'Sayın' desem mi?!

Arslan TEKİN

Muhabir sorar:
“... Bey eşinizi neden öldürdünüz?”  
“Beyefendi market soymuşsunuz, doğru mu?”
“Sayın... Bey, tecavüzü nasıl gerçekleştirdiniz?”
Katil de soyguncu da tecavüzcü de bu sorulara muhatap olduğunda iki polisin arasındadır... Kelepçeli elleriyle ya yüzünü kapamaya çalışmakta ya da mikrofonu ağzına uzatan muhabire pişkin pişkin tekme atmaktadır.
Çaylak muhabirler, “saygılı” olurlarsa cevap alacaklarını mı düşünüyorlar, yoksa ağız alışkanlığı mı? Çokluk ağız alışkanlığı...
“Câni”, “çocuk katili”, “bölücü” ve daha birçok “menfî” sıfatlarla anılan kişinin “sayın”ı hak etmediği düşünülerek, bu sıfatı kullananlar cezalandırılıyordu.
Başbakan Recep T. Erdoğan bile “Sayın Öcalan”ın (aynı cümlede iki defa) “kelle” aldığından (“kelle” dediği şehitlerimiz) bahsetmiş ve çok sonra “üç kuruşluk” cezaya çarptırılmıştı. (Başbakan’ın hakkını yemeyelim! Bu sözleri söylediğinde Başbakan değildi; devletin sorumluluğunu üzerine almamıştı!)

***

Varsın “sayın” desinler! Kimin kim olduğu böylece ortaya çıkıyor. PeKaKa/PeKeKe telaffuz farkı da tarafları belirleyicidir. (Bazıları, inanmazsınız ama, iki taraf da üzerime gelmesin diye e-a arası bir sesle “PeaKeaKea” bile diyorlar! İsterseniz, Ak Parti’nin Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu’nun “PeaKeaKea sorununun yüksek çözünürlülük derecesinin katmanları...” diye ciddî ciddî anlatırken konuşmasına kulak verin, “PeaKeaKea” dediğini anlayacaksınız!
Ak Parti iktidarı “Yargıtay” meselesini halletmişe benziyor; ancak, “Danıştay” sıkıntılı; hiç istedikleri neticeyi vermiyor... Yakında Danıştay’a da neşter vurulduğunu görürüz! İki kuruluş, birbirine yakın meselelerde zıt kararlar verebiliyorlar. (Bu da bizim hukukumuz
işte!)
“Sayın” kararı Yargıtay’dan çıktı.
“Sayın” deyince...
Türk dili profesörleri arasında da “sayın” mücadelesinin olduğunu biliyor musunuz? Prof. Dr. Osman F. Sertkaya (Eski Türkçe ağırlıklı çalışır), “sayın”, “bayan” gibi kelimelerin aslında Türkçe olmadığını yazmıştı. Çok sonra Prof. Dr. Zeynep Korkmaz (Eski Anadolu Türkçesi ağırlıklı çalışır) “sayın”ın Türkçe asıllı olduğuna dair uzun bir makale neşretti. (Makaleler için bkz. Prof. Dr. Osman Sertkaya,”Bay, Bayan, Bayın ve Sayın Kelimeleri Üzerine”, Türk Dili, S. 705, Eylül 2010; Prof. Dr. Zeynep Korkmaz,”Dilimizdeki Sayın Sözü Moğolcadan Alıntı Olabilir mi?, Türk Dili, S. 721, Ocak 2012).

***

Hukukun kişilere ve örgütlere göre değiştiği zamanımızda, Yargıtay’ın kararı kişiye özgü olabilir mi? A. Öcalan için demiyorum! R. T. Erdoğan’ın “sayın”ı aklanmasın sakın!
(Yargıtay, ayrıca, “gerilla”denebileceğini belirtti. Danıştay ise “gerilla”meselesinde tam tersi karara
vardı!)
“Sayın”lara, “gerilla”lara saplanıp kaldık; öbür tarafı görmüyoruz... Türkiye’nin zemini kayıyor ey ahali!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş