Şehit analarının isyanı kimedir bre Bülent Efendi?

İsrafil K.KUMBASAR

29 Mart 2009 seçimlerinin ardından “Türkiye içerisindeki Kürdistan’ın sınırlarını belirledik” diye ortaya çıkan DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, katıldığı bir il kongresinde yaptığı konuşmada aynen şöyle diyordu:
- “Bu savaşın bitmesini istiyorsanız, kapınıza gelen çocuklarınızın cenazelerinin hesabını sorun. Ama siz kapınıza gelen tabutlar karşısında, ‘Bir evladım daha olsa bu vatana feda ederim’ dediğiniz sürece bu savaş bitmez.”
AKP’nin milletin inançlarını hortumlayarak iktidara el koymasında çok önemli bir rol üstlenen Bülent Arınç, gazete temsilcilerine verdiği iftar yemeğinde, Tayyip Erdoğan’ı terör uzantıları ile görüşmesi için kendisinin teşvik ettiğini belirterek, aynen şu ifadeleri kullanıyor:
- “İnanıyorum ki, başta şehit yakınları olmak üzere bu iş çözülsün, akan kan dursun diyen büyük bir çoğunluk var toplumumuzda. Artık anneler ‘Vatan sağolsun diyemeyeceğim’ noktasına geliyor. Başarılı olursak oluruz. Olamazsak bize mani oldular ey millet, kararı siz verin deriz.”

* * *

Bu sözler, halk arasında kullanılan “Hem suçlu, hem de güçlü” tabirine cuk diye oturuyor.
Kimse çıkıp da ‘korsan’ partinin sözde vekili ile aynı dili konuşan Bülent Arınç’a sormuyor:
- “O ‘vatan sağolsun diyemeyeceğim’noktasına gelen şehit anneleri, ‘Devleti adam gibi yönetin’mi, yoksa ‘Gidin terör örgütü ile pazarlık yapın’ mı diyor? O annelerin isyanı gerçekten kimedir? Devlete mi, yoksa iktidar koltuklarında ‘devleti temsil edenlere’ mi?”
Annelerin isyanı sizleredir Bülent Arınç!..
O analar, sizlerin, ne yapmak istediğinizi görüyor ve “Madem ki terör örgütünün cephede alamadıklarını, masa başında yerine getireceksiniz, o zaman bizim çocuklarımızı neden boşuna harcıyorsunuz?” diye isyan ediyorlar.
Ama ‘ders almak’ yerine, o serzenişleri hâlâ kendi kafanıza göre yorumlayıp, milleti ‘askerlikten soğutmak’ için bir ‘istismar’ aracı olarak kullanmaya çalışıyorsunuz?
Son birkaç aydan beri, hainlerin ‘siyasi çözüm’ taleplerini yerine getirmeye yönelik ‘Cumhurbaşkanlığı’ ve ‘Başbakanlık’ makamlarında oturanların öncülük ettiği olağanüstü bir ‘beyin yıkama’ yürütülüyor.
İktidara destek veren medya, Çankaya’da yakaladığı ‘Kürt kökenli’ acılı bir anne üzerinden başlattığı taarruzu, oğlu ve kızı dağa çıkan annelerin ‘sözde’ barış ninnileri ile sürdürüyor.
Gazete sayfaları hergün Diyarbakır hapishanesindeki ‘işkence hikayeleri’ ile dolup taşıyor.
Ama, şükürler olsun ki milletin büyük ekseriyeti olup bitenlerin farkında.

* * *


29 Mart 2009 seçimlerinde ülkenin birliğinden yana tavır koyan vatanseverlerin ‘ipliğini’ pazara çıkarması sayesinde seçim bölgesi olan Manisa’da suratına kocaman bir ‘Osmanlı şamarı’ yiyen ama hâlâ ne olduğunun farkına varamayan Bülent Arınç, diyor ki:
- “Bu aynı zamanda iki sene sonraki seçimin sonucunu da tayin edebilecek bir süreçtir. Başarısız olursak bu bize seçim dahi kaybettirebilir.”
İyi güzel de, nihai hedefi ‘Türkiye’yi bölüp parçalamak’ olan, fakat kamuoyuna ‘açılım’ adı ile lanse edilen ‘okyanus ötesinden’ kumandalı bu ‘yıkım’ pojesine ‘taşeronluk’ edenlerin ödemeleri gereken bir ‘fatura’ olmayacak mı?
9 Eylül 1922 sabahı ancak ‘Yunanistan’a kaçarak’ canını kurtarabilen Manisa Valisi Hüsnüyadis’in yakasına yapışan bu millet, günü geldiğinde onun ile aynı çizgide yürüyen ‘inanç hortumcularından’ hiç hesap sormayacak mı?
Vatana ihanetin karşılığı, yalnızca ‘seçim kaybetmek’ midir?
Ne dersin Bülent Efendi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş