"Şehitler" ve depolardaki iskeletler

Altemur KILIÇ

Son zamanlarda tarihimizin dolaplarındaki iskeletleri hortlatmaya merak sardık... “Faili meçhullere” takılı kaldık. Tarihle yüzleşen ve “tekerrür” etmesin diye tarihteki olaylardan, hatalardan ibret, ders almak iyi de biz galiba dozunu kaçırıyoruz ve olayları tek taraflı olarak görüyor ve zamanın şartlarını göz önüne almıyoruz... Şimdi bunca yıl sonra 12 Eylül komutanları ve sorumluları... Kim hayatta kalmışsa yargılanacak... Neye yarayacak ve yargılama adil olacak mı?..
Ama 12 Eylül yargılanırken daha önceki gerçek hükümet darbesi olan 27 Mayıs 1960 darbesi unutuldu... Sorumluları darbeci, güya “Milli” Birlik Komitesinin milli birliğe vurduğu darbe unutuldu. “Olur mu/böyle olur mu/ Kardeş kardeşi vurur mu” marşı eşliğinde, kardeşler kardeşlere, milletvekillerine, eski komutanlara, Genelkurmay Başkanına vurdular. “Adalet Mülkün Temelidir” sözleri altında görev yapan Başyargıç Salim Başol’u, delil diye külot gösteren Başsavcı Ömer Altay Egesel’i ve bu mahkemenin karakuşî hükümlerini... Başol’un sanıklara eski Bakan ve Başbakana “Sesinizi kesin; sizi buraya tıkan kuvvet öyle istiyor” demesini kim hatırlar...
Ben hatırlarım; çünkü ben de ‘Radyo Davası’ sanığı olarak oradaydım. Ben birkaç yıl önce Kore’de silah arkadaşlığı yaptıklarımın “çok hoyrat muamelelerine maruz kaldım” ve unutmak ezeli devadır diye unuttum.
Fakat bu darbeden, “cadı kazanından” Türkiye’yi yıllarca alt üst edecek şeyler çıktı. En başta PKK, Apo ve Kürt sorunu.
27 Mayıs’ın en büyük insani faciası, üç değerli devlet adamının düzmece suçlamalar sonucu idam edilmeleri asla savunulamaz.
Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül’de, Adnan Menderes ise 17 Eylül’de idam edildiler. Aradan yarım asır geçti. Gerçi, millet sonra onlara anıt dikti ama yetmedi. 50 yıl geçti o acı hâlâ unutulmadı.

***


Adnan Menderes’i 1949’da Ankara’da, gazeteci olarak tanımış ve iktidara gelmeden önceki dönemde, seçim seyahatlerine katılmıştım. 1960’ta “Ak Devrim” denilen kara devrimden hemen önce Basın Yayın Genel Müdürü olarak sözcülüğünü yaptım. Yassıada’da Radyo Davası’nda sanık olarak birlikte yargılandık. Bir ukdem var: Orada kendimi savunurken, radyoda CHP aleyhindeki yayınları tasvip etmediğimi söyleyince rahmetli “İstifa etseydin” dedi... Haklıydı, istifa etmeliydim. Darbeden bir gece önce 26 Mayıs’ta Eskişehir’de onunla ve Polatkan’la beraberdik. Menderes’i sonra Yassıada’da mahkemede gördüm. Adnan Bey çok zarif ve kibar bir adamdı. Ne kadar kızsa ağır söz söylemez ve küfür etmezdi. Devletin haysiyetini korurdu. Darbeden birkaç ay önce NATO toplantısı için ABD’ye gitmişti. New York’ta şimdi Erdoğan-Obama görüşmelerinin yapıldığı Waldorf Astorya otelinde kalıyordu. Bana “Çarşıdan bir çift siyah çorap al” dedi. Renkli çoraplara, hele alacalı bulacalı çoraplara tahammülü yoktu. “Beyefendi, dedim, beraber çıkalım, Beşinci Avenu’deki dükkânlardan alış veriş edersiniz, hava alırsınız” ... Kızdı: “TC Başbakanı, üstelik de yabancı bir ülkede çarşı pazar dolaşmaz” dedi.

***

Fatin Bey de zarif bir kişi, iyi bir diplomattı. Yassıada muhakemelerinde beraber yargılanıyorduk. Kuliste duruşma sıramızı beklerken bana hafif sesle sordu: (Konuşmak yasaktı.) “Kızın ve Vesamet (hanım arkadaşı) nasıllar?” Cevaben “Ben de buradayım” deyince şaşırdı. Hakkındaki suçlamalar ve “Mr. Five Percent” denmesi ve işlerden güya yüzde beş komisyon aldığı da yakıştırma ve yalandı.

***

Bu trajediyi rahmetli Menderes’in sehpaya giderken söyledikleriyle noktalayalım:
Menderes son sözlerinde dargın olmadığını ve kendisini infaz edenlere merhamet gösterdiğini belirterek, “Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum, onlara dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde, Adnan Menderes, hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için müteşekkirdir” dedi. 
Üç Şehidin mekânları cennet olsun...


  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş