Türkiye ve Kıbrıs Türkünü bekleyen tehlikeler...

Hüseyin Macit YUSUF

Türkiye ile ABD arasındaki gerilim halen devam ederken,Türkiye Avrupa Birliği'ne yanaşarak yaşanmakta olan krizi çözmeye çalışmaktadır. Türkiye ve AB,Trump'ın ticaret savaşlarına karşı dayanışma ve işbirliğine gitmeye hazırlanıyor.Türkiye bu konuda somut adımlar atmaya ve AB'nin suyuna gitmeye başladı bile.Türkiye'nin mevcut krizden kurtulmak için AB'ye Kıbrıs'ta ödün verebileceği düşüncesi bile beni endişelendirmektedir.ABD ile sürtüşen Türkiye AB'den gelecek taleplere karşı direnebilecek mi? ABD'nin GKRY ile başlattığı stratejik işbirliği ve gizli anlaşmalar Akdeniz'de sıcak çatışmaya neden olur mu?Yıl sonuna kadar Kıbrıs Türkünü çok çetin bir süreç beklemektedir.

ABD ile yaşanmakta olan krizin sadece papaz Brunson'dan kaynaklanmadığını birçok yazımda paylaşmıştım. ABD'nin son günlerde Türkiye'yi hedef alan ekonomik yaptırımlarının arkasında Amerika'nın bölgemizde kaybettiği gücü yeniden kazanma çabası vardır. Olay papazın geri verilmesi meselesi değildir.Türkiye'nin Kudüs'te, Gazze'de olan bitene sessiz kalmaması, İran, Rusya ile Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olması, Suriye'de tek başına güvenliğimizin korunması adına operasyonlar başlatması, ABD destekli PYD/YPG ile kararlı mücadele, FETÖ casuslarının tutuklanarak yargı önüne çıkarılması,savunma sanayimizdeki gelişmeler gibi kararlı adımlar ABD'yi hiddetlendirmiş ve maskesinin düşerek gerçek yüzünün görünmesine neden olmuştur. ABD'nin güvenilir bir mütteffik olduğunu söylemek artık mümkün değildir.!

Bilindiği üzere ABD uzunca bir süredir Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz yatakları ile ilgilenmektedir. Güney Kıbrıs'ın tek yanlı kararlarla başlattığı sondaj ve hidrokarbon çıkarma çalışmalarına destek vermektedir. ABD kurduğu ittifaklarla Türkiye'yi Kıbrıs'tan çıkarmayı ve bu bölgede kaybettiği gücünü, hegemonyasını yeniden geliştirmeyi tasarlamaktadır. Aylar önce siz değerli okurlarımla ABD'nin Kıbrıs'ta üs kurma planları yaptığını ve bölgede gerilime neden olacak şekilde eylem hazırlığı içerisinde olduğunu paylaşmıştım.Geçtiğimiz hafta adayı ziyaret eden ABD Kara Kuvvetleri Komutanı General Mark Alexander Milley'in, , Rumlardan deniz ve hava üsleri konusunda 'kolaylık' talep ettiğini öğrendik. Milley, Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanı Korgeneral İlias Leondaris'la görüşerek Rumlardan deniz ve hava askeri üsler konusunda "diğer ülkelere tanınan hakları" talep etmiştir.

AB Kıbrıs'ta taviz istemeye hazırlanıyor…

Türkiye son günlerde AB ülkeleri ile ilişkilerini rayına oturtup mevcut krizden çıkma yollarını aramaktadır.Bilindiği üzere Türkiye'nin tam üyeliği konusunda birçok başlık Rum Yönetimi'nin vetosu ile karşı karşıyadır ve birçoğu bu nedenle dondurulmuştur.Türkiye'den istenen Rum Yönetimi ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve Kıbrıs'ta çözüme yönelik ödün vermesidir. Türkiye bir taraftan ABD ile ciddi gerilim yaşanırken diğer taraftan da AB'nin Kıbrıs Türkünün felaketi olacak talepleri arasında sıkışıp kalmıştır. Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'ta iki tarafa daha dengeli ve adil davranması konusunda KKTC makamlarının sayısız girişimi maalesef sonuçsuz kalmıştır ve AB her şart ve koşulda üyesi Rum Yönetimini desteklemeyi sürdürmektedir. AB,Kıbrıs'a ilişkin kararlar alırken Ada'daki gerçekleri ve siyasi hassasiyetleri ne yazık ki dikkate almaktan kaçınmaktadır.                                                                                   

AB, Rum yönetiminin Kıbrıs Adası'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını hiçe sayan Rum Yönetimi'nin eylemlerini desteklemekte ve bu hususta Türkiye'nin uyarılarını dikkate almak bir yana tersine Türkiyenin sözde 'saldırgan ve tahrikkar' eylemlerini sonlandırmayı talep etmektedir.Türkiye Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığındaki hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceğini, Kıbrıs Türk tarafına verdiği destek çerçevesinde KKTC ile birlikte gerekli adımları atmaya da kararlı olduğunu  çeşitli vesilelerle açıklamıştır.                   

Görüldüğü üzere çok hassas bir dönemden geçilmektedir ve AB'nin Türkiye'den birçok konu yanında Kıbrıs konusunda da taviz vermeye zorlayacağından hiç kuşku yoktur.Önemli olan Türkiye'nin elindeki güçlü kozları devreye sokması,ve ne ABD'ye ne de AB'ye ödün vermeden mevcut krizden en az zararla çıkmasıdır.