* Sen gidersen eğer...

Adnan İSLAMOĞULLARI

Sen gidersen eğer biz bir nebat-i hüdâ gibi bile yaşayamayız.. yağmurlar terk eder, güneş solar, etrâfımızı çeviren üç deniz kurur, ormanlarımız kurur, akarsularımız arzın merkezine çekilir...

Hâfızamızı kaybederiz sen gidersen eğer...

Ne Tanrı Dağı'nı hatırlarız, ne Altayları, ne Isık Gölü'nü.. Ne Çin Sarayı kalır aklımızda ne de Kürşat'ı ve 40 yiğidini biliriz...

Hafakanlar basar bizi, iyi saatte olsunların hışmına uğrarız da kâbuslar görürüz, atlarımızın nalları düşer kafamıza, dizginleri boşalır da yaya kalırız sen gidersen eğer, Hazar Denizi'nde atlarımız boğulur, Ahlat'tan geri döneriz rûyalarmızda sen gidersen eğer...

Sen gidersen eğer, Romen Diyojen bayram eder, Sultan Alparslan beyaz kefenini giyip, atının kuyruğunu düğümleyemez ve çıkamaz Bizans'ın karşısına... Çıksa da galebe çalamaz...

Karamanoğlu Mehmet Bey, "Şimdengerû, divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden gayri dil kullanılmaya... uymayanların boynu vurula..." diyemez sen gidersen eğer, Yûnus bir tek doğru odun taşıyamaz Taptuk Emre'nin dergâhına...

Değil dört yüz çadır, dört çadırın direğini dikemeyiz de, ne toy toylayabiliriz, ne boy boylayabiliriz, ne aç iken doyuranımız olur, ne çıplak iken giydirenimiz, gökler girer de bize kızıllar çıkar sen gidersen eğer...

Ne Hayme Ana analık eder bize sen gidersen eğer, ne de bir Ertuğrul Bey'imiz olur.. Ne dikip can suyu verdiğimiz çınarlar tutar ne de cihan devleti olabiliriz sen gidersen eğer...

Ne büyük büyük suları aşıp, karadan gemiler yürütebiliriz ne de Konstantinapol'ü İstanbul yapabiliriz sen gidersen eğer..

Kutsal emânetleri almak haddimizi aşar sen gidersen eğer...

Ne çeşmeler akıtabiliriz sen gidersen eğer, ne kuşlara vakıflar kurabiliriz, ne kurt ile kuzuyu beraber yayabiliriz, ne gülden terâzilerde gül tartabiliriz, ne insan haddehâneleri kurabiliriz, ne de Süleymaniye inşâ edebiliriz sen gidersen eğer...

Sen gidersen eğer, Tuna'nın serin sularında boğuluruz biz, atlarımız boğulur biz boğuluruz Tuna'nın serin sularında...

Sen gidersen eğer, gidersen sen eğer başımızdan, Çanakkale'miz geçilir olur, Sakarya'mızda, Dumlupınar'ımızda yok oluruz biz, Sütçü İmam'ımız, Şahin Bey'imiz, Nene Hatun'umuz atılamaz cephelere, yok oluruz biz sen gidersen eğer...

Ne cumhuriyeti kurabiliriz, ne Hatay'ı alabiliriz, ne Kıbrıs'a çıkabiliriz biz sen gidersen eğer...

Sen gidersen eğer üzerimize gök çöker, yer yarılır da yerin dibine gireriz...

Sen gidersen eğer biz kıblemizi şaşırırız, zaten doğru dürüst Fâtiha okumayı da bilmiyoruz, hepten dinden imandan oluruz biz...    

Sen gidersen eğer.. gidersen.. bizi bırakıp da gidersen sen eğer, bizi öyle sensiz bırakırsan, sensiz kalırsak biz, öyle yetim, öyle öksüz, öyle boynu bükük kimsesiz tek ü tenhâlarda vatansız, bayraksız, dilsiz nice olur bizim hâlimiz, ha nice olur hâlimiz bizim?

1983 Eruh'tan bugüne kıyım kıyım kıyarlar da kırılmağla tükeniriz biz sen gidersen eğer.. Biz sen gidersen eğer Oslo'nun yolunu da bilmeyiz ki piyonlarla masaya oturabilelim, anlaşma yapabilelim.. İmaj falan da bilmeyiz ki biz, İmralı'dan bir barış elçisi çıkaralım.. Üç beş âkili bir araya getiremeyiz biz sen gidersen eğer, biz bu millet diye diye o milletin adını bile hatırlamayız, o milletin bir adı olduğunu bile hatırlamayız, o milletin adının Türk milleti olduğunu bile hatırlamayız...  

Sen gidersen eğer hafazanallah, mâzaallah, biz sayılırız parmağ ile, tükeniriz kırmağ ile, herkes bilir hâllerimizi taşralarımızdan sormağ ile...

   

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş