Şehitler harbiden ölmez

A+A-
Behiç KILIÇ

Çankaya Köşkü’nde yapılan töreni izledim TV’de, içim yandı. En kabadayısı oniki yaşlarda olan şehit çocukları
oradaydılar...
Bakalım o gün devletin  “övünç madalyası” verdiği bu kahramanların ruhlarının, ağzı salyalı saldırgan sürü tarafından taciz edilmesi ne zaman başlayacak! Bakalım, şimdilerde göğsü madalyalı kahramanlara yapılan  saldırıları seyreden değerli büyükler gene nasıl “Fransız!” takılıp hazin duruma seyirci
olacaklar...
Törende, 10 yaşındaki “Gazi”  Mete Çevik’in yüzüne bakıp kahraman babası Astsubay Levent Çevik’i hatırlıyorum... Mete de o yaşında orada “Gazi” olarak bulunuyordu!.. Babası Şırnak’ta görevliydi ve lojman yoktu!.. Şehrin ortasında ev tutmuştu, ailesi ile öyle sanki düz bir memur gibi yaşamayı ummuştu... Korumasızdı evi ve çakal sürüleri fırsat kolluyorlardı katliam için.. Evini bastılar, ailesini de kurşunladılar... Levent şehit oldu, eşinin gözleri önünde, dokuz yaşındaki Mete’yi de vurdular..!
Askere saldıran alçakların kalemleri bu katliamları hep savundular, savunuyorlar... Bu cüreti de kimse kusura bakmasın, o törende övünç madalyaları dağıtanların suskunluğunda buluyorlar!..
Ama ne yapsalar Levent astsubayları, Kırca albayları yok edemezler, şehitler ölmez...

Albayın ölümü...
Ailesi dışında bir tekerlekli sandalyesi vardı, bir de göğsünde devletin verdiği madalya...
Ölüme, bu madalyaya kahrede ede gitti!..
Kahır doluydu ve bu kahrı da ne o sapı silik itirafçı alçağa, ne de kendisini genç yaşında felçli kılan PKK kurşununaydı!..
Vücudunu uğruna düşman namlusuna uzattığı ülkesinde bir Robenson gibi kaldığını varsayıyordu, kahır buydu!...
O “yok olanlara” olması gereken yerde görünmeyenlere kahrediyordu.
Ve artık diyordu ki; “Ne gerek var yaşamaya!..”
Öyle idi...
Toprağa verildiğinin akşamı, daha toprağı ıslak iken, televizyon ekranında beliren “milletvekili”, ölümüne rağmen kendisini “infaz” etmeyi sürdürüyordu... O adam TBMM mensubu olarak, PKK çetesinin kan davasını sürdürürken, Albay’ın ruhunu yüceltecek bir vekili yoktu işte!..
Ve zaten cenazesinde de muhalefet partileri görülmemişti...

Sinan Abi’den
Suat Başkan’ın anısı için...

İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Suat Yalkın’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle camiaya ve yakın çalışma arkadaşlarına başsağlığına gittim. Dostları ve Birliğin Genel Sekreteri Mustafa Akyüz ile uzun uzun rahmetliyi yad ettik. ‘Kurumunuzda, toplam 43 sene idareci olmanın sırrı nedir’ dedim. Merhum Başkanın uzun yıllar Hukuk Danışmanlığını yapan Avukat Ahmet Kemal Ferlengez  anlattı; meselâ Süleyman Demirel, Suat Baba’nın adı geçtiği her yerde ve onunla ilgili konuşmalarda ‘kadim dostum’ şeklinde söze başlarmış. Turgut Özal’ın Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu ‘Genel  Başkan’ adayı imiş. Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz ve bazı siyasiler -babaya- defalarca milletvekilliği teklif etmişler. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal ise ölümünden 2 gün önce Birliği ziyaretinde yaptığı konuşmada, lider olunmaz, lider doğulur demiş. “Başöğretmeninizdi.. Sonsuz bir ‘sabır’ sahibiydi...Yapı içerisindeki ‘çatlak seslere’ tahammüllü ve muhalefete saygılı bir idareciydi. Anlayışlı ve ileri görüşlü bir başkandı. Kapristen uzaktı. Başkalarının yeteneklerine güvenen bir liderdi. Onların, ellerinden geleni ortaya koymalarına meydan açardı...”  Arkadaşları ardından onu böyle
anlatıyorlar..

Bir portre
Çağdaş İstanbullu(!) bir vatandaşımız Ersen Demirci, Sinan Abi’den yardım istedi... İşte vaziyet:
Okmeydanı Araştırma ve Geliştirme Hastanesinde çalışan bir erkek hasta bakıcı. Bordro mahkûmu. Evinin kirası 550 TL. Eşi devamlı takip gerektiren sara hastası, her kontrole götürdüğünde 105 ile 250 TL muayene parası ödemek zorunda.
Bağlı bulunduğu birimden eşine ‘80 TL’, kendine de
‘10 TL’ yardım alabiliyor.
Maddi durumundan dolayı cenazesinde bulunamadığı öğretmen babasının mezarını bile ziyaret edemeyecek halde.
Dertleri onu daimi ‘Psikolojik Tedavi’ almasına mecbur etmiş...
Yüce makamlara şöyle sesleniyor:
- Değerli yöneticilerim;
750 lira maaşa razıyım... Yalnız tayinimi Trabzon’numuzun Akçaabat ilçesine çıkarın. Doğduğum topraklarda acı çekmeden öleyim. Saygılarımla...

Yazarın Diğer Yazıları