Seni de yolcu ettik aziz dostum

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Değerli dava adamı, gani gönüllü dost insan Cengiz Gökçek Bey’i ebedi aleme yolcu ettik Kim bilebilirdi ki ölümlü vücudu, Osmanlının yeşerdiği bu mübarek topraklara verilecek?
İki dünyada da aziz olan dostum Cengiz Bey. Seninle 1959-60 yıllarında Türk Ocaklarında, öğrenci iken tanışmıştık. Demek ki, milli davada 53 yıl ülküdaşlık yapmışız. Ah o öğrencilik yılları... O dünyaya ferman okuduğumuz, ülkümüzün ateşiyle kanatlandığımız, hazzına doyum olmayan gençlik yılları... Ne de çabuk geçiverdi değil mi?
Hayata atılmıştık. O katı gerçeklerin, yalçın kayalar gibi geçit vermeyen hayata. Sen Gaziantep’te, bizler Ankara’da, yola devam dedik. İyi günlerde; kötü, çileli ve zor günlerde gık dediğini gören duyan olmadı. O, 60’lı 70 yıllarda, Gaziantep ve çevresinin yükünü sırtına sarmıştın da Ankara’ya her gelişinde müjdeler getirir, şevk dolu bir heyecanla davanın çok geliştiğini anlatırdın. Biz Genel Merkezdekiler sana değil, sen bize moral ve ümit vermeye çalışırdın hatırlıyor musun?
İnanmışlığın, hasbiliğin zaferi 1977 seçimleriyle geldi. Sen de milletvekili seçildin. Partimiz koalisyon ortağı olacaktı, bizim kanada 5 bakanlık düşmüştü. Rahmetli Genel Başkanımız Türkeş yetkisini kullanmayıp da bakanların seçimini Genel İdare Kurulu’na bıraktığında, sen Sağlık Bakanı seçilmiştin.
Bu tercih bazı çevrelerde yadırganmıştı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir hukukçu Sağlık Bakanı oluyordu. Dudak bükenler oldu. Ama bunların hepsini mahcup edecek, dava arkadaşlarının yüzünü güldürecek bir başarıya imza attın. Bakanlığa çöreklenmiş, hiçbir hükümetin güç yetiremediği, “bu bakanlık bizden sorulur” diyen “derebeyliğin” ,bu çıkar şebekesinin kökünü kazımakta tereddüt etmedin. Böylece ahlaka, adalete, ehliyet ve liyakate dayanan bir hizmet anlayışının önü açılıverdi. İkinci MC denilen hükümetin ömrü 5.5 ay sürmüştü, ama prangayı kırmaya muvaffak olmuştun. Bu çok önemli hizmet, Bakanlık dışındakiler tarafından pek bilinmez. O günlerde çalışanlardan; hemşiresinden doktoruna kadar birçok kişiden mektup alıyorduk. Dualarla, gözyaşlarıyla yazılan mektuplarda, başlarına gelenleri çekinmeden açıkça anlatıyorlardı. Bunlar yapılan hizmetin değerini belgelemeye yetiyordu. Aynen rahmetli Gün Sazak Bey’in Gümrük ve Tekel Bakanlığı’nda yaptığı gibi, bir mübarek hizmet gerçekleşmişti.
Adına anarşi denilen 1978-79-80 yıllarında meydana gelen acı olayları, bütün acılarıyla birlikte yaşadık. Sonra 1980 Eylül’ünde darbe oldu. İhtilal Mahkemesinde hakkımızda 567 sanıklı 220 idamlı “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” davası açıldı, birlikte yargılandık. Koğuş hayatı nedir, öğrendik. Allah, insanı hür olarak yaratmıştır. Esaret hayatı zordur. Herkes dayanamaz. Sen MHP grubu içinde dik duranların, hiç perva etmeyenlerin, başında yer aldın. Bir gün kaşlarının çatıldığını gören olmadı. Morali bozulanlara cesaret verenlerden oldun.
Gayet iyi hatırlıyorum, bir gün koğuşta sanıklardan Av. Aydemir Karabatak, (O da rahmeti Rahmana kavuştu) gezinerek, “10 yıl ceza isteniyor. Ben ne yapacağım” diyerek panik halinde söyleniyordu. Sen biraz da Antep ağzıyla “Yoorum, sana 10 yıl isteniyor, bize idam. Ama bak bizim umurumuzda bile değil. Sen kendini neden helak ediyorsun?” dediğinde rahmetli Karabatak; “Cengiz Bey, idam cezası bir anda infaz edilir, biter. Ya 10 yıl nasıl geçer biliyor musun?” cevabını verince, bütün koğuş kahkahalarla gülmüş, ortalık sakinleşip normalleşmişti.
Bir ömür böyle geçti. Ciddi bir hastalığa duçar oldun. Ama mücadele ettin, doktorlara bile yol gösterdin, adeta ömrünü uzattın. Ankara’ya tedavi için geldiğinde, ziyaret etmiştim. Yüzünde en küçük bir üzüntü emaresi yoktu... Her şey normalmiş gibi sohbet ettik.
Aziz kardeşim senin için ne yazsak az olur. Ama müsaade edersen eşiniz muhterem Nezihe Hanımefendiyi; üstün görgü, feraset ve terbiye sahibi, yüksek meziyetleri olan bir kişilik olarak tanıdığımı söylemek isterim. Kendisine başsağlığı ve çocuklarıyla birlikte, uzun ve hayırlı bir ömür diliyorum.
Aziz dostum nur içinde yat. Allah rahmetini bolca versin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları