Savunmasız kalmak

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Yine eğitim uçuşu yapan, bir F-4 daha düştü, iki pilotumuz şehit oldu. On gün arayla yaşanan 3 uçak kazası ve 6 pilotumuzun şehit olması bağrımızı kor gibi yaktı. Düzmece davalar ne yazık ki TSK’yı fazlasıyla yıprattı. Hava Kuvvetleri’nden emekli generallerin basında yer alan sözleri çok düşündürücüdür:  “Kazaların en büyük sebeplerinden biri Hava Kuvvetleri’nin zayıflatılmasıdır. Kumpaslar Hava Kuvvetleri’nde ciddi tahribat yarattı. Son 5 yılda yaklaşık 900 pilot Hava Kuvvetleri’nden ayrılmak zorunda kaldı.”  
900 yetişmiş pilot Hava Kuvvetleri’nden ayrılırken hükümet nerededir? Genelkurmay Başkanı ne ile meşguldür? Bize göre Genelkurmay’a yakışan hükümeti ikaz etmek ve bu vatan evlatlarının sıkıntılarını dinlemek çözme yolunda gayret sarf etmekti. Tabii ki öncelikle hükümet bu işi ele almalı ve ülkeyi Hava Kuvvetleri’nin savunmasından mahrum hale getirmek isteyenlere fırsat vermemeliydi. Tertiplerle TSK bünyesinde 15-20 yılda telafisi zor bir yara açılmıştır. TSK, yılda yaklaşık 100 pilot yetiştiriyor. Bu sayı ortaya çıkan zafiyeti karşılamaktan çok uzaktır. Eldeki rakamlara göre Hava Kuvvetleri’nden sadece 2010-2014 yılları arasında ayrılan 800’ün üzerindeki pilottan yaklaşık 600’ü muharip pilottur. Başka bir ifade ile Hava Kuvvetleri’nde görevli pilotların %50’si ayrılmış demektir.
Savaş pilotları için ilk 5 yıl  “çıraklık”  ikinci 5 yıl  “kalfalık”  üçüncü 5 yıl ise  “ustalık”  liderlik öğretmenlik dönemi sayılıyor. Usta pilotların çoğu, komutanlarının başına gelenlerden sonra görevden ayrıldı. Uçaklarımızı kullanacak pilot sayısı azaldı. Böylece hava kuvvetlerimizin Akdeniz, Ege ve Kuzey Irak’ta hareket üstünlüğü ve gücü de elinden alınmış oldu. Aynı acı durum Deniz Kuvvetleri’nde de yaşandı. Denizdeki üstünlüğümüzü de kaybettik. Bütün bu tespitler acı bir biçimde uçaklarımızın teknik bir arızadan dolayı değil, tamamıyla kullananların aşırı yorgunluk, yetersizlik sebebiyle düştüğü yolundaki tez ve iddiaları güçlendiriyor.
Bir savaş uçağı pilotunun duygu, düşünce, insani ilişkilerin bedelini para ile ölçemezsiniz. Ama yetişme maliyeti 4 milyon dolardır. Fırlatma koltuğu bir pilottan daha mı pahalı? Daha mı değerli ki bu uçaklara sorunsuz çalışan koltuklar takılamıyor. Bakınız F-16’larda kullanılan  “Mc Donnel Douglas aces ıı”  model fırlatma koltuğu şimdiye dek 7 binden fazla pilotun hayatını kurtarmıştır. F16’larda olan bu sistem F-4’lere neden takılamıyor? Nedir olay?  
Her acı hadise, her ölüm, siyasilerin yaşayışını bir kere daha gündeme getirir. Nitekim evli ve 9 aylık kız çocuk sahibi olan şehit yüzbaşı Mustafa Tanış’ın babası Hayri Tanış, acısını şöyle ifade ediyor:  “Bunları yazın! Yavrum uçan tabut ile gitti. Saraylar yapana kadar uçan tabutları değiştirsinler. Yandım, ben yanıyorum, onlar da yansın. Millet, vatandaş duysun bunları, başka analar ağlamasın, başka ocaklar sönmesin!”  
Bir araştırmacı; F-4 pilotunu göreve gönderirken kaza anında kurtulma şansının %30 olduğunu bile bile gönderiyorsun diyor ve devam ediyor: Bu nasıl bir tedbirsizliktir? Bu nasıl bir cehalettir? Kim açıklayacak? F-16’lardaki fırlatma koltuğu 100 bin dolar civarında. Başbakanlığa 222 adet araba aldıracağınıza en az 100 adet uçağa sıfır ve tam çalışır bir fırlatma düzenekli koltuk takamaz mıydık?
“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, yüksek Türk kültür ve ahlakı ile Türk ordularının eşsiz kahramanlığıdır” diyen Atatürk silahlı kuvvetlere büyük önem veriyor, bu fikirlerini şöyle ifade ediyordu:  “Kuvvetli bir ordu denildiği zaman anlaşılması lazım gelen; her kişisi, özellikle subayı, komutanı, medeniyetin ve tekniğin gereklerini kavramış ve ona göre iş ve hareketlerini uygulayan yüksek ahlakta bir topluluktur.”
Çok dikkatli bir planlama ile milli harp sanayini kurmuş, ordunun bütün ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığı Türkiye ideali gerçek olmuştur. Dilerim nefs (ene) küheylanlarına binmiş, etkili ve yetkili kişiler o atlardan insinler, yakın tarihi ve o tarihin en önemli kişisi M.Kemal’in eserlerini okusunlar. Aksi halde kendi silahlı kuvvetleriyle harp eden iktidarın memleketi savunmasız hale getireceğini hep birlikte yaşarız. Yaşadığımız acı tecrübelerden ders almayı bilmeliyiz. Zaman zaman gizli bir elin, örgütün şehitlerimize, gazilerimize, fedakâr koruculara;  “Bu memleket hiçbir fedakârlığa değmez” dedirtmek için yanlış üstüne yanlış yaptırdığını düşünüyorum. İki çocuk babası gazinin almış olduğu protez ayağın parası ödenmiyor, gazinin evine haciz geliyor. Silahlı kuvvetlerimiz ve 1150 odayı dolduran bürokratlarıyla Sayın Cumhurbaşkanımız bu haberleri görmez mi, takip etmez mi? Bunlar çok ciddi işlerdir. Yetkililer günü birlik lüzumsuz nutuklarla ömürlerini tüketmek yerine, bu ciddi işlere bakmalıdır...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları