Şehit ailelerine nasıl hesap vereceksiniz

A+A-
Afet ILGAZ

Meclis’e bakıyorum da iki gündür, şimdiye kadar görmediğimiz nitelikte bir Meclis olduğunu düşündürtüyor. Menderes zamanında bile hani o tahkikat komisyonlarının kurulduğu ve işlediği yıllarda bile, Meclis’te böyle bir zafiyet görülmemişti.
Bazı sıralar boş, bazıları dolu ama yemin etmiyor, olmayan tutuklu milletvekillerinin adı geçince uzun alkışlar...
Bütün bunlar niçin? Hiç şüphesiz Öcalan’ı önce ev hapsine, sonra ondan da kurtararak Meclis’e sokmak için yapılmış uzun ve zor bir tezgâhın safhaları. Anayasada değişiklik yapacaklar, Öcalan’ı bu yoldan serbest bırakırken Silivri’de ve şimdi Meclis’te yapılan haksızlıkları dengeleyebilecekler, unutturacaklar, sözde.

***


İnsanın “canına” dokunmadıkça bir acı, zor umursanıyor. Açlık, yoksulluk, işsizlik  “bir şekilde”  giderilebiliyor. Asgari ücretle çalışıyorsun, köyden tarhana, bulgur getirtip yiyorsun, az besleniyorsun, beslenemiyorsun, pazarlardan ucuz giysiler bulup alıyorsun, belediyelere partilere sığınıyorsun, çocuklara okulu bıraktırıp her birini çok az aylık veya haftalıkla işe koyuyorsun, yardım dernekleri, gösteriş için de olsa bazen gelip seni buluyor, zekât, fitre, idare ediyorsun ama bir şey var ki o, idare edilemiyor. Çünkü “canın” derinden yanmış oluyor. Onu ne yardım parası, ne belediye, ne parti, ne tarhana bulgur, ne asgari veya azami ücret giderebiliyor: Verdiğin şehitler...

***


Bir oğlu kimse geri getiremiyor. Kardeşi, babayı, kocayı, nişanlıyı, dayıyı, devre arkadaşını kimse geri getiremiyor. O, en büyük mertebeye de ermiş olsa, şehit olarak; acısı sende duruyor. Yokluğu da sende duruyor. Hele özlemi, en çok o duruyor. O özlemin büyüttüğü kırgınlık, güceniklik ve acı, o her gece rüyana girse de ruhunun evin etrafında dolaştığını görsen de onu unutmaya ve sebeplerini bağışlamaya yetmiyor. Çünkü bu ölüme sebep olanlar şimdi baş köşede ağırlanıyorlar. Makam arabalarına biniyor, dolgun maaş alıyor, her gün şehirleri yakıp yıkıyor, otobüsleri ve dershaneleri bombalıyorlar.
Uğruna öldüğün bayrağın yanına bir bayrak daha istiyorlar, Atatürk’ün Gâzi Meclisinin yanında bir Meclis daha
istiyorlar.

***


Hadi diyelim ki canı yanmamışları, yukarıda sıraladığım sebeplerle kafaya aldınız. Yapılan tehlikeli işi abra kadabra diyerek gözlerden kaçırdınız. Şehit ailelerini nasıl uyutacaksınız. Milyonlarca şehit ailesini, o canı yananları nasıl abra kadabra edip de Öcalan’ı hapisten çıkarmaya, daha sonra da Meclis’e sokmaya razı edeceksiniz? Bu, Beşşar Esad ve Kaddafi’ye, önce “kardeşim” deyip sonra “yönetimi terk et” çağrısını yapmaya benzemez. Zordur. Çünkü onların canı yanıyor.
Yılanla köylünün hikâyesini bilirsiniz. Yılan köylüye: “Sende o can acısı, bende de bu kuyruk acısı varken, unutmak zor” demiş. Canı yanan köylü, hıncını, yılanın kuyruğunu keserek almıştı.

Yazarın Diğer Yazıları