Propaganda ne işe yarar?

Sadi SOMUNCUOĞLU

Kısaca hatırlatalım. Propaganda, bir şeyi veya bir düşünceyi tanıtma, benimsetme ve yayma amacıyla yapılan çalışmadır. Ticaretten siyasete kadar hayatın her alanında görülebilir. Burada doğru ve gerçek söz konusu değildir. Özellikle bizim gibi toplumlarda, doğruyu tanıtma amacı önemini kaybetmiş; "kabul ettirmek" esas sayılmıştır. Bunun örnekleri çoktur.

Geçenlerde haberleri dinliyordum, iktidarın faziletlerinden bahsediliyordu; biri "65 yaşını geçenlere maaş bağladık" demez mi? Şaşırdım; "Benim de imzam var. Bu maaş 1977'deki hükümet tarafından bağlandı deyiverdim." Aradan çok zaman geçtiği için, bu yanılmayı masum görebiliriz. Ayrıca, "Bizden önce hiçbir şey yapılmamış. Ne varsa biz yaptık" propagandası asılsız bilgiler zihinlere öylesine kazındı ki, etkisinden herhalde Erdoğan bile kurtulamadı. Erdoğan; hem de Isparta mitinginde, Süleyman Demirel Üniversitesi'ni; Zonguldak mitinginde, Karaelmas Üniversitesi'ni biz kurduk diyebildi. İktidar sahipleri sürekli bir şekilde, "... dünyanın neresinde mazlum bir topluluk, neresinde zulme uğrayan bir halk varsa oraya gitmenin, Türkiye'nin yardım elini uzatmasının önemli bir payı olduğunu tahmin etmek zor değildir." şeklinde konuşuyor. Gerçekten de, Somali, Sudan, Arakan, Gazze, 36 milyar dolar harcandığı söylenen Afrika ve Suriyeli 4-5 milyon sığınmacı bunlar arasında yer almaktadır. Ancak Irak Türkmenleri, İran Türkleri (sadece mülteci statüsündeki Rahim Cavatbey'in başına gelenler), vatansız kalan Ahıska Türkleri ile Batı Trakya, Kırım ve zulüm altında inleyen Doğu Türkistan Uygur Türkleri hariç. Acaba neden? Cevabını sorumlular vermeli.

Daha da ilginci ise, milliyetçisinden siyasi ümmetçisine, liberalistinden solcusuna, bölücüsünden Türk düşmanına kadar alkışlayanlarının eksik olmamasıdır.

Hasılı, Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen devasa ekonomik kuruluşlar, haraç mezat fiyatına 62 milyar dolara satıldığına göre, geriye sadece, halkı aldatılan, kurumları dağıtılan Türkiye Cumhuriyeti kaldı. O'na da biçilen ömür 2023'dür.

***

Askeri liseler kapatılıyor Yunan liseleri açılıyor

Eski Millî Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Ümit Yalım yazıyor: "Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos 2018'de, Harp Okulları Mezuniyet Töreni'nde yaptığı konuşmada, 'Bazıları 'askeri okullar kapatıldı' diye propaganda yapıyor. Halbuki burada olduğu gibi harp okullarımız, astsubay meslek yüksek okullarımız, enstitülerimiz faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak günümüz  şartlarında ihtiyaç kalmadığı için askeri liseler kapatıldı" dedi.

Eksik söylenmiş, askeri hastaneler de kapatıldı, Türk ordusunun emir komuta birliği de bozuldu, orduya siyasetin girmesinin önü de açıldı. Türkiye'nin terör saldırıları ile kuşatıldığı, her an için savaşa girebileceği bir sırada, bütün bunlara, iç ve dış güvenlik stratejisi açısından ihtiyaç kalmadığına, kim veya kimler karar veriyor? TSK mı? Zannetmeyiz, mümkün olamaz.

Yalım'ın verdiği bilgilere göre; "Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ve İsmet Yılmaz'ın himayelerinde binaları inşa edilen Yunan liselerinden biri geçen yıl Aydın Hurşit Adası'nda açılmış. Yunan Lisesi tiyatro salonunda, 07 Eylül 2017'de, 'Yanmış ve yanmamış Smyrni (İzmir) rüyaları. 'İşimiz burada' adlı İzmir'i hedef gösteren tiyatro oyunu sergilenmiş. Aydın Eşek Adası'nda Yunan İlkokulu ve Lisesi eğitim yılı, 11 Eylül 2017'de papaz efendi tarafından ayinle başlamış."

Resim gayet açık ve iç karartıcı. Ekonomimiz kriz sürecinde. Taleplerimizi ve uyarılarımızı başta Yunanistan olmak üzere dikkate alan yok. Demokrasi ve insan hakları aşkıyla, Mursi yüzünden, Mısırla düşman olduk. Yunanistan, İsrail ve Suriye, baş düşman. Amerikan Exxon Mobil ve Katarlı Qatar Petroleum ortaklığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tek yanlı olarak ilan ettiği kara sularındaki 10. parselde doğal gaz aramalarına bu yılın sonunda başlayacak. Ama iktidar sahiplerinin propagandası çok farklı.

***

Irak ve Suriye meselesi

Aslında Irak, işgalcilerin kanlı vahşeti ve 1 milyondan fazla insanı katletmesinden sonra hazırladığı anayasa ile Irak Federal Cumhuriyeti kuruldu. Bu anayasal yapı kesinleşti. Türkiye, kuzeyi değil de Bağdat'ı muhatap almakta kararlı olursa, ilişkiler istikrar kazanabilir. Bugüne kadar yalnız bırakılan üç milyon Türkmen'e sahip çıkılması halinde, Bağdat'la dostluk ve bölgede huzur kalıcı olabilir. Bu arada Bağdat'la anlaşarak Kandil ve Sincar'ın PKK teröründen temizlenmesi şarttır.

Suriye'de, mesafe alınmasına rağmen ciddi meseleler vardır. Suriye ve bölge için en önemli sorun, İdlib ve Fırat'ın doğusudur. Mümbiç'te tıkanmış durumdayız. Tahran'da üçlü toplantı devam ederken Rus uçaklarının İdlib'i bombalamayı sürdürmesi önemlidir. Yorumlara göre üçlü zirvede Türkiye yalnızdır. Gerek İdlib'deki silahlı terör gruplarına bakışında, gerekse Suriye'de, Irak'taki gibi federasyon rejimi kurulmasında yoğunlaşmaktadır. ABD'de de böyle düşünmektedir. Ancak kurulacak federe devletin kimin yandaşı  olacağında mutabakat sağlanamıyor. ABD, PKK/PYD'yi, Türkiye, İdlib'deki bazı grupları düşünmektedir.

Kargaşa devam edemez. Rusya, İran ve Suriye birlikte olduğuna göre, Türkiye yalnız mı kalacaktır? Bu ne kadar mümkün olabilir? Soru bu...