Şehit anaları projesinin arkasındaki gerçek ne?

İsrafil K.KUMBASAR

Bir zamanlar, terör örgütüne yataklık eden sözde ‘insan hakları’ kuruluşu tarafından örgütlenerek piyasaya sürülen ‘Cumartesi Anneleri’nin arasında boy gösteren bir subay eşi şöyle diyordu:
- “Sorun şiddetle çözülemez. Evlatlarını yitiren anneler el ele verip bu savaşa dur demeli.”
 “Barış anneleri” projesi ile ortaya çıkan bu kişinin, daha sonra farkında dahi olmadan örgüt tarafından kullanıldığı anlaşıldı.
İşte o proje yeniden gündemde.
Üstelik bu kez, projeye “Dindar Cumhurbaşkanı” söylemi ile Çankaya’ya oturduktan sonra, “Kürt sorununun çözümünde tarihi bir fırsat yakaladık” diye buyuran zatın, muhterem eşleri de destek veriyor.
“Hepimiz anneyiz” projesi çerçevesinde ‘şehit’ anneleri ile ‘terörist’ annelerini biraya getirmeyi getirmeyi amaçlayan First Lady, aynen şöyle diyor:
- “Savaşın da terörün de mağduru çocuklar. Anneler olarak buna dur dememiz lazım.”
Ne gözyaşartıcı bir gerekçe değil mi?

* * *

“Demokratik özerklik” planı çerçevesinde Güneydoğu’yu Türkiye’den kopararak Irak’ın kuzeyindeki ‘kukla’ yönetimin bir parçası haline getirmeye çalışan bölücü terör örgütü, hedefe ulaşabilmek için akla hayale gelmeyecek her türlü ‘kirli propaganda’ yöntemini deniyor.
Düzenlediği kitlesel gösterilerde çocukları ön plana sürerek ‘kadınları’ etki altına alan örgüt, daha sonra o kadınların ‘annelik’ duyguları üzerinden psikolojik baskı kuruyor.
Türk devletine karşı kurşun sıkan hainler ile vatan için kurşun yiyen kahramanları ‘aynı kefeye’ koyarak kamuoyuna ‘birbirleriyle çatışan silahlı güçler’ diye empoze etmeye çalışıyor.
Örgüt, şimdi yeniden ‘şehit’ annelerini ‘terörist’ anneleri ile buluşturarak, çocuklarını ‘kınalı kuzu’ gibi süsleyerek ‘davul zurna’ ile askere gönderen anneleri, kışkırtmaya çalışıyor.

* * *


Daha önce, “29 Mart 2009 seçimlerinde Türkiye içerisindeki Kürdistan’ın sınırlarını belirledik.” şeklindeki sözleri ile gündeme gelen DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, il kongresinde, çatışmalarda ölüp giden terörist kardeşleri için ‘saygı duruşunda’ bulunduktan sonra, aynen şu ifadeleri kullanıyor:
- “Bu savaşın bitmesini istiyorsanız, kapınıza gelen çocuklarınızın cenazelerinin hesabını sorun. ‘Ben çocuğumu askere gönderdim, neden benim çocuğumun tabutu geldi?’ diye sorun. Ama siz kapınıza gelen tabutlar karşısında, ‘Bir evladım daha olsa bu vatana feda ederim’ dediğiniz sürece bu savaş bitmez. Çocuklarınızın ölümüne karşı çıkın. Özellikle asker annelerinin bu sürece katkı sunmaları gerektiğini düşünüyorum. Umut ediyorum ki PKK’nın yapmış olduğu ateşkes süreci karşılık bulur.”

* * *


Milleti askerlikten soğutarak, bölücü örgüte karşı yürütülen operasyonların önünü kesmeyi amaçlayan bu tip projeler, daha önce de sık sık ülke gündemine geliyordu.
Ancak, bugüne kadar bu projelerin öncülüğünü siyaset sahnesindekilerden daha ziyade, ‘uzman aydın’ sıfatı ile ortalıkta dolaşan işbirlikçiler ile ‘sivil toplum’ adı altında faaliyet gösteren bölücü kuruluşlar yapıyordu.
Ne acıdır ki, bu projeler artık devleti temsil edenler tarafından himaye görüyorlar.
Örgütün TBMM’deki temsilcilerine randevu vermiyormuş gibi yapanlar, ‘okyanus’ ötesindeki efendileri tarafından önlerine konulan ‘program’ çerçevesinde, ‘devlet’ adına, terör örgütü ile ‘dolaylı’ yollardan masaya oturarak ‘siyasi çözüm’ üzerinde müzakere yürütüyorlar.
Ve adına da “Tarihi fırsat” diyorlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş