İşitme kaybı o hastalığı hızlandırıyor!

Uzmanlar, işitmede ortaya çıkan sorunların ihmal edilip tedavide geç kalınmasının demans ya da Alzheimer’ı hızlandırdığını söyledi.

İşitme; kişinin yaşam kalitesi açısından çok büyük önem taşıyor. Sahip olduğumuz beş temel duyudan biri olan işitme; sosyal, toplumsal ve fiziksel olarak günlük hayatımızın çok önemli bir parçası. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, öğrenmek, konuşmak, güvenliğimizi sağlamak, düşünebilmek, sosyal olabilmek, kısacası hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için işitme fonksiyonunun vazgeçilmez bir öneme sahip olduğunu belirterek “İlerlemiş işitme kaybı, kişinin toplum içerisindeki yerini ve durumunu etkileyen, çok önemli bir sorun olabiliyor. Günümüzde yaşlılarda karşılaşılan unutkanlık, demans ve Alzheimergibi hastalıkların işitme kaybı ile yakın ilişki içinde olduğu da biliniyor” diyor. 

İşitme kaybı en az 25 desibel olan kişilerde Alzheimer ve demans oranının daha yüksek olduğunu, işitme kaybı ilerledikçe bu riskin de arttığını belirten Prof. Özturan, “İşitme kaybı olan kişiler, işitmesi iyi olan kişilere göre sesi anlayabilmek için daha fazla uğraş verdiklerinden, beyin gücünü diğer aktivitelere ayırmakta zorlanıyorlar. İşitmeye odaklanmaktan dolayı hatırlama ve farkındalık gibi özelliklerden uzaklaşıyorlar. İleri yaş hastalıklarıyla mücadele etmek için işitme kayıplarının düzeltilmesi iyi bir başlangıç olacaktır. İşitme kaybı nedeniyle kişinin içe kapanması ve sosyal hayattan elini çekmesi de Alzheimer’a yakalanma riskini yüzde 9 artırıyor. İştme kaybı tedavisi ile her iki hastalık da geciktirilebililir” diye konuşuyor.   

BU BELİRTİLERİ ÖNEMSEYİN!

Yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığından ilerleyen yaşa hatta viral enfeksiyonlara dek birçok etken işitme kaybına yol açabiliyor. İşitme kayıpları; iletim tipi, iç kulak tipi ve her iki durumun bir arada olduğu mix tip şeklinde ortaya çıkıyor. Bu rahatsızlık açısından riskli grupları da gürültülü ortamda çalışan kişiler, bazı ilaçlarla kemoterapi görenler, menenjit geçiren çocuklar, aile öyküsünde işitme kaybı olanlar ile stres faktörünün yüksek olduğu Meniere hastalığı gibi tablolar oluşturuyor. 

Prof. Dr. Dilaver Özturan; en sık, konuşmaları duymada zorluk, söylenenleri anlamada sıkıntı, arkasından seslenildiğinde cevap alamamak, televizyon sesini yükseltmek veya ekrana yaklaşmak, kalabalık ortamlarda duyma ve algılamada bozukluk ile erkek seslerini daha rahat algılarken, kadın ve çocuk sesinde zorlanma olarak belirti veren işitme sorunlarının özellikle çocuklarda ne kadar erken fark edilirse o denli yüksek oranda tedavi edilebildiğinin altını çiziyor.

ÖNCEDEN TESPİT EDİLEBİLİYOR

İşitme eylemi, kişiye çok sıradan gelse de aslında anlık gerçekleşen bir olaylar silsilesi sonucu oluyor. Kulak kepçesi, anten vazifesi görerek sesleri toplayıp dış kulak yoluna, ardından da kulak zarının üzerine iletiyor. Burada oluşan titreşimler çekiç, örs ve üzengi kemikleriyle iç kulağa aktarılıyor. İç kulaktaki sıvılarda oluşan dalgalarla bir piyanonun tuşları gibi sıralanan frekanslar uyarılarak ses duyulur hale geliyor. Orta kulaktaki kemikçikler kulak zarına çarpan ses dalgalarını 22,3 kat artırarak iç kulağa ulaştırıyor, bu da doğal bir işitme cihazı görevi görüyor. Doğuştan gelen işitme kayıpları, yenidoğan işitme testiyle tespit edilebiliyor. 

Çocukların işitme sorununu fark etme konusunda ailelere önemli görevler düştüğünü vurgulayan KBB Uzmanı, “Konuşmada gecikme, sesli uyarılara yanıt alamama, televizyon sesini fazla açma ve akademik başarıdaki düşüş, işitme kaybının sinyali olabiliyor. Ayrıca tarama testi dışında işitme sinirinden beyindeki merkeze kadar olan yolların elektriksel gücünü ölçen ve tanı koymaya yardımcı testler de bulunuyor. Böylece belirgin işitme kaybı olan çocuklar önceden tespit edilebiliyor” diyor.

Manşetler