Hiper enflasyon riski var

Esfender KORKMAZ

Ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi, aylık yüzde 2.30 ve yıllık 17.90 oranında arttı. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 19.75 oldu.

TÜFE'de 2017 yılı Ağustos ayında yüzde 10.16 olan çekirdek enflasyon bu sene 16.95'e yükseldi. Çekirdek enflasyon, enflasyonu geçici olarak etkileyen ve ayrıca bir kısmı dış etmenlere bağlı olarak değişen, enerji, gıda, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE oranıdır. Bu nedenle çekirdek enflasyon eğilimini gösteriyor. Çekirdek enflasyona bakarsak TÜFE'de hızlı bir yükselme olacağı anlaşılır.

Yine 12 aylık ortalamalara göre de geçen sene 9.66 olan yıllık TÜFE oranı bu sene 12.61'e yükseldi. 12 aylık ortalamalara göre enflasyon da aylık sapmaları bertaraf ettiği için, enflasyon eğilimini gösterir. Bu eğilim de artış yönündedir.

Tam olmasa da eskiden yaklaşık toptan eşya fiyatlarını gösteren Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ise aylık yüzde 6.60 ve yıllık yüzde 32.13 oranında arttı.

Devletten irtifak hakkı yoluyla turizm tesisi yapmak için veya yatırım yapmak için arsa ve arazi kiralayanlardan, yine devlete ödeyenlerden, Eylül ayına denk gelenlerin yıllık kirası yüzde 32.13 arttı. Bu artış yatırım yapanlar için yıkım demektir.

Yıllık Yİ-ÜFE, imalat sanayiinde yüzde 33.29, ara malında yüzde 39.16 ve enerjide yüzde 42.23 oldu. Bunlar hiper enflasyon göstergeleridir. İmalat sanayiinde ortaya çıkan maliyet artışı, zorunlu olarak perakendeye yansıyor ve TÜFE de artıyor. Aksi halde firma iflas eder.

Türkiye açısından önemli iki sorun var... Birisi; üreticilerin kur artışını fırsat bilerek fiyatlarını daha fazla artırmalarıdır. Piyasada Oligopol yapılar böyle bir fırsatçılığa imkan veriyor. İkincisi ise; üretici, kur artışı nedeni ile kullandığı ithal ara malını yerine koyamayacağını düşünerek, fiyatını maliyetin çok üstünde tutuyor. Yani hem bugünkü  hem de muhtemel kur artışı beklentilerini dikkate alıyor.

Özetle nereden bakarsak bakalım, eğer istikrar önemleri alınmazsa eskisi gibi yeniden hiper enflasyona gidiş var.

Bugün, enflasyonu da dikkate alırsak, dolar kuru TL'ye göre yaklaşık yüzde 45 dolayında daha değerlidir. TL'nin düşük değerde olması, ara malı ve ham madde ithal fiyatlarını TL cinsinden artırdı. Bu artış da ithalata bağımlı olan üretim maliyetlerini artırdı.

2012 yılına kadar kur daha düşüktü. TL değerli idi. Ancak 2004 yılından beri enflasyon yüzde 10 dolayında devam etti. Bugün hızlı kur artışı hiperenflasyon riskini artırdı. Ne var ki istikrarsızlığın temelinde yatan sorun, siyasi iktidarın ekonomiyi yanlış yönetmesidir.

Siyasi iktidar piyasayı tamamıyla başıbozuk bırakmıştır. 2012 yılına kadar sıcak para ve düşük kur serabına kapılmıştır. Piyasa anlayışı, finans sektörü ile sınırlı kalmıştır. Devlet yönetimini de mali disiplinle sınırlı görmüştür. Kamuda ve özel sektörde etkinlik ve verimlilik kriterlerini göz ardı etmiştir. Tamamıyla popülizme yönelmiştir. Yetmedi ekonomik altyapısı olan, Hukukun üstünlüğü, mülkiyet güvencesi ve insan hakları gibi temel değerlerde geri düşmüştür.