Bahar depresyonu / Leyla Onay

Bazı kişiler için bahar depresyon mevsimidir. Bahar depresyonu bu kişilerde; yorgunluk, çalışmak istememek, geleceğe karamsar bakmak, iştah azalması, yalnızlık duygusu, uyku düzensizliği gibi şikayetlerle kendini gösterir.

Bütün bu şikayetlerde hormonların rolü vardır. Kas ağrıları da şikayetler arasındadır. Dikkat eksikliği vardır. Vücut hava değişikliğine uyumda zorluk çeker. Bol temiz hava, dostluklar, günü birlik değişik yerlere gitmek, aydınlık, tedavi önerileri arasındadır. Bu arada D ve B12 vitaminlerine baktırmak gerekir. Günde yarım saat yürüme, endorfin, seratonin gibi mutluluk hormonları salgılanmasına imkan verir. Bir hayat boyunca günde yarım saat yürümeyi adet haline getirirseniz hem sağlıklı olur hem de çok uzun yaşarsınız. Bahar yorgunluğu ile baş etmek için sık sık dinlenme molaları vermeniz gerekir. Ancak çok uzun süren yorgunluklarda altından kötü bir hastalık çıkmaması için dikkatli olmak gerekir.

***

Geçenlerde Sağlık Bakanlığı tarafından organize edilen tamamlayıcı tıp kongresine katıldım. Dikkatimi çeken noktaları ve bunun yanında kemikleri keserek boyu uzatan Amerikan Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Mehmet Kocaoğlu'nun yaptığı ameliyatların slaytlarını gördüm. Manken olmak için boyunu 10 cm uzatan hanımın resmini, eğri bacakların düz hale getirildiğini şaşkınlıkla gördüm ve iftihar ettim. Ne denirse densin Türk Tıbbı çok iyi ve iyi yolda.

Tamamlayıcı tıp kongresinde dikkatimi çeken bazı bilgileri size aktarmak istiyorum. Bunların başında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden bir doçentin sülük larvaları(yavruları) ile şeker hastalığı veya sigara içimi sebebiyle kesilme aşamasına gelen uzuvları nasıl tedavi ettiği slaytlarla gösterildi. Kişiler bu şekilde ameliyattan kurtuldular. Larvalar hastalıklı dokuyu yiyerek ortadan kaldırıyorlar, temiz kanın yaraya gitmesini sağlayarak kişilerin ameliyattan kurtulduklarını izledik. Ancak bu larvaların mikropsuz olması ve özel yetiştirilmesi lazım gelmektedir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bu larvaları Türkiye'nin her yerine satmaktadır. Bu arada kupa çekme, hacamat, romatizmaya sülük yapıştırma gibi yöntemleri tamamlayıcı tıbbı kabul etmem mümkün değil. Kupalarla sıkıştırılan kanın rengi koyulaşmakta. Bu kan çekildiği zaman sözde mikroplu kanın çekilmekte olduğu iddia edildi. Üstelik jiletle, (bisturi) ile yapılan bu  işte mikrop kapma, yara izi kalma gibi tehlikelerde olabilir. Ben zayıflamada akupunkturu ve gece yemelerini önlemede hipnozu kullanmaktayım. Bunlara inanıyorum ve olumlu sonuçlar alıyorum.

**  

Yaz geldi, deniz mevsimi açılmak üzere herkesin fazla kilolarından kurtulma çabasında olduğu görüyorum. Şunu rahatça söyleyebilirim ki dünyayı gören bir kişi olarak en güzel iklim bizde. Bizim üstümüzde bir iklim düşünemiyorum. Temmuz'da San Francisco'da kimse denize giremiyordu hatta o kadar üşüdüm ki neden manto getirmediğime hayıflanmıştım. Yaz gelince D vitamini çok önem kazanır. Yokluğu; kemik kırılmalarına, depresyona sebebiyet verir. Son çalışmalarda, vücudun %20'si güneşin en bol olduğu saatte en az 20 dakika (esmerlerde daha uzun süre) güneşlenmek gerekir. Bu arada şapka giyerek güneş çarpmasından korunun. Güneşten D vitamini sağlamak için kolunuzun iç kısmını güneşe uzatmak yeterlidir. Ama vücudun %20'sinin güneşlenmesi idealdir. Artık zayıflamada ara öğünü kabul etmiyoruz. Hatta acıkmadan kahvaltı etmeyiniz. Çünkü her yemenizde insülin çıkar yediklerinizi yakar atar. Bir de leptin dediğimiz uzun açlıklarda çıkan iştahı kesen hormon vardır. Bunun çıkmasını sağlamak için 5-6 saatte bir yemek yiyin, yemeklere az tuz koyun. Tuz iştah açar ve su tutar. Fazlası mide kanseri sebebidir. Ilık su mideyi daha geç terk eder. Yalnız protein ile beslenmenin zararı vardır (Et, Süt, Yumurta). Böbrekleri bozar. İdeal beslenmede Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi %50-55 karbonhidrat (bakliyat, meyve, yeşillik), %25 protein ve A, D, E, K vitaminleri barındıran yağlar da %25'dir. Bu arada D vitaminin fazlası da zararlıdır. Kemiklerden kalsiyum çeker. Böbrek taşı yapar, vücudun çeşitli yerlerinde tümoral gelişimlere sebebiyet verir. Kanda 20-50 ng/ml olması gereklidir.

Ülkemizde kilolu insanların artışı da dikkat çekicidir. Bunun pek çok sebepleri arasında GDO da (genetiği değiştirilmiş gıdalar) bulunmaktadır. Her 7 kişiden birisi tip2 dediğimiz şeker hastalığına yakalanmakta. Bunun belirtileri kısaca; çok su içme, sık sık acıkma, sık sık idrara çıkma, halsizlik, mantar hastalıklarıdır. Eğer tedavi olunmazsa; gözlerde, böbreklerde ciddi hasarlar meydana gelir. Diğer obezite sebepleri arasında yumurtalık kistleri özellikle gençlerin şişmanlamasına sebebiyet verir. Cusing sendromu dediğimiz kortizol fazla salınımında da kişi şişmanlar.

Bu arada kilo vermek üzerine önerilerimi ve obezite konusunun sebeplerini gelecek yazımda çok geniş olarak sizlere anlatacağım. Bu arada şekerden, fazla ekmekten kaçının.

Sağlıkla kalın.

Manşetler