir. Türkiye’nin bölgesel bir güç  ve Fransa’nın önemli bir ticari partneri olduğunu dolayısıyla bu ziyaretin ikili ilişkilere yakışmadığı gibi bırakınız iki ülkenin yakınlaşmasına faydalı olacağını bu kısa ziyaretin zarar bile verebileceği yorumlarını yapmışlardır.  Sarkosy nev’i şahsına münhasır bir Cumhurbaşkanıdır. Fransa’da konjonktürden yararlanarak seçilmiştir. Aksi takdirde Fransız halkını temsil yeteneği olmayan birinin Cumhurbaşkanı seçilmesi zordur. Yahudi ve ABD lobilerinin desteğini almıştır. Anne tarafından Türk olan dünyaca ünlü Fransız romancı Kenize Murad Sarkosy’nin anne tarafından Selanikli bir Yahudi, dolayısıyla yarı Türk olduğunu, Fransız olduğunu ispatlamak için Türklere karşı dostça olmayan bir tavır takındığını belirtmektedir. Aslında Sarkosy’nin babası da Macar Yahudisidir. Fransa’da Hıristiyanlaşmışlardır.
Nicolas Sarkosy ve ekibi Fransa gibi uluslar arası bir gücü yönetecek bir kapasiteye ve çapa sahip değiller. Bırakınız 50 yıl sonrayı görmeyi on yılı bile okuyamıyorlar. Fransa’nın tarihi itibarı ve günümüzdeki gücüyle mütenasip olmayan bir politikaları var. Avrupa Birliği ekonomisinin, askeri gücünün, coğrafyasının ve medeniyet alanının büyümesini sağlayacak Türkiye gibi bir ülkenin üyeliğine Fransa gibi bir ülkenin karşı çıkması akıl ile izah edilecek bir davranış değildir. Türkiye’nin sağladığı katkıyı kaç ülke sağlayabilir, hesap etmek gerekir.
Fransa ile yaşanan farklı bir sorun daha var. Almanya’da veya İngiltere’de Türkiye karşıtı olanlar da, Türkiye’yi destekleyenler de bellidir. Ancak Fransa’da belli değildir, zira bir dönem Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen Bernard Kouchner, Pierre Lellouche ve Alain Juppè Cumhurbaşkanı değişince kendi fikirleri de değişti. Bu isimler bugün karşı bir tavır takınmaktadırlar. Gerçek ciddi devlet adamları seçmene ve Cumhurbaşkanına göre değil, halkın ve ülkesinin çıkarlarına göre davranır. Dünya dengesini bilen ve geleceği okuyabilen hiç kimse Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği Fransız halkının çıkarlarına aykırı diyemez. Fransa’nın karşı olmasının önemli nedenlerinden birisinin de Türklerin Müslüman olması düşüncesidir. Fransa gibi laikliğin, din devlet ilişkilerinin tamamen ayrıldığı bir ülkenin dini farklılığı bahane yapması akla hakarettir. Polonya ve İspanya daha dindar olmalarına rağmen Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemektedirler.
Fransız halkı aslında politikacılarından daha akıllı ve daha istikrarlıdır. Yapılan araştırmalara göre Fransızların Türkiye’yi destekleme oranı %35’tir. Türkiye Avrupa Birliği koşullarını yerine getirir ve Avrupa normlarına sahip olursa destekleme oranı %63’e çıkmaktadır. Bu oran Türklerin Avrupa Birliğini isteme oranından daha fazladır. Dolayısıyla Fransız politikacı ve aydınlarına gerekli bilgi ve argüman sağlanınca Türkiye’ye desteğin artacağı görülmektedir.
Ünlü Fransız toplumsal araştırma şirketi Sofres’in son yaptığı ankette Sarkosy’nin oyu % 22’e düşmüştür. 2012 başkanlık seçimlerinde bir mucize olmazsa seçilemeyecektir. Hatta aday bile olmayabilir. Zira kendi atadığı başbakan François Fillon’un kamuoyu araştırmalarındaki oyu % 33 gözükmektedir. Şu anda Sosyalist partinin adayının kim olduğuna bakmadan anketlerde seçileceği gözükmektedir. İMF’nin bu günkü başkanı Fransız sosyalist Dominique Strauss-Kahn aday olduğu takdirde seçilmesi garanti gözükmektedir. Türkiye’nin adaylığını güçlü bir şekilde desteklemektedir. Anlaşılan bir yıl daha sabretmek gerekmektedir. Türk - Fransız ilişkileri Sarkosy’e rağmen kopmadıysa bunun önemli nedenlerinden birisi de şu anda Ankara’da görev yapan yetenekli diplomat Fransız büyükelçi Bernard Emiè’dir. Ciddi ve akıllı bir adam olan sayın Emiè aynı zamanda bir Türk dostudur. Dolayısıyla iki ülkenin dostluğu açısından zor dönemde bir şans olmuştur.  

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları