Şiar’ın arkasından...

A+A-
Altemur KILIÇ

Seksen yıllık can dostum Şiar Yalçın’ı Ankara’da, Allah’ın rahmetine tevdi ettik. Meğer arkasında, fazlasıyla hak ettiği gibi, “Güzel Türkçe” tutkusundan, “Briç ustalığı”na kadar, ne kadar çok hayran bırakmış... Çok mütevazı idi... Sağlığında kendisini reklam etmeyi kesinlikle sevmezdi, ama eğer hakkında yazılanları  “oradan” görüyorsa, ölümünden sonra da olsa, kıymetinin bilinmiş olmasından memnun  olurdu... Şimdi, elim telefona uzanıp, onu arayıp sağlığını sormaya veya “ansiklopedik” kafasından bilgi almaya gidiyor fakat, ben artık bu konuda kişisel duygu sömürüsü yapmamaya, acımı bağrımda saklamaya karar vermiştim.. Ancak, Atatürk’e ve Atatürkçülüğe bağlılığı şüpheli ve her fırsatta bunları, kıyısından köşesinden hırpalamaya yeltenen Taha Akyol, bu vesileyle de, gene bir yerinden Mustafa Kemal’e dokundurmuş... Ben bu iddiaya cevap vermemezlik edemezdim. Akyol bir “hikaye” anlatıyor, “İzmir suikastından sonra Maliye Vekili Cavit Bey, Selanikli ve dünyanın sarraflarıyla, mali çevreleriyle ilişkileri sıkı.  Bunlar ve Türkiye’deki yakınları bir kampanyaya girişmişler. Cavit Bey idam edilemez, zira Cavit Bey eğer idam edilirse bütün Garp alemi, farmasonlar, bankacılar Türkiye’nin aleyhinde cephe alırlar! Propaganda Mustafa Kemal’e kadar aksettirilmiş, Gazi düşünmüş ve şöyle demiş; “Bir asın bakalım, ne olacak...” Akyol yazısını şöyle noktalamış: “Asıldığında 52 yaşındaydı, eminim asılmasaydı, on yıl sonra Cumhuriyet’in maliye bakanı olurdu, iyi de olurdu.
Bu konuda Akyol’a katılıyorum; Cavit Bey eğer yaşasaydı, eminim on yıl sonra Cumhuriyet’in Maliye Bakanı olurdu, iyi de olurdu. İdamı benim de gönlümde bir yaradır. Atatürk’ü biraz olsun tanıyanlar O’nun böyle konuşmayacağını bilir!
Şiar, herhalde Atatürk hakkındaki bu dedikodudan haberdardı ama itibar etmemişti. İdam hükmünü veren babamı affetmedi, ama Atatürkçü idi ve göğsünde hep Atatürk rozetini taşırdı. Tavsiye ederim, birkaç gün önce Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu konudaki yazısını okuyun. Fırsat bulursam bu yazıyı ben de
yayımlayacağım.
Ne yazık ki veya ne anlamlı ki, Şiar ve ben Cavit Bey’in idamı konusunu hiç konuşmadık. İkimiz de biliyorduk ki, bu olay bir siyasi tasfiye hareketi idi. Her devrimin kaderinde böyle “tasfiyeler” vardır. Babama Cavit Bey’in neden haksız yere idam edildiğini sorduğumda da “Cavit Bey değerli bir adamdı ama suikast komplosundan haberdardı. Toplantılar onun evinde yapılmış” demişti. Hele bugünkü  “Ergenekon”  iddiaları düşünülürse, bu iddiaların ne derece doğru olduğunu sorgulamak gerekir. “Haberdar” olmak idam gerekçesi olur mu? Ama dedim ya, maksat siyasi tasfiye! Bunları yazdığım için kendi  babama ihanet etmiyorum. O ve diğer İstiklal Mahkemeleri hakimleri, Mustafa Kemal’in adamları ve devrimin savaşçıları olarak Cumhuriyeti korumak için görevlerini yapmışlardı. Allah hepsinin taksiratlarını affetsin...
Şiar’la son zamanlarda, babasının mezarını arıyorduk, ama bulamadık. Şimdi İş Bankası Kültür Yayınları, Cavit Bey’in anılarını yayımlayacak. Bu kitap herhalde mezar taşının yeri gibi kalacak.
Bugün, binlerce Atatürkçü İzmir’den başlayarak, Anıtkabire gelecek ve Atatürk’ün son istirahatgahını, dev bir Türk bayrağı ve milyonlarca çiçekle donatacaklar.
Ve Yüksek Komuta Heyeti Güllerin Çankaya’sındaki resepsiyona katılmıyorlar! Hepsini candan kutlarım.

Ve son bir not: Dünkü Taraf’a ve mâlum diğer gazetelere baktım; Cumhuriyetin yıldönümünü görmezden gelmişler!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları