İki taraflı ajan mıymış!

İki taraflı ajan mıymış!

Hazırlayan: Timuçin MERT

Türkiye'nin gayriresmi "Bedel Ödeyecekleri Belirleme Müdürü", gazetesindeki köşesinde yazdı ki Hüseyin Gülerce'nin, Fetullahçılığını sorgulayanlar "bunun bedelini ödeyecekler".

Bunun nedenini de yine aynı köşede açıkladı: Hüseyin Gülerce, DEVLETİN ADAMI imiş

Onun gibi ben de büyük harflerle yazdım, çünkü DEVLETİN ADAMI kelimelerinin büyük harfle yazılmasının nedeni, Gülerce'nin yıllarca Fetullahçı çetenin içinde DEVLET için çalışıyor olmasıymış!

Bir örgütün içine girip devlet için çalışanlara ne ad verilir?

Çok casusluk romanı okuduğum için ben "casus" diyebilirim. İstihbarat görevlisi de denilebilir. Ajan denilebilir. Hafiye de mümkün. Siz istediğinize karar verin.

Peki bu "ajan" kimin adına çalışıyor olabilir? Herhalde Tapu Kadastro adına değil. Tahmin ediyorum Bayındırlık Bakanlığı adına da çalışmamıştır. Ya polis ajanıdır ya da istihbarat örgütünün ajanı.

Bir örgütün içine sızmış, en tepe yöneticilik mevkilerine kadar çıkmış, hatta bir ara örgütün sözcülüğünü üstlenecek kadar örgütün güvenini kazanmış bir ajanın, çok değerli bilgilere ulaşıp devlete iletmiş olmasını bekleriz. Filmlerde, romanlarda böyle oluyor çünkü.

Ama her nasılsa ordu içinde darbe yapmaya kalkışacak kadar bir güce ulaştıklarını, bu isimlerin kim olduklarını devlete bildirmemiş olmalı ki Yüksek Askeri Şûra toplantıları için hazırlanan MİT raporlarında bunların ismine rastlamıyoruz.

Hatta tam tersine bu kişilerin terfilerinin önü açılmış. Düşünün ki Genelkurmay Karargâhı, neredeyse sadece bu tiplerden oluşmuş. Darbe gecesi Genelkurmay Başkanı'nı derdest edecek kadar da sayıları çok!

Daha da ötesi Cumhurbaşkanı'nın yaverlerinin tümünü de bu örgüt mensuplarından seçmişler.

MİT'e bunların Fetullahçı olduğu bildirilmiş olsaydı, bu atamalar yapılabilir miydi?

Onun için bir kuşkumu burada ifade etmek zorundayım: Acaba bu adam DEVLET için çalışıyor görünürken, bir yandan da Fetullahçı çetenin çıkarlarını mı korumuş, onlara mı hizmet etmiş?

Casusluk âleminde bunlara "iki taraflı ajan" deniliyor, filmlerden öğrendim ben de!

Bu adam iki taraflı ajan mıymış?

Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet

***

Masum değilsiniz hiçbiriniz!

-------

...İftiracı "hem suçlu hem güçlü" olup da panikle sallamaya başlayınca iftira aslında itirafa dönüşür.

Hüseyin Gülence'ye çok basit sorular sordum.

En önemlisi de şuydu:

- Madem itirafçı oldun, yakından tanıdığın imamların listesini devlete verdin mi, verdinse başta Adil Öksüz olmak üzere hepsi nasıl ortalıkta rahatça gezdi ve darbe girişimine kalkıştılar?

- Cumhurbaşkanı'nın yaver kadrosuna kadar giren FETÖ'cüleri niye bildirmedin? Ya bunlar Cumhurbaşkanı'na bir suikast yapsalardı.

Gayet basit sorular.

Yanıtlar da;

a. Ben bu isimleri verdim ama işlem yapılmadı,

b. Ben bu isimleri zaten bilmiyordum,

c. Ben isim falan vermedim gibi basit ve anlaşılır olmalıydı.

Yanıt verilmedi, ama tükürük geldi.

Ve 30 yıl FETÖ'nün dizinde oturup şimdi hiçbir itirafta bulunmadan itirafçı olan Gülence'ye destek ise yine bir dönemin FETÖ övücüsünden geldi. Hem de yalanlarla.

Yalanı şu: "Ali Fuat Yılmazer'le dostmuşum."

Yok ya!

Ali Fuat Yılmazer'le hayatımda bir buçuk kere karşılaştım.

İlkinde Habertürk binasında Yiğit Bulut'la yemek yiyordu.

Yemek salonuna girdiğimde karşılaşınca, benden de oturmamı rica ettiler.

Anlattıklarını da ertesi gün yazdım.

Çok sinirlendi. Arayıp tehdit etti.

Aramızda burada yazılmayacak kadar kötü bir diyalog geçti.

Birkaç gün sonra da görevden alındı zaten.

O yemekte Bulut, kendisini televizyon programına çıkmaya ikna etmeye çalışıyor, o ise "bir gazeteci"yi çıkarmasını tavsiye ediyordu...

Fatih Altaylı Habertürk

***

"Abdulkadir sen çekil ben onunla konuşayım"

--------

Ben basit bir soru sormuştum.

"MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın, darbe gecesi Cumhurbaşkanı'nın koruma müdürü ile yaptığı konuşmayı, darbeci yaverin telefonundan yaptığı bilgisi neden darbeden 1 yıl 15 gün sonra sızdırıldı?"

*

Köşe arkadaşım Abdulkadir Selvi kullandığım "Sızdırıldı" ifadesine takılmış.

"Yani bizim gazeteciliğimiz yok mu" anlamına gelen bir soru soruyor.

(...) meseleyi saptırmayalım... Konu bu değil...

Yazılardan anlıyorum ki, bu haberleri sızdıran tarafta büyük bir telaş var..

Telaş büyüdükçe yapılan şaşkınlıklar da büyüyor...

*

O nedenle diyorum ki, sen şimdi çekil aradan, ben "onunla" konuşayım

Ertuğrul Özkök Hürriyet

***

Tek kanadı kırık kuş

-------

Muhterem halkımızın en az yarısı, aldatılmaya ve uyutulmaya bakalım daha ne kadar devam edecek? İktidar mensupları referandum kampanyasında ne demişlerdi? "Evet derseniz Türkiye kanatlanıp uçacak!"

 Ee... Sandıktan YSK'nın acayip torpiliyle "Evet" çıktı. Peki şimdi Türkiye uçuyor mu?

Hayır! Tek kanadı kırık kuşlar gibi çırpınıyor!

Başka ne demişlerdi? "Evet deyin idamı getirelim, hainleri asalım."

Peki şimdi idamı geri getirmek için en ufak bir çalışma var mı? Yok! Kandırılan insanlar "Verdiğiniz sözü tutun" diyerek ip fırlatıyorlar!..

Başka ne demişlerdi? "Terör bitecek, anaların gözyaşları dinecek!"

Bu da doğru çıkmadı. Terör eskisinden azgın! Daha iki gün önce Binbaşı Ümit Çelik ile Uzman Çavuş Erkan Sakal bombalı tuzakla vahşice şehit edildi. İnsanlarımız kendilerini uyutanlara, daha çok uyutsunlar diye oy vermeye devam ettikçe, ulus olarak derinlere batacağız!

Rahmi Turan Sözcü

Manşetler