Sessizce öldüler

A+A-
Afet ILGAZ

Kırıkkale’deki depo patlamasında ölenleri duyunca, içimden bunu söyledim: Sessizce öldüler. Aslında büyük ölümlerdi ama sessizdi. Birkaç başörtülü anne ve eş eşliğinde bir görüntüydüler.
Bazen Irak sınırında 35 oluyorlardı, bazen tersanede iki, bazen sele kapılırlardı, bazen inşaat çöküyordu.
Bazen pusuya düşüyor, dağlarda kalıyorlardı, bazen bombalanmış otobüslerde ölüyorlardı. Karşı yakadakiler  “Molotof atarlarsa ne olur, bırakın stres gidersin çocuklar” diyorlardı pişkin ve arsız gülüşlerle.

***


Bazen kalabalıklar eşliğinde, sessizdiler, bayraklar altında giderlerken. Fakir evlere, gecekondulara bayraklar asıyorlardı geride kalanlar. Sessiz bayraklar. “Şehidimin son örtüsü.”

***


Sessiz ve temiz ölümler... Çaresiz ve çaresiz.... Öte yakadakiler... Bu sessizliği duyamayacak bir mesafede oluyorlardı. Yüksek duvarların içindeydiler. Yüksek ve süslü. Yüksek duvarların ve bin bir yüksek hesabın. Çok sesliydiler. Sessizlik nedir bilmiyorlardı. Ölmemeye dair bin bir yüksek hesapları vardı.
Oysa ötekiler sessiz bir ölümün kucağında, hesapsız yürümüşlerdi ölüme. Duyulmamaları bu yüzdendi.

***


Kah Irak sınırında, kah tersanelerde, inşaatlarda iskeleden düşerek, depremlerde sessiz kalabalıklar halinde... Çadırlarda yanarak...
Bazen adları Kuddüsi olurdu, Bazen Cezayir (patlamada ölenlerden birinin adı)... Sessizdiler ve ölmüştüler.
Yüksek ve süslü duvarların içindekiler bu sessizliği duyamıyor ve göremiyorlardı. Onların ölümü de böyle olmuştu.

Yazarın Diğer Yazıları