Seçim sofrasındaki ‘Muvazzaf Kuşbaşı’

İsrafil K.KUMBASAR

Cemile’nin çatalı gerildi.
‘İmdadına’ koşacağını beklediği AB, ABD, çağdaş dünya, insan hakları kuruluşları, ileri demokrasi havarilerinden ses seda çıkmadı. Zira yaşı 18’in üstündeydi. Üstelik düne kadar ‘gayrimeşru’ denilen ilişkiler artık ‘meşru’hale gelmişti.
Debelendi durdu saatlerce Cemile.
Cemile, ergin ve sezgindi. ‘Fuhuş da Avrupa Birliği normları mucibince suç olmaktan çıkarılmıştı. Haliyle o otelde, o şahısla bir başına olması ‘kendi takdiri’ idi.
AB uşaklarının, ABD yalakalarının başka bir uğraşları vardı: Pınar’ı kurtarmak.
Pınar, Eminönü Yeni Camii’nde ‘öğle namazını’ ifa etmiş, Mısır Çarşısı’nda gezintiye çıkmıştı. Ne olduysa o anda oldu. Bir patlama: 7 ölü, onlarca yaralı.
Cami avlusunda (!) derdest edilen Pınar, yıllarca hakim önünde ‘esas’ duruşta kaldı.
Oysa suçsuzdu. ‘Namazdan’ çıkmıştı.
‘Beraat’, ‘mahkumiyet’ kararları papatya falına döndü. Seneler seneleri kovaladı.Pınar adının önüne bir de etiket aldı. ‘Bilim karısı’
olmuştu.
Davanın diğer sanığından ve ifadelerinden hiç söz edilmeden Pınar’ın ne kadar ‘masum bir yavru’ olduğu vurgulandı durdu.

* * *

İlginçtir, Pınar Yargıtay kararını ‘çok önceden’ öğrenip kapağı ‘yurtdışına’ atmıştı.
‘Bilimsel’ çalışmalarına orada devam ediyordu. Kimine göre ‘roman’ yazıyor, kimine göre de ‘doktorasını’ hazırlıyordu.
Dava konusu olayda ‘kaç kişi’ ölmüştü, ‘başka sanık’ var mıydı, o sanığın ‘ifadeleri’ ne yöndeydi, ‘mahkumiyet’ almış mıydı?
Bunlar kimsenin umurunda değildi. Mümtaz medyanın haberlerinde bu soruları tatmin edecek bir tek satır yoktu.
Varsa yoksa Pınar. Bir de ‘Muvazzaf Kuşbaşı’.
‘Memur’ olan ‘Muvazzaf Kuşbaşı’ ve kendisiyle ‘aynı kaderi’ paylaşan birkaç arkadaşı ‘sivil ita amirleri’ tarafından tereyağından kıl çeker gibi açığa alındı.
Muhtemel ki, ‘Muvazzaf Kuşbaşı’ da tek merminin atılmadığı ‘darbe’ paranoyaları çerçevesinde işinden oldu.
Yine ne garip ki, ‘tek tabancanın’ ele geçirilemediği bu ‘darbe’ paranoyası, bir ‘yiğitlik’, bir ‘kafa tutma’ gösterisinin malzemesi haline geldi. Bir ilk gerçekleşti.
Pınar’ı aklamaya çalışan yalaka kalemler, dönüp de sormadılar:
-  “Yahu, hanginizin burnu kanadı da, TSK üzerinde bu operasyonu bir seçim malzemesi olarak yine dilinize doladınız?”

* * *


‘Muvazzaf Asker’artık oldu ‘Muvazzaf
Kuşbaşı’.
Kurban Bayramı sonrasında onlar üzerinden  akıl almaz bir psikolojik harekatla oy yüzdesi artırılıyor.
-  “Oh be, ne iyi oldu. Tarihimizde ilk defa böyle bir karar alındı. Yiğit lider, aslan, kaplan genel başkan.”
‘Muvazzaf Kuşbaşı’ hakkındaki ‘siyasi karara’ elbette bir şey denemez. Adı üstünde karar ‘siyasi’dir. Peki aynı ‘Kuşbaşı’nın kuşbakışı durumundaki ‘emir-komuta’ kademesine ne diyeceğiz?
Zira ‘tıss’ yok oralarda.
Zaten millet olmasını da beklemiyor.
ABD mahsulü ‘sahra talimnameleri’ bu milletin değerleriyle ne kadar örtüşebilir ki?
Beklenen, ama ‘ertelenen’ bir durumdu bu.
Tabii birileri çıkıp da, “Söz konusu ekonomi olunca, Batı’dan devşirilen kavramlara kimsenin bir şey dediği yok”  şeklinde bir çıkış yapabilir.
Paranın ‘dini, imanı’ olmadığını iddia edenler, ne yazık ki iş cihet-i askeriyeye gelince, tam siper, pardon ‘tam secde’ istiyor.
Mevzu budur.

* * *


Kusura bakma ‘Muvazzaf Kuşbaşı’m.
‘İntibak’ eğitiminde yeterince başarılı olamadınız. AB, ABD ve sair sömürgeci güçlere ‘secde etme’ konusunda yetersiz bulundunuz.
Bundan sonraki hayatınızda başarılar dileriz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş