Sihirli objektifine poz verenin fotoğrafını artist gibi çekerdi

A+A-
Şemsi SILKIM

İstanbul 1927 doğumlu Meftun Olgaç, Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünden mezun olduğundan çok daha, önceleri, genellikle de bayan arkadaşlarının artistik resimlerini çekerken, eline resmi alanlar, sanki sözleşmişler gibi, şöyle konuşuyorlarmış; “-Bu Meftun, resimlere de meftun... O kadar güzel çekiyor ki, çektiği her resimde bizleri artist gibi gösteriyor. Bizler de kendimizi artist sanıyoruz!...”
 Bu söz öylesine yayılmış ki, başka fakültelerden de ama özellikle kızlar Meftun’un objektifinin önüne geçmek için adeta yarışır olmuşlar. Meftun, blabası Zihni Olgaç’tan aldığı haftalık harçlıklarını hep film almaya bunları banyo ettirdiği Stüdyo Tuna’ya yatırırmış.  Fotoğrafçılık tuktusuna para yetiştiremez olan Meftun imdadına  kocasından aldığı ev masraflarını kendisiyle paylaşan Fransız kökenli annesi Aleksandra Hanım yetişirmiş.        
Meftun Olgaç fakülteyi bitirince, oğlunun bir arkadaşı aracılığıyla girdiği Galatasaray Mecmuası’nda imzalı yazısını beklerken, imzasını hep hep resimlerinin altında imzasını görünce bir gün sorgulamış:
 “-Oğlum, neden maç yazısı veya kritiklerde imzan çıkmıyor da, resimlerin altına koyuyorlar?”
Cevap, babasını bile inandırmış;
 “- Böylesi daha iyi oluyor. Fotoğraf makinemi boynuma takıp futbol sahasının içine, kalenin dibine kadar girdiğim için arkadaşlara hava atıyorum, tribünlerden bile bana seslenen oluyor!.”
 Ve böyle söyleyen Meftun Olgaç, 1950 yılında geçtiği Akşam Gazetesi’nde de imzası hep çektiği resimlerin altında imzası çıkmaya yıllarca devam etmiş fakat bir değişiklikle; Bu kez futbolcular değil en önemli sinema yıldızları ve ses sanatçılarının resimleri ağırlık kazanmış.
Meftun Olgaç, sanat aleminde, sinema yıldızları arasında aranan ve hatta önemli toplantıları için evinden bile telefonla davet edilir hale gelmiş. 1960 yılında Yeni Sabah Gazetesi’nin magazin sayfasında imzası hem resimleri çeken hem yazısını da kişi olarak çıkan Meftun Olgaç olarak popüler olmuş. Sinema Dergisi’nde çektiği resimler ise, fakültedeki arkadaşlarının hayran kaldığı türden artistik resimlerin ayni olmuş. Bu değişik pozları ve yaptığı röportajları Haldun Simavi farketmekte gecikmeyince Meftun Olgaç’ın fotoğrafları Günaydın Gazetesi’nin baş sayfalarını  süslemeye başlamış.
Çok sayıda Altın kalem ve Gümüş kalem, ardından da Burhan Felek Ödülü sahibi olan Meftun Olgaç, kullandığı fotoğraf makinesi gibi kendisinin de yorulduğunu anlayınca, emekli olarak Bodrum Güllük’e yerleşti. Ama eskiden nasıl mürekkep yalayanın, ayrılığı uzun sürmezse, Meftun Olgaç’ın da objektif tutkusu ağır bastı. Tekrar mesleğe, Sabah Gazetesi’ne döndü, ardından Meydan ve Gözcü gazetelerinde de hep sinema yıldızlarıyla ses sanatçılarının ilginç pozlarını objektifinden yansıtmayı sürdürdü. Çevresinde konuşma üslubu ve kibarlığıyla da tanınan Meftun Olgaç, hitaplarında “şekerim” sözünü çok sık kullanırdı. Bundan dolayı magazincilerin “şeker ağbisi” unvanına sahipti. Ömrüne 3 evlilik sığdıran ancak son eşinden ayrıldıktan sonra  Halkalı’da tek başına yaşarken hastalanan, uzun tedaviye rağmen kurtarılamayan Meftun Olgaç 18 Aralık 2006 tarihte aramızdan ayrıldı. 62 yıl mesleğini aktif olarak yapan Meftun Olgaç en son olarak Gözcü Gazetesi’nde sürdürüyordu...



Muhabirlikten işadamlığına...

BAZI kişiler gazeteciliği, basamak yaparak daha paralı ve daha doğrusu amiyane tabirle “Ballı” işlere el atar veya geçerler. Nihat Böytüzün Son Saat Gazetesi’nde spor dahil, çeşitli dallarda muhabirlik yaptı. Röportajlar, ardından yazılar yazdı haberlere imza attı. Bu arada önemli kişilerle yaptığı röportajlarla çevre kazandı. Onlarla samimiyetini arttırma becerisi gösterirken kafası da işliyor, kazançlı yollar arıyordu. İlk kez Kamera Reklamı kurarak, stadyumlarda tabelalarla büyük ve reklamı seven firmaların ilanlarını buralarda sergileyerek büyük bir atılıma imza attı. Harbiye de büyük bir iş Hanın 3. katında “Kamera Reklam” firmasını kurduğunda gazetecilik ikinci planda kalmıştı, alışılmış üstünde ilanlar, reklamlarla büyük isim oldu. Kamera Reklam kökleşti. 1931 İstanbul doğumlu Nihat Böytüzün Tour News Gazetesi’ni kurdu ve gazete patronu da oldu. Girişkenliğiyle Hindistan Fahri Başkonsolosu da olan Nihat Boytözün bu konuda da öncülük yaptı. Nihat Böytüzün’ün ardından, çok sayıda iş adamı veya sükse düşkünü, kariyer sahibi olmak ve protokol da yer almak için, dünyada mevcut olan fakat Türkiye’de temsilcileri bulunmayan ülkelerin Fahri Konsolos veya Fahri Baş Konsolosu olma yarışına girdiler. İsimleri ilk kez duyulan pek çok ülkenin Konsolos ve Başkonsolos tabelaları şehrin her tarafında en cakalı binaların tabela süsü haline geldi. Diğer taraftan Nihat Böytüzün Kamera Ajansı adını taşıyan reklamları denizde de kendini gösterdi yat turizminde de öncülük yaptı, İstanbul Hava Yollarının Kuruculuğunu da üstlendi.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları