Sınırda Sırp isyanını hatırlatan görüntüler

İsrafil K.KUMBASAR

Gelecekler, geliyorlar derken, ‘hamdolsun’ barış elçileri sonunda çıkageldiler.İmralı’daki büyüklerinin onayından çıkan müthiş plan doğrultusunda, ‘kan’ ve ‘barut’ kokan ‘gitarlarını’ arkadaşlarına emanet ederek, ‘son model cipler’ ile eve doğru yola koyulan barış elçileri, ‘tarihi fırsatı’kardeşliğe dönüştüren marşlar eşliğinde bir şafak vakti ansızın Habur Sınır Kapısı’na dayandılar.
‘Savaş kazanmış’ muzaffer bir ordunun mensupları gibi, üzerlerindeki ‘üniformalar’ ile mağrur adımlarla yürüyüp ‘zafer’ işaretleri yapan barış elçileri, sınır boyunda toplanan kalabalıklar tarafından ‘karanfiller’ ile karşılandılar.
Ellerindeki ‘müzakere’ mektuplarını gösterip, “Buraya liderimiz Apo’nun isteği ve talimatları doğrultusunda geldik”  diye ısrar etmelerine rağmen, ‘Pişmanlık Yasası’ kapsamına alınan barış elçileri, ‘toplam 3.5 saat’ süren göstermelik bir sorgulamanın ardından serbest bırakıldılar.
Barış elçilerinin sebeb-i ziyaretini ‘milli birlik projesinin’ bir adımı olarak değerlendiren Tayyip Erdoğan, şöyle dedi:
- “Sınırdaki manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Çok güzel şeyler, umut verici, sevindirici gelişmeler oluyor.”

* * *

Oysa, Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzaralar, her nedense hemen aklımıza ‘Sırp İsyanı’nı getirdi.
Rusya’dan aldıkları destekle Sırbistan’da ‘bölücü’ faaliyetlere başlayan, bir ara Osmanlı Payitahtı’ndaki ‘iç karışıklıklardan’ faydalanarak Belgrad’ı ele geçiren Kara Yorgi liderliğindeki çeteler, ‘sert askeri operasyonlar’ karşısında canlarını kurtarabilmek için Avusturya’ya kaçmak zorunda kalırlar.
Dönemin süper güçleri olan İngiltere ve Fransa, hemen devreye girerek, bir ‘demokratik açılım projesi’ hazırlarlar.
Bu projeye göre, Sırplara bazı ‘kültürel haklar’ verilecek, Avusturya’da üslenen çete mensupları da ülkelerine geri dönecektir.
Plana uyan Sırp ayrılıkçılar, sınır boylarında törenlerle karşılanırlar.
Peki ya sonra ne olur?
‘Halkın arasına’ karışarak devlet aleyhine yoğun bir ‘propaganda’ kampanyasına girişen ayrılıkçılar, buldukları ilk fırsatta Miloş Obronoviç önderliğinde ‘topyekün’ bir isyan başlatarak önce ‘özerklik’, ardından da ‘bağımsızlık’ ilan ederler.
Daha sonra diğer etnik grupları da etki altına alan ve bütün Balkanlar’a yayılan isyan, Osmanlı Devleti’nin dağılması ile sonuçlanır.

* * *


‘Dindarlık’ söylemi ile ‘milli iradeyi’ ipotek altına alıp devletin tepesine çöreklenmiş olan yıkım ekibinin, sınırda ‘tam kadro’ işlediği aleni ‘hukuk cinayeti’ sayesinde ellerini kollarını sallayarak evlerinin yolunu tutan teröristlere, ‘gazilik madalyası’ verilip verilmeyeceğini bilemiyoruz.
Ancak, hiçbir şey olmamış gibi, DTP’li ağaların altlarına tahsis ettikleri özel makam araçlarıyla ‘halkın arasına’ karışan teröristler, ellerine tutuşturulmuş olan ‘yol haritası’ doğrultusunda şimdiden ‘propaganda faaliyetlerine’ başladılar bile.
Sakın, kimse kimseyi kandırmasın.
‘Akan kanın durdurulması’ söylemi üzerinden yola çıkan ve senaryosu ‘okyanus ötesinde’ yazılan ihanet projesi, ileride patlak vermesi muhtemel ‘büyük isyanın’ değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramayacak.
Daha şimdiden, sınırlara yığınak yaparak ‘zafer naraları’ atan o kalabalıklar, anlayanlar için bir şeyler hatırlatmıyor mu?
Bazen ‘gelecekte’ neler olacağını görebilmek için illa da ‘kahin’ olmak gerekmiyor.
‘Geçmişe’ bakmak yeterlidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş