Şemdinli provasının Ankara yansımaları

İsrafil K.KUMBASAR

Geride bıraktığımız hafta iç ve dış politikada yine ‘yüksek tansiyon’ belirtileri, ‘ateşli hastalığın’ işaretleri ve de ‘bünyeye sızan mikropların’ amansız saldırısı ile noktalandı.
Suriye sınırımızda baş gösteren kargaşa, Esad’ın alengirli oyunlara parmak basan demeçleri, Erbil ve Kerkük’e yapılan ani ziyaretler, Irak merkezi yönetiminin tehditleri, toz duman arasında neredeyse görmezden gelindi.
Şemdinli ve Hakkari’de nelerin olup bittiği ise bir ‘sır’ olarak kayıtlara geçti.
Sahi orada ‘topyekun bir kalkışmanın provaları’ mı yapılıyor, yoksa ‘eşkıyanın ancak anladığı dilden karşılık bulunca hizaya geleceğini’mi anladılar?
Buradan ne söylesek havada kalacak.
Gerçek olan şu ki, yine ‘şehit cenazeleri’ gelmeye; ‘bir takım ihanet odakları’ tehditler savurmaya ve hükümet olanı biteni ‘hiçbir şey yokmuş’ havasında kamuoyundan gizlemeye devam ediyor.
İşlerin nasıl ‘sarpa sardığını’ anlamak için geçmiş dönemlerde Ramazan’ı bahane edenlerin halet-i ruhiyelerine bakmak yeterli.
Demek ki, ateş bacayı sarınca “Mübarek Ramazan’ın yüzü suyu hürmetine silahı duvara dayayıp gölgede uykuya çekilmenin” bir faydası yok.
Peki bunca yıl niye beklediniz?

***

Memleketin Doğu cenahında bu gelişmeler yaşanırken, Batı’da da gariplikler kendini hissettirdi geçen hafta.
Biliyorsunuz, Yüksek Askeri Şura mutat Ağustos toplantılarını gerçekleştirdi.
Ne tesadüftür ki bu toplantılara denk gelen günlerde, Türk edebiyatı tarihine “kasaptaki ete soğan doğramamak” gibi dahiyane bir deyim kazandıran Hilmi Paşa Hazretleri valizi toplayıp, tanıklık için İstanbul’un yolunu tuttu.
İfadeleri adeta bir ‘diyet yemeğini’ aratmayacak türden.
“Tuzlu” deseniz değil, ‘tatlıya’ hiç benzemiyor. ‘Vejetaryenlere uyar’ gibi görünse de işin içinde ‘soğan ve et’ bulunması insanı kuşkuya düşürüyor.
‘Hangi yörenin mutfağı’ olduğunu çözmek de hayli zor.
İfadelerden anlıyorsunuz ki Özkök’ün Genelkurmay Başkanlığı yaptığı dönemde bir şeyler olmuş. Ama ‘ne olmuş’, ‘sonu nereye varmış’ tam bir laf salatası.
Bu yönüyle bakınca sofra ‘zengin’görünüyor elbette. Domatesin, biberin, hıyarın, maydanozun ve fesleğen sosunun üstüne Ege mahsulü ‘zeytin yağını’ da serpiştirince yandaş medya için bulunmaz bir malzeme listesi çıkıveriyor.
O sofraya bakınca, “Acaba tutuklu generallerin emekliye sevk edilmeleri ile Özkök’ün ifadeleri bir tesadüf mü” diye geçiriveriyorsunuz içinizden.

***

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, gözünüz memleketin göbeğine kaydığında ise durum daha da garipleşiyor. Orada hava bambaşka.
Ne ‘Doğu’daki isyan haline’ temas eden var, ne de ‘Batı’da 40 generalin bir kalemde üstünün çizilmesine’dair laf söyleyen.
Sadece cılız bir ifadeyle Orta Doğu Sultanı’nın terennümlerini işitiyoruz. Sultan, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan bahisle şunları söylüyor:
- “Paşamıza yapılan yakıştırmaları doğru bulmuyorum. Bir örgüt mensubuymuş gibi yaklaşımları çirkin buluyorum. Tutuksuz yargılanması gerekiyor.”
Demokratik ülkelerde, bir kişi hakkında yargı gerçekten ‘bağımsız bir süreç’işletiyorsa eğer bu sözlerin hiçbir anlamı yoktur.
Ama burada dikkate değer bir nokta var:
Demek ki Sultan hazretleri bile yaşananlardan bir takım endişeler, şüpheler duyuyor.
İyi niyetli düşünürseniz, durum budur.
Ama bir de mevcut zihniyetin ‘tavşana kaç, tazıya tut’ tavrı vardır ki, o zaman yorum yapmaya dahi gerek yok.
Tansiyonu düşürmek, daha doğrusu gizlemek için Ankara’da estirilen ‘yalan rüzgarı’ ise tamamen ‘şahsi ihtiraslar’ üzerine bina edilmiş Köşk hesaplarından ibaret.
Yeni dönemde Gül mü, Erdoğan mı Cumhurbaşkanı olacak?

***

‘İki taraftan ateşe alınmış’ bir ülkenin idarecileri, tıpkı İstanbul düşerken papazların yaptığı tartışmayı yapıyor:
- “Melekler erkek mi, dişi mi?”
Bu haliyle eğer ortada yekpare bir memleket kalırsa, hep beraber göreceğiz Köşk’e Gül mü çıkacak yoksa Erdoğan mı?
Onların ‘kardeşliğin ötesindeki’ ilişkilerinin memlekete ne fayda sağlayacağını da bu vesileyle anlamış olacağız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş