Şer’i hukuku katleden mer’i hukuku takar mı

İsrafil K.KUMBASAR

Demokrasiyi ‘araç’ olarak görenlerin ‘hukuk’ karşısındaki tavrı, ne yazık ki bazı safdiller tarafından hala ‘garip’ karşılanıyor.
Yani, toplum kendi ‘aymazlığını’ ve ‘unutkanlığını’ bir tarafa bırakıp, ‘hukuku iğdiş edenleri’ muhatap alma komedisine düşüyor.
Oysa her şey ‘normal bir süreçte’ işliyor, daha doğrusu kamuoyu işletiliyor.
Birkaç örnek sıralayalım:
‘Evlerine televizyon sokmayanlar’, bugün ‘televizyon kanalı sahibi’ midir? Evet.
“Teganni mi, zinhaar” diyenler, ‘çakma sarışınları’ekranlara taşımış mıdır? Evet.
“Sigorta caiz değildir” diyenler, sigortadaki ‘tatlı paraya’ ram olmuş mudur? Evet.
“Faizden uzak durun” diye vaaz-u nasihat edenler, bugün bankalarla eşe dosta ‘kâr payı’ dağıtmakta mıdır? Evet.
İşin ‘teorisini’ formüle edecek olursak eğer, şöyle bir durumla karşı karşıya kalırız.
‘Tartışmalı’ konularda kendini ehil görenler, elde ‘nalıncı keseri’ hüküm veriyorlar:
- “Nimet onlara, külfet vatandaşa.”  

***


Tamamı ‘inançla’, ‘itikatla’ alakalı örnekleri dikkate aldığımızda, sormak gerekiyor:
Tartışma kabul etmeyen ‘şer-i hukukta’ bile esnetme hakkını kendinde görenler, ‘mer’i hukuka’ niye riayet etsinler?
Kaldı ki, en radikalinden en ılımlısına bu işte suyun başını tutanlar ‘gizli bir ajandanın’ sahibidirler.
Yani, “Fitneyi uyandırmayalım” söyleminin ardından, ‘ikili’ bir uygulamayı son nefeslerine kadar sürdürürler.
- “Nimet onlara, külfet vatandaşa.” 
‘Küpler’ böyle doluyor, ‘makamlar’ böyle işgal ediliyor, ‘kadrolar’ böyle genişletiliyor.
- “Bir yerlere çadır mahkemesi kuruluyormuş.” 
Ne var bunda?
- “Hakim ve savcılar önceden ayarlanıyormuş.” 
Niye olmasın?
- “Yasadışı dinlemeler çığırından çıkıyormuş.” 
Çıkar kardeşim.
Bu işin bir dur-durak noktası olacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
‘İnancı’ referans alan meselelerde bile son 20 yıl içerisinde bir yığın ‘tabu’ (!) yerle bir edildiyse kim takar senin hukukunu?
Adamı önce ‘içeri’ tıkar, sonra ‘delil’ ararlar.
Önce ‘hakim’ ve ‘savcılar’ tayin edilir, sonra ‘suçlu’ avına çıkılır. Delilden suçluya gitmek, bu zihniyet için ‘çağdaş bir palavradan’ öteye anlam ifade etmez.
Sanılmaya ki, yalnızca ‘vatandaşa’ karşı böyle bir ‘riyakar ajandaya’ sahipler.
Bakın bugün kol kola girmiş, birbirlerine tebessüm eden bu ‘menfaat’ kenelerini, bir tek yerde ‘aynı safta’namazda bile göremezsiniz.
Çünkü birliktelik ‘çıkar’ birlikteliğidir.
Bir de ‘ortak düşman’ algısı.

***


Kimse boşu boşuna kendini kandırıp, ‘hukuk’diye yaygara yapmasın.
Hukuk artık ‘menfaati korumanın’, ‘gücü ele geçirmenin’, ‘toplumu sindirmenin’ bir aracıdır.
Ve istenilen kalıba sokulması da sadece ‘bir telefona’, ‘bir tayine’ bakar.
Hayatı boyunca çiftetelli oynamamış bir vatandaş, komşu bir köye misafirliğe gider. Tesadüfen o gün köyde düğün vardır.
Köyün bir de adeti varmış ki düğünde yediden yetmişe herkesten oynaması istenirmiş. Oynamayana da ‘para’ cezası.
Misafir hem oyun bilmiyor, hem de cimri. Kuruşun üstüne ‘kırk takla’ atan cinsten.
Sıra misafire gelince kalkar, çalgıcıların yanına gider ve kulaklarına şöyle fısıldar:
- “Bakın ben oyun bilmem. Ama paramı da sokakta bulmadım. Şimdi oynar gibi yapacağım, siz de adımlarıma uyan bir şeyler çalacaksınız.”
Vaveylanın vakti geçti.
‘Her şeye bir kılıf bulmakta’ maharetli bilinen bu zevat, hukuku da ‘ayaklarına’ uydurmanın alâsını yapacaktır.
Geçmişler ola.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş