Sıfır seçenek!

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU
Durup dururken “Cumhurbaşkanının süresi kaç yıl olacak?” tartışması ortaya atıldı.
Böylece “işsizlikteki artış” unutuldu, Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un “Yeter yahu. Sabrımız taşıyor!” çıkışı unutuldu ve daha pek çok şey unutuldu!..
Genelkurmay Başkanının her “sert!” açıklamasının ardından operasyonlar oluyordu. Yine oldu. Ve onlar da unutulacak.
Dün bu satırları yazdığım saatlerde, haber kanalları “Görevdeki bir Tuğgeneral ile bir Tümgeneral sorguda” altyazıları geçiyordu. Haber bültenlerinin ilk haberi ise, “Ergenekon ilk kez görevdeki bir ordu komutanına uzandı. 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ikinci kez sorguya çağırıldı. Bu kez gelmezse polis işlem yapacak” idi.
Habertürk’ün İzmir muhabiri saat 16.36’da, bu komutanların Adliyeye “mahkum girişinden” içeri girdiği haberini verdi!..
Ardından da, “Erzurum savcılarının, Erzincan savcılarının odalarını aradığı!” haberi geldi.

Seçimi tamamdı, sıra süreye geldi!
Ve bu ortamda, Türkiye, daha yıllar varken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün süresini tartışıyor.
Hadi biz de tartışalım!..
Koca koca adamlar Meclis’te milletvekilliği yapıyor..
Başlarında bir başkanları var..
Ayrıca başbakan var, ana muhalefet ve muhalefet milletvekilleri var...
Bunların tümü toplanıp kanun yapıyorlar, anayasa değişikliği yapıyorlar. Ama nedense becerip de, akıl edip de, oraya  “süre” yazmıyorlar!..
Daha önceleri de vurgulamıştım. Bu nasıl kanun yapmaktır ki, her konuda bırakın siyasi tartışmayı, “teknik” sorunlar çıkıyor?
E işte öyle bir Meclis yapımız var.
Türkiye yıllardır siyasette “sıfır seçenek” noktasına getirilmiş de haberimiz yok, diyeceğim.
Ama haberimiz de var.

Halktan korkanlar
Bizim gibi Donkişotlar (!) uğraşıp duruyor, bilgilendiriyor, haber veriyor ama  “düzen” devam ediyor.
Bu kadar milletvekili, bu kadar hukuk tekniğini bilen uzman ne işe yarıyor, insan şaşıyor doğrusu.
Bakınız.
Cumhurbaşkanı Gül seçildiğinde de büyük “yanlışlık” yapıldı. Yazmaktan usandım.
Yine bu Meclis’in yaptığı “anayasa değişikliğine” göre, bu cumhurbaşkanını  “halk seçecekti.”  Ama gittiler kendileri seçtiler.
O zaman ne gürültü çıkarmışlar, “Efendim halktan mı korkuyorsunuz?” gibi ne büyük laflar etmişler, ama halka gitmemişlerdi!..
Yıl 1912.. Tam 98 yıl önce.
Tevfik Fikret, “Doksan Beşe Doğru” şiirini yazıyor ve
 “Kanun diye topraklara sürtündü cebinler (alınlar);
Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi” diyordu.

Doksan beşe doğru!
Bu uzun şiiri ve  “98 yıl öncesini!”  merak edersiniz diye iki dörtlüğüyle yazımı tamamlamak istiyorum:
Bir devr-i şeamet (uğursuz devir), yine çiğnendi yeminler;
Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi! (Yüksek ümitleri!)
Kanun diye topraklara sürtündü cebinler (alınlar);
Kanun diye, kanun diye, kanun tepelendi...
Hâlâ tarafiyyet, hasabiyyet, nesebiyyet;
Hâlâ: ‘Bu senindir, bu benim!’kısmeti cari;
Hâlâ gazap altında hakikatle hamiyyet...
Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari;
Son nağmesi yalnız: Yaşasın sevgili millet!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları