Sedat Ergin'e teşekkür...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Gazetecilik mesleğinin önemli kriterlerinden biri de "haber atlatmak"tır. Bugünlerde fotokopisi gibi aynı manşet ve fotoğraflar, tatlı ve seviyeli rekabetin yaşandığı gazetecilikte olmazdı. Bırakınız aynı satırları, benzeri olduğunda "tüh be pişti olduk" diye hayıflanırdı meslektaşlarımız. Türkiye'mizin son on yılında gazetelerin iyi sınav vermediği su götürmez gerçek. Her haliyle kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon, Balyoz, Odatv, Askeri Casusluk davalarında büyük bölümü sınıfta kaldı. Sahte dijital verilerin delil olarak sunulduğu davalarda anlı-şanlı(!) yazarlar, genel yayın yönetmenleri "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" diyerek bugün tutuklu ya da firarda olan hâkim ve savcılara övgüler yağdırıyordu. Hatta verilen haksız cezaları "Kışın yediğiniz hurmalar, yazın bir yerlerinizi tırmalar" yorumu yapanlar da vardı. O günlere dair yazılacak çok şey var. Umarım iletişim öğrencileri yüksek lisans ve doktora tezlerinde kumpas davalarında kimlerin, neler yazdığını adamakıllı derleyerek tarihe not düşer.

Doğrusu o günlerde Silivri ve diğer cezaevlerine tıkılan zanlıları savunmak akıl kârı değildi. Her an malum davaların birine monte edilip, tutuklanma, yargısız infazla karşı karşıya kalma riskine rağmen gerçekleri yansıtma görevini yerine getiren gazeteci sayısı da bir elin parmaklarını bile geçmedi. Birileri halen görmezlikten gelse de duruşmaları sürekli takip ederek günlük yazanları, kitap yayınlayarak hapishaneyi göze alanları başta tutuklular olmak üzere aileleri, avukatları biliyor. En önemlisi Tanrı biliyor... Gerisi de teferruat...

Medyanın çoğunluğu duyarsız kaldı

"Asrın iftirası Balyoz Davası" esnasında merkez medyada bir tek Sedat Ergin 20 günden fazla köşesini sahte delillere ayırarak kamuoyunun dikkatini çekti. Her fırsattaki çağrılarımıza rağmen Silivri duruşmalarını bizzat gelip izlemeyen gazetecilere rağmen Ergin, kolejden sınıf arkadaşı Doni Rodilck ve eşi Pınar Doğan'ın ABD'deki bileşim uzmanları ve bilirkişilerin hazırladığı raporları bülten halinde yayınladılar. Pınar Doğan'ın Balyoz ve 28 Şubat Davalarının bir numaralı zanlısı emekli  Orgeneral Çetin Doğan'ın kızı olduğunu hatırlatmakta fayda var. O rapor sadece Sedat Ergin'e değil tüm basın kuruluşlarına ulaştırılmıştı. Herkes duyarsız kalırken Sedat Ergin okul arkadaşına inanarak günler süren incelemeden sonra yazdı. Okuyanlar "Aaa! Öyle miymiş" demeye başladılar. O dönemdeki günlük yazılarımda ve kitaplarımda Ergin'e teşekkür etmiştim. Bugünlerde de etmeye devam ediyorum. Ergin bir süredir 15 Temmuz Darbesinin iddianamelerini yazıyor. Dahası geçtiğimiz ay Ankara'ya gelip Sincan'daki duruşmaları iki gün izledi. Genelkurmay Çatı Davası, Hava Kuvvetleri ve Akıncılar Üssü ile ilgili önemli yazılar kaleme aldı. Söz konusu davalar ile ilgili Müyesser Yıldız'ın hakkını teslim edelim. Sedat Ergin, Yavuz Donat, Soner Yalçın dahil olmak üzere Yıldız'ın gayretlerini basın camiası biliyor ve takdir ediyor. Ergin'e Müyesser ile beraber sadece iddianameleri inceleyerek yazmanın gerçekleri yansıtmayacağını, zira iddianamelerin son derece acele ve itinasız yazıldığını dolayısı ile savunmaların mutlaka okunması, tanık ifadeleri ve çapraz sorgulamalar ile HTS kayıtlarının önemine dikkat çektik. Sağolsun araştırıp yazıyor.

Emniyet raporları ile yazılan iddianameler

 Yazımın başında "atlatma" konusuna değinmiştim. Ömrüm boyunca bu konuda iddialı olmadım. "O haberi daha önce ben yazmıştım. Aylar önce tespit ettim" gibi mesleki havalara girmedim. Kaynak gösterilmeden yazılarımdan alıntı yapılmasına alınmadım. "Aklın yolu birdir... O da görmüş" deyip geçiştirdim. Dahası benzeri yazıları mutlaka hem köşemde hem de sosyal medyada okuyucularım, takipçilerimle paylaştım. Hiç de kompleksim olmadı. Sedat Ergin'in Hürriyet'te son bir haftadır: "15 Temmuz ve Görevlendirme Listeleri" başlıklı yazılarını takdir ile takip ediyorum. "Darbe içi Kumpas"ın açığa çıkarılmasında tarihi bir görevi ifa ediyor. Görevlendirme listesinde isimleri bulunduğu için haksızca tutuklanıp, hapse atılan, yeni tahliye edilenlerin yanında görevlendirmede adı olduğu halde görevini sürdüren, terfi edenlerin de bir bölümünü yazdı. Bir de görevlendirmede ismi olmayıp, karargâh emrine verilenlere dikkat çekerek mahkemelerde MİT ve Emniyet raporları ile yazılan iddianamelerin tutarsızlığını yazıp; MİT'in "istihbari nitelikte olan bilgiler hukuki bir delil olarak kullanılamaz" ibaresini ekledi. Oysa iddianamelerin hemen hepsinde söz konusu "istihbari nitelikteki bilgiler" kanıt olarak nitelendiriliyor. Sedat Ergin haksızca tutuklandıktan sonra ağır hastalanıp tahliye edilen ve geçtiğimiz günlerde vefat eden Tuğgeneral Yavuz Ekrem Arslan ile başladığı yazıları Abdullah Baysar, İbrahim Yılmaz, Nihayet Ünlü, Levent Ergün, Erdal Öztürk, Mesut Savaş, Mustafa Kaya, İsmet Gökhan Gülmez, Metin İyidil, Yıldırım Güvenç, İbrahim Serdar Savaş ve şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın ile ilgili sürdürdü. Kendisine ulaşan bilgileri kamuoyu ile paylaşmaya devam edecek.

Okuyucularımın Ergin'den bir talebi var. Elçiye zeval olmaz. Üst rütbeliler ile ilgili yazıları takdir ile karşılamakla beraber sesleri hiç duyulmayan genç subay, astsubay, uzman erbaşlar ve askeri öğrenciler için de dikkat çekmelerini talep ediyorlar ve teşekkürlerini sunuyorlar.

Değerli meslektaşım Ergin'den bir talep de benim olacak. Yarından itibaren bu sütunda yazmaya çalışacağım Hava Pilot Tümgeneral İdris Aksoy'un dosyasını incelerse sevineceğim. Aksoy Kuleli Askeri Lisesi'nden sınıf ve sıra arkadaşım. Hakkındaki tek delil görevlendirme listesi...

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları