Savulun Avrupalı Türkler geliyor...

Kürşad ZORLU

Geçen hafta sonu yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanın yaşadığı Almanya’daydık. Bu bölgede olup bitenleri daha iyi anlamak için insanlarımızın kendi aralarında yaptıkları sohbet ve tartışmalara objektif bir şekilde kulak kabartmak gerekiyor. Bugün Avrupa’da 5,5 milyona yakın Türk yaşıyor. İnsanlarımız geçmişte yaşanan kültür çarpışmasının meydana getirdiği travmatik etkilerden yeni yeni kurtuluyor. Bir zamanlar “Alamancı” ya da “Gurbetçi” şeklinde tanımlanan Türkler artık Avrupa’nın bir parçası olabilme iradesini seslendiriyor. Kolayca fark edilebilen nesil değişimi, algı ve beklentisi Avrupa kültürüne daha da yakınlaşmış bir kitlenin varlığını işaret ediyor. Türk insanının girişimciliği ve hayal dünyası günümüz emek piyasasında gözle görülür bir üstünlük sağlıyor. “Avrupalı Türkler” kimliğine dikkat çeken bilinçli çevreler, AB rüyasından uyanarak kendimiz için bir şeyler yapmamızın gerekliliğini vurguluyor.


Neden mi?
Avrupa’nın önemli bir bölümünde ciddi bir kültürel erozyon yaşanıyor ve toplumsal döngünün kapitalist etkileri iyiden iyiye hissediliyor. Kitlesel üretim, istihdam ve ağır sanayinin sembolü olan Almanya bile ekonomik yanlışlıklar içerisinde âdeta geleceğini arıyor.Yine AB nüfusunun ortalama yaşı 40’ın üzerinde ve doğurganlık oranı giderek düşüyor. AB ülkeleri 2050 yılında çalışabilen nüfusundan 48 milyon vatandaşını kaybetme tehlikesi yaşıyor. Hali hazırda genç nüfusun makro ekonomik süreçlere intikalinde zorluklar olduğu gözleniyor. Almanya özelinden hareket edecek olursak işsizlik ve çocuk maaşlarının ortalama işgücü maaşlarına neredeyse eşitlenmiş olması orta vadede AB ekonomisini daha fazla bağımlı hale getirebilme özelliği taşıyor. Zaten enerji konusunda % 50’nin üzerinde kaynak bağımlısı olan AB ülkeleri bu kez de işgücü alanında kaotik bir dönemin eşiğine sürükleniyor.


Peki ne yapmalı?
Türkiye devlet politikası olarak uzun zamandır “AB’ye göre ve AB için” yaklaşımına odaklanmış yanlış bir strateji sürdürüyor. Avrupa’da yaşama kararlılığında olan ve oturduğu şehirde ekonomik üstünlüğe sahip insanlarımızın Türkiye tarafından eğitici, yol gösterici ve sorun çözücü bir yönetim anlayışı ile desteklenmesi düşüncesi, farklı siyasi görüşlere sahip insanları bir araya getiriyor. Baktığımızda AB genelinde başta Ticaret ve Eğitim müşavirliklerinin, merkezi bürokrasinin diğer kurumlarının sayı ve niteliğinin yetersiz olduğu ifade ediliyor. İnsanlar pasaport, vize, oturum vb. hususlarda vatandaşımızın işini kolaylaştırabilen aktif ve edilgen olmayan uzmanların bölgede çalışmasını istiyor. Büyük umutlarla oluşturulan Dış Türkler Başkanlığının henüz hiçbir etkinliğinin olmadığından şikâyet ediliyor. Ayrıca Türk nüfusunun birbirini anlamasını ve bütünleşmesini önleyen kutuplaşma ve kısır çekişmelerin sonlandırılamaması birbirinden farklı görüntülere sahip kitleler meydana getiriyor. Oysa bugün Avrupalı Türklerin geri döndürülemez fırsatlara yelken açmakta olduğu görülüyor. İşte bu gerekçelerle yüzümüzü AB’ye değil, bizzat Avrupalı Türklere çevirelim diyorum.


Kazakistan seçimleri Yeniçağ’da
3 Nisan 2011 Pazar günü Kazakistan’da Nursultan Nazarbayev’in de aday olduğu Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilecek. Biz de Kazakistan makamlarının daveti üzerine Türkiye’den gözlemci statüsüyle orada bulunacağız. Kardeş ülkenin geleceğini etkileyecek seçimlere ilişkin detaylar ve değerlendirmelerle gazeteniz Yeniçağ’da görüşmek üzere.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş