Türk mitolojisi / Yaşar Seval

Türk mitolojisi tek tanrılı bir mitolojidir, bu özelliğiyle diğer mitolojilerden ayrılır. Türk mitolojisinde en büyük ve tek tanrı Gök tanrıdır. Gök  tanrı, sonsuz göğün ruhudur ve eşi benzeri yoktur. Gök tanrı, günlük yaşam olaylarına müdahale etmez, vahiy yollamaz; ancak zor şartlarda kendinden yardım istenir ve adaklar adanır. Mitolojideki diğer varlıklar ikiye ayrılır; ışık  iyilik ruhları ve kötülük fenalık ruhları. Işık ve iyilik ruhları gökyüzünde oturur, insanlara yardım ederler, onları korurlar. Fenalık kötülük ruhları ise insanlara musallat olurlar, onlara kötülük yaparlar, onları kötü yollara saptırırlar. Türkistan bölgesinde bazen bu ruhlara tanrı denilmiştir ve adları farklı telaffuz edilmiştir. Sonuç olarak tanrı Gök tanrıdır ve bu ruhların bazılarının görevleri değişiktir. Türkler Gök tanrı inancına bağlı olarak her şeyin bir ruhu olduğuna inanmışlardır, bu yüzden dağlara, ormanlara saygı duymuşlardır. Yabancı araştırmacılar yaptıkları gözlemde Türkleri çok tanrılı bir dine mensup olduklarını sanmışlardır.                                                                                      
Işık ve İyilik Tanrıları                                         

Bay Ülgen: Göğün 16. katında Altın dağda ikamet eder ve altın bir taht üzerinde oturur. Tahtı ay ve güneşin ötesindedir. Ülgen, gök cisimlerini yönetir, yağmur yağdırır, gök gürültüsü ve yıldırımları da o gönderir. Tanrı Ülgen biri ak biri kara taşla gelerek ateşin nasıl yakılacağını insanlara öğretmiştir.

Eliade’ya göre gök gürültüsü ve şimşek tüm mitolojilerde gök tanrının silahıdır ve yıldırımıyla vurduğu yer kutsallık kazanır. Ülgen iyilik yapmayı sever. Ülgen’in kendisi, kızları ve oğulları insan şeklindedir. Dünyayı taşımaları veya destek olmaları için üç tane balık yaratmıştır. Elindeki topuzu, yaşam ağacının köklerine benzer ve öylesine dallı budaklıdır. Bildiğimiz Güneş, Ay ve yıldızlardan tüm gök nesnelerinden çok uzakta yaşar. Biri sağında ve diğeri solunda iki ak Güneş bulunur. Bu gök nesnelerinin her biri kendisine ulaşmak isteyen şaman için bir engeldir. En güçlü şaman bile en fazla Kutup Yıldızına kadar ulaşabilir.          

Kara Han: Altay Türklerine göre gökyüzündeki tanrıların en büyüğü Kara Han’dır. Kara Han 17. katta oturur. Bütün Tanrıların babasıdır ve oradan evrenin kaderini tayin eder. Eliade’ya göre Kara Han dünyanın yaradılışı ve sonu gibi konularda daima ön plandadır. Kara-Han yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir çam diker ve 16. kata oğlu Ülgen’i oturtur. Kara-Han, dokuz kişinin bu dallardan türemesini, dokuz ulusun da buradan meydana gelmesini ister. Kara-Han, insanoğlunun “ata” ve “ana”sıdır. Şamanlara göre Kara Han’ın Ülgen, Kızagan, Mergen adında üç oğlu vardır.                                                                                                   

Mergen Han: Her şeyi bilen, akıllı Mergen Tengere Göğün 7. katında oturur. Mergen kelime anlamı olarak okçu nişancı anlamına gelir.

Bu anlamda Mergen, Yunan mitolojisindeki Hermes’i (Merkür) anımsatır.  O karanlığın güçlerini yenen tanrıdır, çünkü “o her şeyi bilir ve her şeyi yapabilir”.                                           

Kızagan Han: Ülgen’in oğludur. Göğün 9. katında oturur. Çok kuvvetli tanrı anlamına da gelir. Roux’a göre 9. Kat Mars’ın konumlandırıldığı gök katıdır. Kızagan Tanrı, Banzarov’a göre, savaş tanrısıdır. Onlarca tehlikeli geçitlerde orduyu yönetmek ve düşmanı yenmekte, bu koruyucu ruhun yardımı olur. Altay Kamı göğe çıkarken Kızagan Tanrı’yı “kırmızı yularlı, kızıl erkek deve sırtında, gökkuşağı asalı baba!” diye çağırır. Buna bakarak, onun kırmızı renk ile simgelendiği sanılmaktadır.                                    

Ak Ana: Henüz hiçbir şey yaratılmamışken ve yalnızca uçsuz bucaksız bir su varken, sonsuz sulardan çıkarak, Tanrı Ülgen’e yaratma ilhamını vererek sulara tekrar dalmıştır. Işıktan (cisimsel olmayan) bir bedeni vardır. Başında gücü simgeleyen ve taca benzeyen zarif boynuzları bulunur. Hayatın başlangıcına dair ne varsa hepsine ruh vererek yaşam döngüsünü başlatmıştır. Akdeniz’de yaşar.                                                                                 

Ak Ata: iyiliği temsil eder. Ak bir atı vardır. Dokuz kıtayı  idare eder. Denizlerde yaşar, bazen balık kılığına girer. Suların koruyucusudur.                                     

Umay Ana: Umay, çocukları ve hayvan yavrularını koruyan bir tanrıçadır.

Arkeologların Altaylarda buldukları seramik ürünler üzerindeki resimlerde Umay ana üç boynuzlu olarak betimlenir. Orta Asya’da bazı arkeolojik buluntulardan anlaşıldığına göre Umay ana motifi, beyaz saçlı ve beyaz giyimli olarak, insan biçimci bir görünüm sergilemektedir. Kuş kılığında kanatlı bir kadın görüntüsü de vermektedir. Altay Türkleri onu göklerden inen gümüş saçlı, güzel yüzlü bir kadın olarak düşünmüşlerdir. Yanıda bir ceylan veya bir geyikle gezdiği rivayet edilir                                                                     

Utkaçı: kurban tanrısıdır. Ügene en yakın konumdaki tanrıdır. Gök yüzünde yaşar. Kesilen kurbanları Ülgene ve Tanrıya ulaştırır.                                                         

Üren: Hasat tanrısıdır. Ürünlere bereket verir. Çiftçilere güç verir.                               

Çolpan Han: Gezegenlerin Tanrısıdır. Gezegenleri yönetir ve birbirleriyle çarpışmasını önler.                                                                                        

 Akbuga: Hekimlerin koruyucusudur. Kolunda taşıdığı büyük beyaz bir yılanla simgelenir. Tüm hastalıkları iyileştirme gücü vardır, hekimler ona dua ederek ondan güç isterlerdi. Yılanı zehirsizdir, agzından salgıladığı sıvı şifa dağıtır.                             

Yazagıl: Devlet tanrısıdır, devleti korur.                                         

Bükrek: İyi bir yaratıktır, Okynusta yaşar.Kanatları yoktur uçamaz Sengal ile aralarında dokuz yıl süren savaşı Bükrek kazanmıştır. Her bin yılda yeryüzüne iner. Kertenkeleye benzer.

Bürküt :   Kartal tanrı,güneşin sembolüdür.Çift başlıdır, bazen insan gövdeli  bazen de aslan gövdeli olarak tasvir edilmiştir.                                                                                     

Tulpar: Tulparın kanatları görülmeyen uçan bir attır, geceleri uçar. Tanrı tarafından yollanmıştır ve sadece kahramanlara hizmet eder. Ölümsüzdür, siyah renktedir.                     

Ayaz Ata : Noel babanın Türk versiyonudur. Kışın ortaya çıkar, kimsesizlere ve açlara yardım eder. Turkuaz renkte elbiseler giyer. Kazaklarda ilk karın yağması ile birlikte kışın karşılanması anlamına gelen Soğumbası isimli bir şenlik  düzenlenir. Ayaz ata ve torunu Karkız bu şenlikte hediye dağıtırlar. Noel babanın Ayaz atadan esinlenilerek ortaya çıktığı rivayet edilir. Yıl başı ağacı süslemesi Türk kültüründe vardır. Türkler yeni yılı güzel geçirmek için ağacın dallarına nar, en tepesinede elma koyarlarmış.                                                       

Ayzıt: Güzellik  tanrıçasıdır. Aşkı ve güzelliği simgeler.                                        

Baktı: Lütuf tanrısıdır. Yeryüzünde iyiliklere vesile olur.

Kötülük Tanrıları                                                                                                                                              

Erlik Han: Erlik, Altay Türklerinin mistik tasavvurlarında kötü ruhların başındadır, başkanıdır. Erlik “güçlü, kuvvetli” anlamlarına gelir. Bazı Türkologlara göre bu kelime “erklig” kelimesinin bozulmuş halidir. Bu araştırmacılara göre eski Uygur Buda metinlerinde yer altındaki karanlık dünyanın hakimi olan ve ölüm ruhu motifini karşılayan Yama’ya Erklig Yama denir. “Kudretli” anlamına da gelen bu kelime şamanist tasavvurlarda “Erlik” şeklinde, kötü ruhların başındaki antagoniste isim olmuştur. Şaman dualarında Erlilk’e “Kayrakan” olarak da seslenilir. Erlik insan için acı, eziyet ve ölümle eşdeğerdir. Erlik’in yeraltı diyarıyla ilgili farklı tasvirler de mevcuttur. Erlik yeraltı diyarında kara çamurdan bir sarayda veya duvarla çevrili kara demirden bir sarayda yaşar. Erlik’in sarayı insanların gözyaşlarından oluşan dokuz nehrin birleşerek Toybodım (Doymadım) Nehri’ne dönüştüğü yerde  abra ve yutpa denilen korkunç su canavarlarıyla dolu olan Bay Tenis (Bay Deniz)’in yanında bulunmaktadır. Görünüşü korkutucudur, yüzü kan kırmızısıdır vücudu kıllıdır.         

Elbis Han: Kavga tanrısıdır, savaş tanrısı olarakta bilinir. Acımasızdır ve insanlara acımasızlığa sürükler. Bazı Türkler savaştan önce Elbis’ten güç ve yiğitlik vermesi için yardım dilermiş. Silahlarıyla gezermiş zırh giyinirmiş.                                                                                                                       

Yabaş Han: Bozgun tanrısı. Yeryüzünde kötülüklere ve bozgunculuğa sebeb olur.                   

Abra ve Yutpa: Erlik Han’ın devasa  su yılanlarıdır, onun sarayını korurlar. Dört ayakları  ve çift başlı kuyrukları vardır, bakır renkli gözleri vardır. Ayakları kırmızı renktedir ,çeneleri  yassıdır timsaha benzerler.                                                                                                                                             

Sengal: kötü bir ejderhadır, ateş solur. Kırmızı  renktedir. Bükrek ile olan dokuz yıllık savaşı  kaybetmiştir. Bazı tasvirlerde uçar. Doğudan gelip Bükrek‘e saldırmıştır.                              

Badış: Felaket tanrısıdır, yeryüzünde felaketlere sebep olur. Kıranlar afetler salgınlar onun elinden gelir.

Manşetler