Şeb-i arûs etkinlikleri...

Ahmet SEVGİ

“Şeb-i arûs” sözlükte “gelin gecesi, düğün gecesi” anlamına gelir. Terim olarak da Hz. Mevlana’nın ölüm gecesi ve bu gecenin yıldönümleri olan 17 Aralık’ta Konya’da yapılan törenleri ifade eder.
Konya’da yapılan şeb-i arûs etkinlikleri bu sene, diğer yıllardan farklı olarak bir haftadan 17 güne çıkarıldı. 1 Aralık 2008 Pazartesi günü başlayan etkinlikler sema gösterileri, çeşitli toplantılar ve türbe ziyaretleri şeklinde halen devam etmektedir.
Etkinlikleri kıyıdan köşeden ara sıra biz de takip ediyoruz. Kemiyet (nicelik) itibarı ile bir şeyler yapılıyor. Takdir etmek lazım... Ama keyfiyet (nitelik) açısından aynı şeyleri söylememiz biraz zor.
Nedendir bilmem, şeb-i arûs etkinlikleri bana hep Mevlana’nın şu sözlerini hatırlatır:
“Herkes, kendi anlayışına göre bana dost oldu. İçimdeki sırları araştırmadı. Benim sırrım feryadımdan uzak değil. Lakin her gözde onu görecek nur, her kulakta onu duyacak kudret yoktur.”
Gerçekten de insanlar -yerlisiyle yabancısıyla- Mevlana’yı kendi anlayışına göre değerlendiriyor. Ve kendi anlayışına göre onda hoşuna giden yönler bularak Hz. Pîr’i seviyor, ona dosta oluyor. Fakat kimse Mevlana’nın sırrını araştırmıyor. Niçin feryat ettiğini incelemiyor.
Evet, esnaf Mevlana’yı seviyor; çünkü ihtifaller dolayısıyla üç-beş kuruş para kazanıyor. Bilim adamları Mevlana’yı seviyor; çünkü kendi fikirlerini cilalayıp sunmak için -zannınca- Mevlana’nın düşüncelerinden destek alıyor. Siyasetçiler Mevlana’yı seviyor; çünkü herkesin -kendi zannınca- dost bildiği bir şahsiyeti tebcil etmek ona siyasî bir avantaj sağlıyor.
Mevlana törenlerinde beni en çok rahatsız eden ifadelerden biri “inanç turizmi” tabiridir. “İnanç turizmi” ifadesi benim kulağıma hep “inanç ticareti” şeklinde yansıyor. Kanaatimce, “inanç” ın söz konusu olduğu yerde para-pul, makam-mevki gibi dünyalık şeyleri çağrıştıracak kelime ve hareketlerden muhakkak kaçınılmalıdır.
Bu yıl yapılacak şeb-i arûs etkinliklerinden biri de Mevlana’dan etkilenerek Müslüman olan ve 1999’da vefat eden Fransız profesör Eva de Vitray Meyerovitch’in Paris’teki mezarının Konya’ya nakledilmesi işi olacak. Verilen bilgilere göre 17 Aralık’ta Konya’ya getirilecek olan cenaze aynı gün kılınacak cenaze namazından sonra “türbe” yakınındaki Üçler Mezarlığı’na defnedilecek.
Ben şahsen bu faaliyeti de pek doğru bulmuyorum. Atalarımız “Taş yerinde ağırdır” demiş. Merhumenin Paris’teki mezarının üzerine bir kubbe yaptırılarak alınlığına “Mevlana diyarından kilometrelerce uzakta bir Mevlana âşığı” mealinde Türkçe ve Fransızca olarak güzel bir manzum kitabe nakşedilse eminim çok daha anlamlı olurdu... Neyse, her halde büyüklerimiz bizden daha ileri görüşlüdürler...
Son söz şairin:
 “Törenlerde niye yoksunuz diye bize darılma ey Pîr// ” Arûs “la ” Arûz “u karıştıranlardan kalmadı bize yer.//
735. vuslat yıldönümünde Hz. Mevlana’yı rahmetle anıyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş