Seçim sonrası ilk tahlil

A+A-
Mehmet GÜL

Seçim gecesi, atv deki Ali Kırca’nın yönettiği seçim meydanında, Prof. Eser Karakaş şunları söyledi, “Yüzde 7,3 kalkınma hızını 4 sene muhafaza eden bir iktidarın düşmesi beklenemezdi, ekonomide dengeler son derece sağlıklıdır ve millet istikrara oy verecekti” Bu sözleri destekleyen Ali Kırca da, “Yani millet bu ekonomik başarıyı ödüllendirdi” dedi. Bu ekonomik mucize(!) konusunda ben de birkaç cümle söylemek durumunda kaldım veşunları söyledim: “Hangi ekonomik başarıdan bahsediyorsunuz. Beş yıl önceki iç ve dış borç yüzde yüz artmış. Dış ticaret açığı büyümüş ve en önemlisi Türkiye sıcak para cenneti haline getirilmiş. 70 milyar doların üzerinde sıcak para büyük kârlar toplayarak ve denetimsiz dolaşıyor. Aylar önce George Soros gibi bir spekülatör bile, sıcak paradan vergi almalısınız, böyle olmaz, dediğinde, her şeyi babalar gibi satmaya talip, Maliye Bakanı her konuda dinlediği patronlarını bile reddederek, hayır vergi almayacağız demişti. Aynı sözü daha 10 gün önce, Taha Akyol’un programına konuk olan, Kemal Derviş tekrarladı ve sıcak paradan vergi alınmalıydı ama artık geç dedi. Yani atı alan Üsküdar’ı geçti, 7 milyarı bile çekince büyük bir kriz yaşayan Türkiye, 70 milyarın yarısı bile çekilse ne durumlara düşecektir, varın hesaplayın. Vergilendirmeyi reddetmelerinin başka sebepleri olsa da, asıl gerekçe onları bu şekilde davet etmek ve daha başından vergilendirmemekti. İşin acı yanı, bu paralar bizim hazinemize ait olan ve güya kâr etmek için, batı bankalarına yüzde 4’le yatırdığımız paralarımızdı. Bize verecekleri faizi bizden çıkardıkları gibi, yıllık yüzde 22 getiri elde ediyorlardı.” Her neyse, benim söyleyeceğim konu bununla bağlantılı ama daha farklı. Bir sene kadar önce, Mehmet Ağar, Celal Adan, Eser Karakaş, Mehmet Altan, Cüneyt Ülsever, İstanbul’un Anadolu yakasında, Sahan restaurantta yemekli toplantı yapıyorlar, Celal Adan’a sorduğumda inkâr etmediği bu toplantıda, bu zevat DYP’ye ve Mehmet Ağar’a danışmanlık yapmaya başlıyor. Kısa bir müddet sonra, danışmanlığın konuları ve kokusu ortaya çıkıyor. Mehmet Ağar DYP’lilerin bile hayret ettiği “dağdan inip, düz ovada siyaset yapın” çağrısını yapıyor. Herkes dil sürçmesi gibi değerlendirme temayülündeyken, Ağar bu görüşünde ısrarcı olup, ne yalanlıyor, ne de içini dolduruyor. Mazisindeki terörle mücadale çizgisinin ona yeteceğini düşünmüş olmalı ki, hem Güneydoğudan oy almayı, hem de bu ova siyasetini planlayanların gözüne girmeyi düşünüyor. Bu Dalton biraderlerin danışmanlık süreci ile birlikte, Ağar’a bir şeyler oluyor, medyanın ilgisini, halkın ilgisi zannetmeye başlıyor, işte DYP yükselmektedir. Bir yerde otururken, Ayşe Önal ve Mehmet Altan’ı görmüştüm, bundan 4,5 ay kadar önce, önlerinden geçerken selamlaştık ve eğildim Mehmet Altan’a, “Sizinle bir arada gözükmek, siyasetçi için ciddi bir risk, Mehmet Ağar’a bir dokundunuz, adam yüzde 15’lerden 8’lere geriledi” dediğimde, Mehmet Altan mütebessim bir bakışla “Gazete manşetleri böyle söylemiyor” dedi, ben de “Bunu göreceğiz ama halkın manşetleri böyle söylüyor” diye cevap verip ayrıldım. Eser Karakaş, AKP’yi böyle candan ve içten methedince, hemen aklıma o yemek (Başka toplantıları da buluyorum) ve Mehmet Altan’ın o sözleri geldi. Yani kılavuzlar, Ağar’ı siyasetten silmiş, şimdi ufak ufak vantuzlarını CHP ve MHP’ye doğru, ürkütmeden uzatmaktalar. Bazen onu övecekler, bazen eleştirecekler ama bunu hep bir gayeye yönelik yapacaklardır.

Yazarın Diğer Yazıları