Şartlı-şartsız

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Başpapaz Hrisostomos ile Rum lideri (Kıbrıs Cumhurbaşkanı adı altında seyreden sahtekâr) Hristofyas arasında geçen görüşmeden sonra Başpapaz “verilen özel-gizli-bilgiden çok memnun ve mesut olduğunu” açıklamıştı. Hristofyas’ı sonuna kadar destekleyeceğini beyan etmişti. Ben de yaptığım TV konuşmalarında ve yaptığım beyanatlarda bu durumdan çıkarılacak sonuca dikkat çekerek “Tehlike çanları çalıyor” mesajını vermiştim.

Birkaç gün sonra Türk basınında “Kilise Hristofyas’ı şartlı destekliyor” başlıklı haberler çıkmaya başladı. Merakla bu haberleri okudum. Başpapaz Hristofyas’a verdiği desteğe şart koşmuyordu, sadece “Bana söylediklerine sadık kaldığı sürece arkasındayım” diyordu. Bu, şart değil, Hristofyas’ın kendisine “gizli, önemli, çok milli” maskesi altında verdiği bilgilerin varlığını yeniden vurgulamak anlamına gelmekteydi. Kilisenin istediği “Kıbrıs Helenizmi’nin varlığını güvence altına alacak doğru bir çözüm” ! Başpapaz “Kilisenin ezelden beri milli rolü vardır ve bugün var olan zorluklar nedeniyle bu rolünü sürdürmek istiyor” demektedir. Esas olan Helenizm’in varlığıdır! Kıbrıslılık sevdasıyla yananlar bir kez daha düşünsün.

Kilisenin milli rolünü bilmeyenlere hatırlatalım: 1825’te Osmanlı’ya karşı Enosis isyanı. 1878’de ada İngiliz’e kiralandığında Enosis talebiyle ayağa kalkış ve bir daha geri adım atmayış; 1907’de Churchill’in adaya gelişinden yararlanarak Enosis talebi; 1914-18 yılları arasında Kıbrıs’taki Türklere baskı ve tehditler, 1920-22 arasında Türklere ölüm sloganları ve baskılar; 1931’de vali konağını yakarak Enosis için ayaklanma; 1945’te sürgünden dönen Kilise uluları Enosis diye faaliyette; 1948’de İngiliz’in önerdiği muhtariyeti “Enosis’in ölüm döşeğidir” diye ret; 1950’de Enosis plebisiti ve dünyaya “Kıbrıs Enosis istiyor” yalanını yaymak; aynı yıl Makarios, başpiskobos seçilir, kilisede Enosis andını içer ve 1952-54 arası Atina’yı silâhlı mücadele yönünde ikna eder; EOKA’yı kurar ve 1955 tedhişini başlatır; 1959-60 anlaşmalarını kerhen imzalar ve derhal Akritas planıyla kurulan ortaklığı yıkma hazırlığına başlar. Bunun bir gereği olarak en namussuz insanların bile tevessül edemeyecekleri yalanlara, komplolara tevessül eder ve 1963’te ortaklığı başımıza yıkar. O günden bugüne “meşru hükümet unvanı Enosis’e en yakın noktadır, bundan ancak Enosis için geri adım atılabilir” prensibini milli konseye kabul ettirmiş, Rum liderlerin elini ayağını bağlamıştır. İşte Hristofyas’ı destekleyen kilise budur. Ve Hristofyas ne diyor? Enosis diplomatik yoldan elde edilebilir, Makarios’un şiddete dayanan yolu yanlıştı diyor. Hristofyas şimdi ne istiyor? Enosis’in önündeki engellerin kalkmasını istiyor. Nedir bu engeller? KKTC ile garantilerdir.
İşte Hristofyas’ın kendisine verdiği “gizli-milli” bilgilerden bahtiyar olan kilisenin başpapazı Hrisostomos’un Hristofyas’a ikazı: Sözünde durduğun sürece arkandayım! Bunda şart şurt yoktur. Bunda Hristofyas’ın yoluna ışık tutan bilgi vardır. Bunu değerlendirmek bize düşer. Bunu değerlendirerek Hristofyas’ın yoldaşlığına kanmamak da bizi temsil edenlere ve onları, girilmiş olan yolun tehlikelerine -çıkmaz yol oluşuna rağmen- destekleyen Türk hükümetine düşmektedir. Bizden söylemesi. “Enosis’e diplomatik yoldan gidilir” - Hristofyas’ın inancı bu, uğraşı bu. Diplomatik yolda “Masadan kalkarım ha” diyerek çift halka, çift devlete dayalı ortamı “tek” e indirme eyleminde başarılı olmuştur. “Arkası biraz sonra” deyip bekleyecek miyiz, yoksa toparlanma zamanıdır diyerek ayağa kalkacak mıyız?

Yazarın Diğer Yazıları