Şiddete çanak tutmak!..

A+A-
Murat TAŞKIN

Türkiye, adeta “şiddetle yatıyor, şiddetle kalkıyor.”
Cadde ve sokaklarda şiddet, ailede şiddet, şirkette şiddet, spor da şiddet...
Anlayacağınız şiddetin her türlüsü adeta Türk insanının bir parçası oldu, ya da yaşam biçimi haline getirildi.
Şiddetin bir amaçları var, bir de araçları...
Amacı, adeta “amaca ulaşmak için her yol mubahtır” mantığıyla sürekli yönetmek, hükümran olmak ve de kazanmak isteyenlerin kişisel veya siyasal çıkarlar elde etme hedefleri...
Bu aşağılık amaçların araçları ise söz, küfür, tokat, silah ve bir de para denilen günümüzün en geçerli aracı ile “saman altından su yürütülerek” yapılan şike...
“Ben kazanayım da ne olursa olsun” mantığının galebe çalınması, yani uygulanması demek olan bu amaca hizmet eden araçlardan silah ile para gerçekte birbirine çok uzak görülebilirler.
Ancak, sonuçta bir hakkın gaspına neden oldukları için ikisi de aynı yere çıkar...
Bir insanı, bir grubu, bir toplumu ha öldürmüşsün, ha süründürmüşsün...
Yaşamayı onurlu bir şekilde ayakta durmak ve hak ettiğin kadarını kazanmak olarak doğru tarif ediyor iseniz ikisi de aynı kapıya çıkar.
Eski Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay’ın üstün gayretleri ile Türkiye gündemine giren ve her kesimden herkesin katkısıyla ittifakla çıkarılan Sporda Şiddet Yasası, özellikle son yıllarda şiddetin her türlüsü ile yatılıp-kaldırılan toplum haline getirilen Türkiye için yeterli olmayınca, bundan önceki Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın çabaları ile yeniden meclise getirildi ve başta iktidar partisi olmak üzere parlamentonun tümünden kabul görerek son şeklini aldı.
Ancak, son şike olayları ve ardından yaşanan gelişmelerle bu yasa aradan daha 4-5 ay geçmeden yeniden gündeme taşınmaya çalışılıyor. Bu taşıma işleminin başında da Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın olduğu görülüyor.
Göreve geldiği ilk günlerde, “Bu yasa Eski TFF Başkanı Mahmut Özgener’in çabaları ve muhalefetle yaptığı kulislerle çıktı” şeklinde açıklama yapan Suat Kılıç’a, bu ithamın muhatabı hesabıyla Faruk Nafız Özak’ın cevap vermesi gerekirdi. Ama, Sayın Özak’ın kavgayı sevmeyen ve çok açık olarak bordo-mavi rengi bulunmasına rağmen, işi ile aşkını karıştırmama düsturu (ki çok doğrudur), biraz da partisi hesabıyla susmasına neden oldu.
Sayın Özak bir şey demedi ama, biz son yasanın iktidarın her aşamada onayı ile çıktığını çok iyi biliyoruz. Şimdi ise sanki, böyle bir onay verilmeden kadakulleye getirilmiş gibi algılatılıp, şike cezalarına temel de teşkil edeceği için değiştirilmeye, daha doğrusu hafifletilmeye çalışılıyor.
Bunun ne derece ve neresinin doğru olduğunu, sadece sporla ilgili değil, tüm kamuoyunun iyi değerlendirmesi gerekiyor.
Bunun değerlendirmenin sağlıklı yapılabilmesi için, sadece kişisel, grupsal ve siyasal hesaplar bir kenara konsun yeter. Yoksa, aksi tercih biçimi, tıpkı Habur Sınır Kapısı’ndan girenlerin Türkiye’yi nereye taşıdıklarını hatırlayarak, daha kötü şeylere sebep olabileceğini unutmayalım. Bunun adı da “şiddete çanak tutmak” olacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları