ABD ile ekonomik savaş mı, algı operasyonu mu?

Cahit Armağan Dilek

Trump papazı serbest bırakın tehdidi savurdu, iki Bakana yaptırım talimatı verdi, çelik ve alüminyuma 2 kat vergi koydurdu, bunu yaparken TL'nin değer kaybetmesine atıf yaptı. Bunun üzerine döviz rekor seviyelere çıktı.

Erdoğan yönetimi bunu ABD'nin ekonomik savaş açması olarak tanımladı. İki ABD'li Bakana yaptırım uygulanacak dendi devamı gelmedi. Çelik ve alüminyum adımına ABD'den ithal edilen 22 kalem malzemeye ek vergi konarak karşılık verildi.

Karşılık vereceğiz söylemleri devam ediyor. Trump ilginç bir açıklama yaptı. "Türkiye ile ilgili bir sonraki adımınız ne olacak?" sorusuna "İnsanlarımızı alıkoyamazlar. Ne olacağını göreceksiniz." cevabı verdi.

Trump'ın twitleri zaten yükselmekte olan dövizi tetikledi ama eğer bizim ekonomimiz gerçekten sağlam, sağlıklı olsa idi ABD'nin Trump usulünce alınmış simgesel iki kararı sonrasında büyük dalgalanmalar yaşanır, döviz rekorlar kırar, ekonomik OHAL yaşar mıydık?

Yaptırım/ambargoların hedefi karşı tarafı belli karar ve davranışa zorlamaktır. Peki ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırım kararlarının hedefi ne? Türkiye'nin hangi kararları almasını istiyor? Bunu sadece papazın serbest bırakılmasıyla açıklamak doğru mu?

ABD ile yıllık ihraç-ithal miktarı yaklaşık 9 milyar Dolar civarında, birbirine eşit gözüküyor. Vergileri artırılan 22 kalemin hacmi ise ithalatımızın üçte biri civarında. ABD'nin ekonomik büyüklüğünü düşündüğümüzde  bu hamleyle ABD'nin canını acıtmak, kararını değiştirtmek mümkün değil. 

Dolayısıyla, eğer savaş varsa, savaşı yanlış alanda ve ABD'nin istediği sahada yapıyoruz. Vergi artırarak elde edeceğimiz etki gücü ABD'nin kararını, davranışını değiştirmeyecektir. Ekonomik alandaki savaşta(!) sonuç almamız mümkün değil. Savaştan ziyade ABD'nin planladığı bir oyundaki role göre oynuyoruz gibi. Halbuki ABD'nin tutumunu değiştirtecek hamleler yapmamız lazım.

Bunların ne olduğunu 13 Ağustos'taki köşe yazımda "Aynı Gemideysek" başlığıyla çok detaylı olarak yazmıştım. Bu listedekinden birinin bile hayata geçirilmesi, diğerlerinin bir şekilde duyurulması ABD üzerinde çok etkili olacaktır.

Ama bu yönde hiçbir somut adım olmadığı gibi bir niyet beyanı bile yok aksine konu iç politikada sadece köpürtülüyor. Hal böyle olunca "1-2 yıldır kriz emareleri veren ekonomideki kötü yönetimin üstünü örtmek, ekonominin bütün faturasını ABD'ye kesmek üzere mi Papaz inatlaşması tırmandırılıyor" sorusu akla geliyor.

Hangi ABD ile savaştayız?

MSB H.Akar Menbic Yol Haritasının planlandığı şekilde devam ettiğini, ABD'yle ortak devriye faaliyetlerine yönelik eğitimlerin yakında başlayacağını söyledi.  Benzer şeyleri ABD'li mevkidaşı Mattis de açıklamış hatta 3 vakte kadar başlayacak demişti. Bir de 70 yıldır askeri müttefikimizle yapılacak kritik (!) devriye eğitimi neymiş onu açıklasalar da öğrensek. Bunun adı oyalamadan başka bir şey değil.

ABD yönetimi Türkiye'yi hedef aldı, ekonomik savaş açtı, bizi teslim almak istiyor ama askeri ilişkiler bundan hiç etkilenmiyormuş, her şey çok iyiymiş. Siz inandınız mı?

Peki ABD simgesel yaptırım kararları alınca buna savaş diyoruz da 34 yıldır Türkiye'ye saldıran PKK terör örgütüne binlerce TIR silah verirken, sınırlarımızın güneyini çevrelerken ABD bize savaş açmış olmuyor mu Sn. Akar?

Bu arada ABD'nin eski Ankara BE J.Jeffrey, resmen Suriye Özel Temsilcisi oldu. AKP'li Mahir Ünal, Jeffrey'in Türk dostu olduğunu söyledi!

Bu tabir doğru değildir. Devletlerarası ilişkilerde böyle bir anlayış yoktur. Şu anda BM'de görevli Türk büyükelçi Amerikan dostu desek ne düşünürsünüz? Dolayısıyla Jeffrey Türkiye'nin hassasiyetlerini iyi bildiği için bunların ABD çıkarları açısından nasıl kullanılması(!) gerektiğini kendi devletine anlatmaktadır.

Erdoğan yönetimi papaz krizinin ilk günleri dahil "Trump iyi, çevresi kötü" diyorlardı, PKK/YPG ile işbirliği yapan Pentagon'u suçluyorlardı. Şimdi Trump hedefte ama çevresindeki kötü, Pentagon şimdi iyi. Jeffrey Türk dostu. Niye?

İktidarın stratejik ortak diyerek toz kondurmadığı ABD'nin Türkiye'ye özellikle Suriye'de düşmanca hareket yaptığını ve aynen somut askeri karşılık verilmesi gerektiğini yıllardır söyleyen birisi olarak soruyorum:

Sahi Türkiye hangi ABD ile savaş yapıyor? Ya da ekonomik savaş söylemi sadece bir algı operasyonu mu?

Sınır ötesi terörle mücadele operasyonu olan Afrin harekatında iç politikaya yönelik yürütülen savaş-zafer stratejisi şimdi ekonomik kriz bağlamında bu sefer ekonomik savaş-zafer stratejisi olarak mı yürütülüyor? Ekonomideki hataların bedelini kim ödeyecek?

Ve Trump'ın "ne olacağını göreceksiniz" dediği şey ne? Muhtemel bir asimetrik operasyona karşı hazırlıklı mıyız?