Serüven kısa sürdü

A+A-
Ergun KAFTANCI

TÜRKİYE bunu da mı yaşayacaktı...

    Yaşamamalıydı ama yaşadı işte...

    Beklenmedik bir darbe teşebbüsü, endişeli bir gün ve gece geçirmemize yol açtı...

    ..........................

    Herkes gibi uykusuz kaldık...

    Yemedik içmedik, kalkışmayı dikkatle izledik...

    Bir grup askerin, emir komuta dışında tezgâhladığı darbe girişimi önlenmeseydi, demokrasimiz bir kez daha kesintiye uğrayacaktı...

    Darbeye Türk Silahlı Kuvvetleri'nin onay vermediği anlaşıldığında hepimizin yüreğine su serpildi...

    Nitekim sabahın erken saatlerinde durum açıklık kazandı; darbecilerin önemli bölümü teslim oldu, silahlı kuvvetlerin kademelerinde derhal yeni atamalar yapıldı, durum normale doğru gitmeye başladı...

    Saat 06.30'da yazıyorum bu yazıyı...

    Teslim olan darbeciler var, bazı siviller ve güvenlik görevlileri hayatını kaybetti...

    Darbeye ilişkin son ayrıntıları televizyon kanalları veriyor...

      Çılgınların serüveni bitti...

      ......................

    Bu vesileyle iki önemli yanlışa değinmek istiyorum; sözlerimden kimse alınmasın, öfkelenmesin...

    Kalkışma cemaat adına yapıldıysa -ki öyle diyorlar- buna imkân tanıyan iktidar değil mi?

    Fethullah Gülen'i ülkenin başına AKP bela etmedi mi?

    FETÖ dedikleri çetenin mensuplarını ya da sempatizanlarını yasal süreçte el ele tutuşarak devlet mekanizmalarının başına kimler getirdi?

    İkinci yanlış, silahlı kuvvetlere sızdıkları söylenen paralelcilerin, zamanında ordudan uzaklaştırılmaması; iktidar böyle bir kalkışmayı hesaba katmalı ve önlemleri almalıydı...

    Üçüncü bir yanlış daha yapıldı; halk darbecilere karşı durmak üzere meydanlara çıkmaya çağrıldı. Ölümler ve yaralanmalar bu yüzden meydana geldi... Az daha Mısır'a benzeyecektik, bu çağrı çatışmalara yol açtı. Böylece halkın korku üzerine korku yaşamasına neden oldu.

     .......................

     Demokrasiden vazgeçemeyiz...

     Beğenmediğimiz siyasal yapılar varsa onlardan silah gücüyle kurtulma yolunu seçemeyiz. İktidar ya da muhalefet, hangisinden hoşnut değilsek oy'a başvururuz...

     Demokratik parlamenter sistemimiz bunu gerektirir...

     ......................

     Bu darbe girişimi hepimize ders olsun...

     Silahlı kuvvetlerimizi, yargımızı, eğitim ordumuzu, bütün devlet mekanizmalarını cemaat ve benzeri çılgın oluşumlardan temizlemeliyiz. Bunu yaparken de iş başına kesinkes yandaş, dinci, cumhuriyet, demokrasi, özgürlük ve hukuk düşmanı isimleri getirmemeliyiz.

     Çıplak kabloların mutlaka kıvılcım çıkarıp yangınlara neden olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız...

      ......................

      Milletimize geçmiş olsun diyoruz...

    

*

 

Bu son olsun

      BU darbe girişimi bana Talat Aydemir ve Fethi Gürcan'ın 22 Şubat ve 21 Mayıs tarihlerinde üstlendikleri darbe girişimini anımsattı...

      Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'dı, İsmet İnönü ise Başbakan...

      Talat Aydemir de Harp Okulu Komutanı...

      Öğrencileri silahlandırdı, sokağa çıkardı, bazı birlikler de girişime katıldı. Ancak silahlı kuvvetler bu kalkışmaya imkân tanımadı, girişim önlendi...

      İsmet Paşa da verdiği "Vazgeçerseniz hakkınızda soruşturma yapılmayacak, yargılanmayacaksınız" sözüne sadık kaldı ve darbeciler hakkında hiçbir işlem yapılmadı...

      Ah akılsızlık ahhh...

      Aydemir 21 Mayıs'ta yeniden ayaklandı; bu defa yakalandı, yargılandı, 5 Temmuz 1964'te de asıldı.

     Özet; millet hayatımızda yakın zamanda sonuç vermeyen birkaç darbe girişimi yapıldı, 15 Temmuz inşallah sonuncudur!

   

*

 

İyi ahlâklı insanlar ölmedi

      VİYANA kuşatmamıza ilişkin bilgileriniz ne kadar bilemiyorum...

      Benim pek fazla değildi, lisede okuduğumuz tarih kitabındaki kadardı...

      Yıllar sonra merak ettim, iç ve dış kaynaklardan Viyana kuşatmasını okudum. Amacım kuşatmayı inceleyip tarihi bir dizinin senaryosunu yazmaktı...

      O vesileyle öğrendim...

      Uzun süren kuşatma sırasında yeniçerinin beslenmesi için getirilen erzak tükenmiş. Aç kalan yeniçeri çareyi çevredeki bağlarda bulunan üzümlerden yemekte bulmuş...

      Asalete ve ahlâka bakın; yeniçeriler her salkım üzüme karşılık asmanın  dibine üç akçe bırakmış...

      .......................

      Soner Kaya adını duydunuz mu; ben de yeni duydum...

      Pendik'te oturan bir genç yurttaşımız, yolu Kocaeli'ne düşmüş. Bir bahçede gördüğü ağaçlardan hamile eşine götürmek üzere bir erik, bir kayısı, bir de elma koparmış.

      Sonra da bir kağıda "Ağabey" diye başlayan ve "Eşim hamile o nedenle meyveleri aldım, hakkını helal et" diye devam eden bir not yazmış...

      Notu, beş lirayla birlikte kayısı ağacının dalına asmış...

      Ahlâka bakın, haram yemekten korkan asaleti seyredin...

        ......................

      Birkaç gün sonra dönüp geldiğinde de bir kasa erik, bir kasa elma, bir kasa kayısı almış, paralarını ödedikten sonra izinsiz yaptığı iş için de bahçe sahibinden helallik dilemiş....

      Güzel, iyi yürekli ve ahlâklı insanlar ölmedi daha!

 

*

 

BİRKAÇ KELİMEYLE

       İTÜ'de öğrenciler, Rektör konuşurken arkalarını dönmüş. Çağdaş protesto şekli herhalde bu. Yayılabilir; yayılırsa kavga gürültü de olmaz!

       *

       BEN demiyorum, metrobüste kulak misafiri oldum. Delikanlı yanındaki arkadaşına "Başbakan ağır ağır konuşuyor, konuşmasının arasına bari reklam alsa" dedi... Diğeri de karşılık verdi, "İyi olur"...

       *

       İSRAİL özür dilemedi, diledi dedik. İmzalanan protokolde Gazze ablukası kaldırıldı dedik, kaldırılmadığı ortaya çıktı. Ya her lafı tersinden anlıyoruz, ya da anladığımızın tersine sığınmayı marifet sayıyoruz.

 

*

 

 BİR SÖZ

        YÜZÜNDEKİ ifade, sırtındaki elbiseden mühimdir...

 

 

 

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları