Sıcak yazın ilacı AVM'ler

A+A-
Gülay TUNÇEL

Mevsim yazı gösterse de benim üzerinde babaannemin ördüğü eski hırkam varsa bilin ki bana yaz daha gelmedi demektir. Bir de bizim ev kuzey cephesine bakınca soğuğu hissetmemek kaçınılmaz.

Telefonum çalıyor. Çoktandır görmediğim arkadaşım arıyor:

-Hava çok sıcak müsaitsen görüşelim ancak serin yer olsun..

-Bu hava bizi çarpar sen deniz kenarı olsun demeden ben söyleyeyim.

-Tuhaf bir sıcaklık var.. Arkası kesin yağmur bunun..

Gülüyorum.

-Bizim evi tarif ediyorsun, yaz-kış bizim ev buzhane

Kahkahalarla gülüyor.

Ancak kime sorsak tropikal mevsime geçtik, aynı gün 4 mevsimi bir arada yaşamaktan hastalanıyoruz. Aman dikkat ediniz.

Sizlere de hastane yolu gözükebilir.

Hazırlanıp dışarı çıkıyorum. Hava gerçekten sıcaklığını fazla hissettiriyor.

En yakın alışveriş merkezine gidiyoruz..

İçeri girmeye çalışmak ne mümkün..

Hafta içi olmasına rağmen giriş kapılarında bayağı bir kuyruk var bekliyoruz. İçeri giriş yaparken merkezi sistemle çalışan klima sisteminin yüzüne çarpan soğukluğunu hissediyorsunuz...

Ancak bizlerden önce turlarla Orta Doğu ve Arap ülkelerinden misafirlerimiz çoktan açılışı yapıp gelmişler bile... Onlarca markalı poşetlerin üzerine oturarak bir güzel de keyif yapıyorlar. Telefon konuşmalarını sürdürüyorlar.

Adım atacak yer yok. Dünya karması kültür burada.

Asansöre yöneliyoruz.

Arkadaşım gülerek oh bee çekiyor... Güneş çarpmasından son dakika kurtuluyoruz. Biliyorum huyunu sahili görünce, "Hava ne güzel yürüyelim biraz diyecektin ve anlamadan güneş ışınlarından çarpılacaktık" diyorum. Ancak buradaki gürültülü kalabalığın başını döndürdüğünü söylüyor.

Bizimle birlikte asansöre yönelen genç gruptan sesleri duyuyorum; "LYS de bitti çok şükür. Kafam rahat kurtulduk. Çok sıkıldık, stres çok yaptık.. İnşallah iyi not alırız. Bayramda rahatız" diye birbirlerine moral veriyorlar.

İlerlerken iki orta yaş mensubunun konuşmalarına kulak misafiri oluyoruz:

-Yavaş yavaş üst kata kaçalım.

-Orası da doludur.

-Olsun bir yer buluruz elbet...

-Abi ülkelerinde bu kadar rahat değiller .

-Baksana adam yerde uyuyor, biz utanırız.

-Alışık onlar.

-Kültür, medeniyet Hocam...

-Sorma.. Haklısın Hocam...

Şaşkınlık devam ederken... Sabahtan beri bir şey yemeden ameliyata girdiğini anlatıyor iki orta yaş grubu beyefendi:

-Acil ameliyatlar son dakika çıktı. Yemek yiyelim kaçarız

-Tamam, peki..

-Serin serin oh iyi geldi.

İnsanlar asansöre akın etmiş durumda.. Asansöre birlikte giriş yapıyoruz.

-Ancak fazla mı serin ne içerisi?

-Omuzlarımız tutulmasın?.. 

İki doktor birbirleriyle şakalaşıyor...

-Bir şey olmaz alışıksın sen...

-Saatlerce ameliyathanede soğuğun içinde yaşıyoruz...

Hastayı korumak amaçlı enfeksiyonları önlemek mikroplarının oluşumuna engel olmak açısından kim bilir kaç saat zorunlu soğuk alan olan çalışma alanları ameliyathanede hayat kurtarıyor, güneşi görmeden, dünyadan bir anlamda koparak, maden işçileri gibi çalışıyorlar diye bir an dalıyorum... Zor iş arkadaş... Artı tarafı... Soğuk havaya alışık olmaları, kışın evde doğal gaz faturası  açısından iyi.. Gerçi evde yaşlı ya da küçük çocuk yoksa tabii diye de kendi kendime söyleniyorum.

Hekimlik, sağlık sektörü ilgi alanım olunca. Tesadüf aynı mekana oturduğumuz için rahat neşeli ve mutlu halleri daha da dikkatimi çekiyor. Genel cerrahi ve kadın doğum alanında uzman olduklarını konuşmalarından çıkarıyorum.

Bugün doğumları arasında geç yaş olmasına karşın normal yoldan ikiz bebek doğumunu da gerçekleştirmenin mutluluğunu paylaşıyor meslektaşıyla. Doktorun keyfi yerinde anlatıyor. Çok duygulanmış kendisinin ismini de vermişler.

-Abi doğum bitimi sırasında fark ettim ekibinle hareketliliğini, neydi vaka..

-Dünyanın en zor hastalığı obezite cerrahisiydi. Genetik yatkınlık, dikkat edilmemiş beslenme alışkanlığı, hareketsiz yaşam, psikolojik nedenler, alkol, sigara, baz  ilaçlardan, hormonal ve metabolik etmenler, sık aralıklarla düşük enerjili diyetleri uygulama gibi durumlardan kaynaklı sağlık sorunu yaşamış.

-Desene bütün belirtileri yaşıyor..

-Genç de hasta aşırı kilosu yüzünden destek alarak yürüyormuş, yorgunluk, tansiyon, kolesterol, şeker, tansiyon başlamış. Doktor kontrolünde diyetle de  başaramamış. Ameliyat tek çareydi. İkna oldu.

- İyi fark etmişler.

- Zaten başka alternatifleri yoktu.

Güzel iyi bir ameliyat yaptıklarını, hayat kurtardıklarını meslektaşına anlatıyor.

-Elinize sağlık Hocam. Maalesef ki dikkat edilmez ise, şişmanlık çağın hastalığı.

-Çok dua edecektir sana ellerine sağlık.

Her işin bir zorluğu var her meslek kutsaldır... Ancak hekimliğin bana göre de çok ayrıcalıklı olduğunu düşünüyorum. Düşündüğümüzde küçük bir yarada bile kıyametleri koparanlar vardır. Mutlaka aramızda, ayılan bayılan vs... Utanırız diye ailemize, eşimize bazen rahat söyleyemediğimiz durumlarda doktorlarımız,  kişinin öz güvenini alarak bedene dokunup tanı teşhis ve tedavi aşamasına gidiyor. Yetmedi ileriki aşamada ekibiyle sağlık konforumuz adına ameliyatla sizi iyileştirmek için büyük çaba harcıyor ve sizin sağlığınızla birlikte yaşam sorumluluğunuzu üstleniyorlar. 

Hekimlik büyük riskli, zor iş arkadaş.

Saygıyla eğiliyorum.

Garson geliyor, ne ikram edelim diye soruyor... Konuşmalar sesler alıp başını gidiyor.. Biz de arkadaşımla görüşemediğimiz günlerin acısını çıkarıp keyif yapıyoruz.

Sağlıklı güzel haberler almanız dileğiyle.

 İyi bayramlar diliyorum.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları