Silivri’deki Nostradamus

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Hukuk garabetlerinin yaşandığı Silivri’de balyoz duruşmalarını izlerken ruhum kararıyor. Yargılanan zanlılar kendilerine atfedilen iddiaları öylesine çürütüyorlar ki aşk olsun demekten kendimizi alamıyoruz. Dijital teröristlerin oluşturduğu sözde delillerin hangi yöntemlerle nasıl yapıldığına dair bilgisayar destekli sunum mahkeme heyetini bile hayretler içinde bıraktı. Teknoloji özürlü olduğunu kabul eden ben bile aceleye getirilmiş olduğu her haliyle belli olan sözde darbe planları karşısında kahkaha atmaktan kendimi alamadım.
Kürsüye elindeki ek klasör ile çıkan Kurmay Albay Mustafa Önsel 160’dan fazla sahteciliği tespit ettiği dosyayı havada sallayarak  “Bu klasörü kim hazırladıysa Allah’ın gazabı üzerinde olsun” sözleriyle başladı konuşmaya. Bursa Jandarma Bölge Komutanlığı’nda kurmay başkanlığı yapan Önsel, kuruluş şemasını ekrana yansıtarak Balıkesir, Bilecik, Bursa, Kütahya, Çanakkale ve Yalova illerinden oluşan sorumluluk alanlarına iddianameyi hazırlayanların Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Edirne ve Düzce’yi eklemelerini  “Allah ayaklarına dolaştırmış” diye yorumladı. Bursa’da gözaltına alınacak bürokrat listesinin başında Vali Oğuz Kağan Köksal’ın yazıldığını, oysa olay tarihinde Köksal’ın Adana Valisi olduğunu kanıtlarken,  “Bursa Valiliği’ne Köksal’ın atanacağını aylar önce bilmem için müneccim olmam gerekmiyor mu?” sözleriyle ironi yaptı.
Uludağ Üniversitesi öğrencilerini fişlediği iddiasına karşılık düzmece listede ismi bulunan Sağlık Meslek Yüksek Okulu öğrencisi Atilla Bulut’u örnek gösteren Önsel, “belgelerde 12.03.2003 tarihi yazıyor, oysa bu öğrenci 15.01.2009’da okula kayıt yaptırmış. Yani 6 yıl önce ilköğretimde okuyan Atilla’nın günün birinde Uludağ Üniversitesi’nin kazanıp kayıt yaptıracağını bildiğim için bundan böyle bana Nostradamus Mustafa diyebilirsiniz” deyince hâkim heyeti başta olmak üzere mahkeme salonunda kahkaha tufanı oluştu. Önsel Albay müthiş hatip. O konuşurken tutuklu generaller pür dikkat dinliyor. Savcı ve hâkim heyetinin sözlerini kesme şansı yok. 52 kişilik listeden bir tekinin bile kendisi tarafından hazırlandığının ispatı durumunda bu salonda kendini yakacağını belirten Mustafa Önsel, evrensel hukuk ve 18. yüzyıl Almanya’sını örnek verdi. Alman Kralı Fredrich Wilhelm ile davalık olan bir değirmencinin krala yönelik, “Bana bir şey yapamazsınız, çünkü Berlin’de hâkimler var” deme cesaretini hâkimlerden aldığını ifade eden Önsel, “Beşiktaş’ta hâkimler var mı?” sorusunu yöneltme hakkının olup olmadığını sordu.
“Elinizde başka delil var mı söyleyin, onları da tek tek çürütelim” diye seslenen Önsel,  “İrticacı suçlamasıyla ordudan ilişkisi kesilmesi istenen personel arasında bulunan Kenan Kalay’ın akrabası olduğunu, seminere katılmadığı halde kendisinin tutuklu bulunmasına rağmen Kenan Kalay’ın seminere katılan personel arasında yer aldığını, dolayısıyla söz konusu belgelerin sahte olduğunu”  belirtti.
Konuşması esnasında kurt, tilki ve tavşan fıkrasını anlatan Önsel,  “Sonuç olarak ben ne dersem diyeyim siz kurt ve tilkinin tavşanı dövebilmek için şapkam nerede dediği gibi yapacaksınız”  diye konuşunca mahkeme başkanı Ömer Diken  “Yok yok öyle demeyiz”  cevabını verdi. Tutuklu sanıklar arasında bulunan Mehmet Yoleri’nin ağır hasta olduğunu, konuşamadığını, dışarıdaki eşinin ise kanser olduğunu hatırlatan Önsel,  “Hiç olmazsa onun tahliyesine karar verilerek son günlerini yaşamasını talep ediyorum” deyince seyirciler gözyaşlarına hâkim olamadı. Kelimenin tam anlamıyla insanlık dramının yaşandığı Silivri’de daha neler var neler!.. Yazmaya, yükselen feryadı dillendirmeye devam edeceğim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları