Şiir kitaplarıyla…

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Adnan Büyükbaş'ın "Deriniz" adlı kitabı ile başlayalım, "Kayseri Ahde Vefa Topluluğu" tarafından yayımlanmış.

Adnan Büyükbaş, deneme, oyun, öykü ve roman da yazabilen güçlü bir kalem.

Okumaya başladığınızda hemen farklı bir şairle karşılaştığınızı anlıyorsunuz zaten. Adnan Kardeşim, hayatın içinden güncel ve özel ögeleri imge yapıp yerleştiriyor şiirine, buna yergi ve ironi de katıyor, muzip ve vurucu benzetmeler yapıyor. Şairin bu çizgisi ve biçemi onu okunaklı ve çekici kılıyor… Son otuz yılın sosyal ve kuşaksal acılarını da bu kitaptan bir kez daha ve en acıtıcı biçimde hatırlıyor insan.

Bu kitap tamamen okunmalı, biz tadımlık örnek verebiliyoruz ancak:

"Hüzün karanlığıydı aklımı çelen bu seher/bağrımı sen mi taşıyordun/yüreğinde/siyaha boyanmış kuşlarını/gözlerini/hazin bağlar içinde hoyrat bir türküyle/birbirine bağladım saçlarını/hozan olmuştu delikanlı günlerim/sevda derler biraz delidir/biraz delidir/biraz deli…"

Ceylan Akyürek'e ait ikinci söz edeceğimiz kitap, Kora Yayınlarınca yayımlanmış, adı: "Bir Aşk Şarkısı Provası". Kitabın önsözü de bir şiir, bu da ilginç. Kitapta önsöz de dâhil, işlenen ana izlek aşk.

"Hayat gülüyorum sana/Geç kaldım erken de kalksam/Yaşım tutmadı aşk için/Masum bir aşkın günâh provasıydım oysa/Yaşlı bir maskede genç bir kadının/Yüreğini saklıyordum gizlice"

Yaşamla aşkın bir çelişme hatta çekişme hâlinde olduğunu da söylüyor şair, hem de son derece kötümser duygular ve bakışlarla:

"Biz âşıkları kurşuna dizer hayat/Çünkü bu dünyanın kanunu aşksız bir dünyadır"

Koryürek, kimi şiirlerinde gül-bülbül, leyla-mecnun imgeleri ya da simgeleri kullanmış, bence yetti artık, bin yıldır kullanıla kullanıla yalama oldu bunlar, artık yeni şeyler söylemek gerek.

Ve son kitap, "Deryadan Damla"ya adını taşıyor, yazarı Songül Dündar. Kendi yayını yazarın; Âşık Selaheddin Dündar'ın yaşamını, hakkında yazılanları ve Türkiye'nin gelmiş geçmiş, halen yaşamakta olan âşıkları ile yaptığı atışmaları, deyişmeleri içeriyor. Bu arada söyleyeyim, bu değerli Âşık, benim lise yıllarımdan arkadaşımdır, o zaman da çalar söylerdi.

Halk şiirine ve âşık atışmalarına meraklı olanlar için bulunmaz bir yapıt ve Halk Edebiyatı araştırmalarına da kaynaklık edebilecek değerde bir yayın.

Evet, Âşık Dündar-Mürsel Sinan atışmasına yer verelim, siz de görün düzeyi, derinliği:

Mürsel Sinan:

"Dinlesin insanlık aklı selimi/Savaşın silahın yüzü karadır/Her kim ki bilmezse teknik bilimi/Anla ki onların yüzü karadır"

Âşık Dündar:

"Eli kanlı gelsin hele divana/Hukuk düzeninin sözü karadır/Kendine güvenen çıksın meydana/Bizim yiğitlerin gözü karadır"  

Mürsel Sinan:

"Her kim ki her cana dostça bakmazsa/Her kim ki ilm ile iz bırakmazsa/İnsanlık yoluna ışık yakmazsa/Yüreği sönüktür közü karadır"

Âşık Dündar:

"Biz ozanız silahımız saz olur/Dil ehline ne söylesen az olur/Ak günlünün kara kışı yaz olur/Gam çeken bedbahtın yazı karadır"

Mürsel Sinan:

"Mürsel Sinan'ım baktım Pazara/Kimisi ak giymiş kimisi kara/Kim insan olmadan gitse mezara/Beyaza sarsan da bezi karadır"

Âşık Dündar:

"Dündar söyle hangi murada erdin/Bir elinle aldın biriyle verdin/İpine sarılma sakın namerdin/İhanet görürsün tuzu karadır."

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları